TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Madenciliği öğrenmeye niyetimiz yok!

galerisini su bastı. Acı yaşama sırası Karaman Ermenek’teydi. Böylece, son yıllarda farklı bir maden kazası türüyle de karşılaşmış olduk. Fakat madenlerde bölgesine, yerine göre su basma riski her zaman gündemde olan bir risktir. “İlk defa oldu, yaşandı’ türünden savunmalar kabul edilemez. Mesela Çin’deki maden kazalarında sık yaşanan bir durumdur su basması. Fakat her seferinde farklı bir hadiseyle karşımıza çıkan maden kazaları gösteriyor ki, çağın şartlarına göre maden işletmeciliğini öğrenmeye niyetimiz yok.

Yaşanan kazalardan yeterli dersler çıkarıp önlemler almıyoruz. Kaza anlarında olay mahallerine giden yetkililer, aynı duyarlılığı yaşanan elim hadiseler sonrası faaliyette olan diğer madenleri denetleme, inceleme ve riskleri giderme konusunda göstermiyor. Madenciliğin çağın şartlarına göre yapılması yönünde çabamızın olmaması yüzünden de milli kaynaklarımızı değerlendirmede zafiyet gösteriyoruz. Bu yüzden son yıllarda yerli kömüre dayalı termik santralları hayata geçiremedik. Ama ithal kömürle çalışan santrallar için kamunun desteğiyle de iş dünyası kuyruğa girmiş durumda. Daha önemlisiyse, maden işletmeciliği konusunda ve yerli kömürün verimli kullanılması hususunda dünyadaki teknolojik gelişmeleri de takip etmiyoruz. Ve kazalar göstere göstere geliyor.

Bu sene yaşanan elim Soma kazası sonrası ne oldu? Düzenlemeler yapıldı, ama netice değişmedi. Neden? Çünkü kazalar sonrası tek başına yasa çıkarmak, mevzuatları gözden geçirmekle riskler azalmıyor, kazaların önüne geçilemiyor. Karaman Ermenek’te kömür ocağında, su kaynağının patlaması sonucu meydana gelen hadise ortada. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, özellikle Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürü Mustafa Aktaş ne düşünüyor acaba? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, son yaşanan kazayı nasıl izah edecek cidden merak ediyorum?

Maden kazalarında Çin’le yarışıyoruz

Çin’de kömür madenlerinde kaza ve ölüm oranları giderek düşmeye devam etse de her seneyi binin üzerinde can kaybıyla kapatıyorlar. Mesela 2013’te 589 kaza ve 1049 ölüm kaydedilmiş. Ama mutlaka kayıtlara geçmeyenler de vardır. Fakat 2012 ile karşılaştırıldığında, kazalarda ve can kayıplarında yüzde 24 oranında azalma olduğu görülüyor. Çin’deki hadiselerin medyaya yansıyanlarına baktığımızda, su baskınlarının da yoğunlukta olduğunu görüyoruz. 2011’de böyle bir hadise yaşandı, 20 kişi hayatını kaybetti. Mart 2007’de ise Çin’in Liaoning Eyaleti’ndeki ülkenin en riskli madeninde su basması sonucu 29 kişi yaşamını kaybetmişti. Çinli yetkililer de su baskınının madendeki gaz sızıntısının ardından meydana geldiğini açıklamıştı. Kazalar meydana geldikten sonra Çin ve insan hayatının önemi olmadığı benzer ülkelerde, güzel bahaneler üretiliyor. Maalesef Türkiye de 2014’teki maden kazalarıyla Çin’i yalnız bırakmadı. Hatta kömür üretim rakamları ve madenlerde çalışan sayısıyla kıyasladığımızda Türkiye’nin karnesi daha kötü olabilir.

Türkiye az üretiyor çok kaza yapıyor

Çin, dünyanın maden kazalarına en çok kurban veren ülkesi. Sebepleri de biliniyor: Yeterli güvenlik önlemlerinin alınmayışı ve kaçak işletilen madenler. Türkiye’nin durumu da Çin’den farklı değil. Ancak Çin’den ayrıldığımız konu madenleri değerlendirmede onlar kadar mahir değiliz.

Türkiye, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yerli kaynaklarını Çin kadar kullanamıyor. Elektrik üretimindeki kaynak paylarına baktığımızda da yerli kömürün payı düşük. Çin enerji üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini kömürden elde ederken, Türkiye yerli kömürünü yerin altında yatırarak, elektrik ihtiyacının yüzde 50’sini ithal doğalgazla karşılıyor. Bu tablo için şükretmemiz mi gerekir, yoksa üzülmemiz mi? Yoksa elektriğin yüzde 50’sini yerli kömürden temin eden bir ülke olsaydık, bu madencilik mantığıyla her yıl ciddi kazaların muhatabı mı olurduk? Mesela ABD elektriğin yüzde 45’ini, Güney Kore yüzde 44’ünü kömürden elde ediyor. Bu ülkeleri Danimarka ve Almanya takip ediyor. Fakat dünya kömür rezervinin yüzde 1’ine sahip Türkiye ise elektriğin en fazla yüzde 25’ini kömürden üretebiliyor. Üretirken de işte böyle kazaların yaşanmasının önüne geçemiyor.

Yukarı