TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Güneş enerjisiyle devr-i âlem

Havacılık tarihine yön vermek üzere yola çıkan günümüzün en ilgi çeken hava aracı Solar Impulse... Havacılığın kaderini değiştiren Wright Kardeşler’in, Wright Flyer adını verdikleri uçağı bezden ve ahşaptandı. Solar Impulse ise son teknoloji kompozit malzemeden ve yakıt olarak sadece güneş enerjisini kullanıyor. Ancak bu haliyle havacılık endüstrisine ne zaman, nasıl bir katkı vereceğine dair kesin bir tarih ve bilgi henüz yok. Solar Impulse’ın ilk prototipiyle 8 dünya rekoru kırılması ve gece-gündüz uçabilen tek uçak olarak tarihe geçmesinin ardından Solar Impulse 2 geliştirildi. Bir önceki modeliyle ABD’yi boydan boya geçerek önemli bir başarıya imza atılmasının ardından geliştirilen yeni model, Haziran 2014’te ilk uçuşunu yaptı. Wright Flyer gibi Solar Impulse’ın da havacılıkta ciddi bir açılım yapacağına dair beklentiler oldukça yüksek. Uçağın 2 pilotunun ilginç hikâyesini, projeye nasıl başladıklarını, yüze varan şirketten sağladıkları desteği ve yeni rekorlara imza atacakları uçuş rotası hakkında bilgi almak üzere İsviçre’de Payerne kenti yakınındaki şirket merkezindeydim.

MACERAPEREST PİLOTLAR

Solar Impulse kadar pilotlarının da ilginç özellikleri var. Daha önce yeryüzüne hiç inmeden balonla 20 gün boyunca dünya turu yaparak bir rekora imza atan pilot Bertrand Piccard, duyduğu heyecan sonrası güneş enerjisini uçaklarda kullanma fikrini geliştirmek üzere yola çıkmış. Piccard, balonu uçuran sıcak havanın farklı bir enerji ile de sağlanabileceğine kafa yormasının ardından uçağın tasarım çalışmalarına 1999 yılında başlamış. Piccard, uçağın yaratıcısı, Solar Impulse şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve pilot. Diğer isim Andre Borschberg ise şirketin kurucu ortağı, CEO’su ve uçağın diğer pilotu. Her iki pilot da Wright Kardeşler’in havacılık dünyasına yaptığı katkıya benzer fırsatların bu uçakla gelecekte hayata geçebileceğine inanıyor. Yani Solar Impulse, önümüzdeki yıllarda sadece güneş enerjisi ile uçacak, çevreyi kirletmeyecek, daha sessiz olacak ve bu özellikleriyle yeni nesil uçaklar için başlangıç modeli olacak.

BU UÇAĞIN BENZERİ YOK

Bertrand Piccard, uçağı tanıtırken, böyle bir uçağın kesinlikle eşi benzeri olmadığını, insanlık tarihinde ilk kez, gündüz ve gece boyunca yakıtsız uçan bir uçak olduğuna vurgu yaptı. Uçakta kullanılan çoğu teknolojinin ilk olduğuna dikkat çeken Piccard, bu teknolojiyle fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmanın ve başta hava kirliliği olmak üzere birçok sorunu çözmenin mümkün olabileceğini söyledi. Dünya çapında zorlu bir uçuşa soyunan Solar Impulse 2’nin kanat açıklığı 747 jumbo jetten daha büyük, tam 72 metre. Her biri 70 beygir gücünde dört özel motoru bulunuyor. Kâğıttan 3 kat daha ince karbon fiber kompozitten yapılan gövdesinin toplam ağırlığı ise 2 bin 300 kg. Gücünü kanatlarına yerleştirilmiş 17 bin 248 adet güneş panelinden alıyor. Potansiyel güneş enerjisi bataryalarda depolanarak, gece uçuşları bu enerjiyle gerçekleştiriliyor. Projenin yapım aşaması 15 yıl sürmüş ve bütçesi tam 150 milyon dolar. Projeye Fransız savunma sanayi şirketi Dassault Systemes dahil tam 90 şirket destek veriyor. İlk uçuşunu 8 Temmuz 2010’da gerçekleştiren Solar Impulse1 ise 26 saat havada kalarak, gece ve gündüz yakıtsız, sadece güneş enerjisiyle uçan ilk uçak olarak tarihe geçmişti.

DÜNYA TURU 5 AY SÜRECEK

Dünya’nın en sıcak ve en çok güneş alan yerlerinden biri olan Abu Dabi’de başlayacak dünya turu, Hindistan, Çin, Japonya, ABD, İzlanda, İspanya ve Fas’ı geçerek tekrar başladığı nokta olan Abu Dabi’de sonlanacak. Uçuşun toplam 5 ay sürmesi bekleniyor. Bu sürenin bu denli uzun olmasının başlıca sebebi ise durma noktalarında uçağın tanıtımının da yapılacak olması.

PİLOTLARA YERDEN DOKTOR DESTEĞİ

Solar Impulse 2’nin yeni görevi olan dünya turu daha zor şartlarda geçecek. Atlantik ve Pasifik okyanuslarını kat ederek 5 gün 5 gece sürmesi beklenen bu uçuş esnasında uçağın kokpitinde sadece bir pilot bulunacak. Dünya turu esnasında her pilot dönüşümlü olarak 4-5 gün kokpitte kesintisiz uçacak. Uçakla sürekli canlı bağlantı olacak, pilotlar yer merkezindeki doktor ve psikyatr kontrolünde olacak, özel ilaç takviyesi ve yine özel yöntemlerle belli periyotlarda uyuyacak. 4-5 günlük uçuş boyunca, her gün için özel hazırlanmış 2.4 kg yiyecek, 2.5 litre su ve 1 litre spor içeceği kokpitte bulunacak. Acil durumlar için de pilot koltuğuna entegre edilmiş paraşüt ve şişme bot bulunan Solar Impulse 2’nin kokpiti her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde özel olarak tasarlandı. Bu uçuşta Solar Impulse 2’nin en büyük handikabı türbülans. Geniş kanatları ve hafif gövdesi ile uçağın sarsıntısının fazla olması sebebiyle kuyruk kısmında bulunan bir iletişim cihazıyla NASA tarafından takip edilecek. Böylece türbülans bölgeleri önceden tespit edilerek, uçuş yönü değiştirilecek. Bu sistemin de havacılıkta çığır açacağı belirtiliyor.

‘YOLCU DEĞİL MESAJ TAŞIYACAK’

Geleceğin tamamen elektrikli motorlar ve güneş enerjisinde olduğunu söyleyen Piccard, “Bu sadece bir deneme. Dolayısıyla hemen 200 kişilik uçakların güneş enerjisiyle uçmalarını görmemiz biraz zaman alacak. Ancak 10 yıl ya da daha kısa bir süre içerisinde kısa menzilli 50 kişilik küçük uçakları görmemiz mümkün olabilir ve bunun üzerine de çalışmalarımız var” diyor. Uçan laboratuvar olarak isimlendirilen Solar Impulse 2’nin sloganı da ilginç: “Yolcu taşımak için değil mesaj taşımak için yapıldı.” 21 Şubat 2015’te Abu Dabi’den başlayacak Solar İmpulse 2’nin dünya turuyla insanlık tarihine neler kazandırılacağını heyecanla bekliyoruz.

Yukarı