TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yerli savunma sanayii ürününü desteklemek!

Türk Hava Kuvvetleri’nin (THK) Güney Kore’den alıp kullanmaya başladığı 350 milyon değerindeki 40 adet KT-1 eğitim uçakları için bulunan 15 adet (150 milyon dolar) opsiyonu da kullanmaya karar vermesinin yankıları devam ediyor. Aslında bu tarz siparişlerin alt detayları okunduğunda genellikle opsiyonların kesine çevrilmesi için ağır şartlar koyulduğu bilinmektedir. Dolayısıyla askeri ürün siparişler verildikten asgari 3 yıl sonra teslim edilebileceğinden, THK’nın 3 yıl sonra teslim almak üzere opsiyonları kesine çevirmesinde takvim olarak bir tuhaf durum yok. Ama elimizde kendi geliştirdiğimiz ve 2018’de hazır olacağı belirtilen Hürkuş varsa, KT-1 opsiyon uçaklarından bir yıl sonra hazır olacaksa, bu siparişler neden veriliyor?

TAI’nin, Hürkuş’un ve Türkiye’nin isminin uluslararası arenada; ‘Uçak yaptılar, başarılı olamadılar’ şeklinde algılanmasına niçin fırsat veriliyor? THK ve TAI yetkilileri, niçin birbirlerine güven konusunda sıkıntı yaşıyor? Üzerinde düşünülmesi gereken birinci mevzu budur.

İkinci husus ise daha önemli; Neden G. Kore’nin KT-1 uçağı tercih edildi? Rakipleri; Brezilyalı Embraer Super Tucano ve Amerikan Raytheon A/T-6 neden istenmedi? Ancak bu sorunun şu aşamada bir anlamı olmayacaktır. Çünkü Türkiye’de bağımsız, alışverişle ilgilenmeyen savunma sanayiinde fikirler ortaya koyacak bir enstitümüz yok. İhtiyacı olan kendi kriter ve araştırmalarına göre yurtdışından, hazır ürün almak üzere yola koyuluyor. Böyle bir enstitümüz olsaydı, şimdi onun dokümanlarından, yayınlarından ve incelemelerinden alıntı yaparak daha sağlıklı eleştiriler geliştirebilirdik, hatta böyle bir şeye ihtiyaç dahi duymayabilirdik.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Savunma Sanayii Müsteşarı (SSM) İsmail Demir’le bu konuyu görüştüğümde, TAI’nin geliştirdiği Hürkuş’un daha erken teslim edilebilmesi için neler yapılacağı üzerinde çalıştıklarını ifade etti. THK’nın Hürkuş için verdiği 15 adet siparişin 2018’den önce teslim edilebilmesi için görüşmeler yaptığının da altını çizdi. Eğer teknik sorunlar olmadan, erken teslim garantisi verilirse, KT-1 opsiyonu kullanılmayabilir! Fakat talep eden THK olunca, Müsteşar Demir’in ifade ettiği gibi SSM’nin reddetme veya kabul etmeme opsiyonu olmuyor. Sadece THK’nın 15 adet KT-1’lere neden 3 yıl sonra ihtiyaç duyduğunu izah etmesi gerekiyor.

TAI’nin sıfırdan geliştirdiği Hürkuş’a gelince; Teslimat takvimi için istediği süre anormal değil. Sadece erken fabrika çıkışı yapıp, ‘Hazır’ algısı oluşturması doğru olmadı. Bu takvimin ileri çekilmesinin önündeki en önemli zorluklar ise yurtdışından temin edilecek başta motor gibi kritik aksamlar olduğundan, bakalım gelişmeler nasıl olacak?

Savunma sanayiinin esaslı meseleleri - 2

1) ABD’de olduğu gibi üniversite ve araştırma kurumlarının geliştirdikleri teknolojileri test edeceği “Battle Space” benzeri kalifikasyon ve test merkezlerimiz yok. TÜBİTAK ve benzeri kurumların bu tarz merkezleri uygun bir işletmecilik modeliyle özel sektöre açılmalıdır.

2) Aynı bakanlık çatısı altında iki Ar-Ge dairesi olur mu? Aynı konuda hem SSM Ar-Ge hem MSB Ar-Ge neden çalışır? Burada ciddi bir duplikasyon ve kaynak israfı söz konusu. Benzer durum diğer kurumlar için de geçerli.

3) Savunma sanayiinde gizlilik prensibi, projelerin başarısızlığını örtmek için kullanılmaktardır. Ve bu şirketler de koruma altında tutulmaktadır. Hesap soran yoktur. Rekabet şartları da engellenmektedir. Buralarda milli ve özgün olarak geliştirilen ürünler tartışmalıdır.

4) Milli ve özgün projelerde sektör koordinasyonu çok zayıf, hatta yok denebilir. A firmasının geliştirdiği alt sistemi, B firması kullanmıyor. Bunun yerine yurtdışından özel izinlerle ürün tedarik ediliyor.

5) Ülkemiz yapısına uymayan, anlamsız çok ağır teminat sorumlulukları ve finansman modelleri yüzünden küçük ve orta ölçekli şirketlerin önü kapatılıyor. ASELSAN ve TAI gibi entegrator şirketler de alt sanayilere girerek, bu alanda çalışan şirketlerin yerine kendilerini konumlandırarak sektörün gelişmesini önlüyor.

Yukarı