TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Milli Piyade Tüfeği’ni kim yapacak?

Kamuoyunun ‘Milli’ kelimesiyle andığı ‘Modern Piyade Tüfeği’ projesinin, başlangıcından bu yana basına yansıyan ve yansımayan boyutları var. Proje başlangıcında bir takvim açıklanmıştı, ancak geliştirilip, üretim aşamasına geçilmesinde çeşitli sebeplerden dolayı gecikmeler oldu, sıkıntılar yaşandı. Son gelinen noktada ise Modern (Milli) Piyade Tüfeği’nin (MPT) gelişim aşaması tamam, fakat kimin hangi yöntemle üreteceğine yönelik ciddi bir tartışma söz konusu.

‘Gelişmiş silah için fabrika değil beyin lazım...’ başlıklı, 17 Aralık 2014 tarihli yazım sonrası konunun tarafı birçok yetkiliyle görüştüğümde ortada ciddi bir tartışmanın olduğunu gördüm. MPT projesi, Ocak 2009 tarihinde imzalanan sözleşmeler ile birlikte, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) ana yükleniciliği ve Kalekalıp alt yükleniciliğinde başlıyor. Tasarım, üretim hattı ve kalifikasyon aşamalarını kapsıyor. Ar-Ge fazında MKE ile beraber çalışan Kalekalıp, bürokrasinin ağır girdabı içinde projeyi planladığı süreden 2 sene sonra tamamlayabilmiş. Akabinde Kalekalıp, 10.000 adet / yıl kapasiteli seri üretim hattı yatırımı gerçekleştirmiş, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın (SSM) talebi üzerine de bu kapasite 20.000 adet / yıl seviyesine çıkarılmış. İleri teknoloji ürünlerinin sergilendiği, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da ziyaret ettiği MÜSİAD fuarında, bu bilgileri ilgili taraflardan öğrenmiş, buraya not düşmüştüm. Yabancı ortaklı bazı şirketlerin MPT’nin seri imalatından pay almak üzere ciddi lobi faaliyetleri içinde olduğuna, savunma sanayiinde bir ürünü geliştiren ile üreten kurumun aynı olmasının önemli bir teamül olduğuna, teknik bir sorun ile karşılaşılması halinde sorumlunun bulunması ve sorunun giderilmesinin ehemmiyetine dikkat çekmiştim. İşte bu uyarılarım üzerine konu tarafı olan yetkili isimlerle konuştum. Ve bana gelen bazı açıklamalar oldu. Derlediğim bilgi notları için buyurun:

‘MPT projesinde başlangıçtan itibaren yaşanan temel sorun, şeffaf, eşitlikçi ve rekabetçi ortamın oluşturulamaması sonucunda, yetkinliği ve kapasitesi olan firmaların bu sürece dahil olamamasıdır. Eğer yetkin firmaların tamamı rekabetçi bir ortam içerisinde sürece dahil edilselerdi, Silahlı Kuvvetlerimiz çoktan yeni piyade tüfeğini kullanmaya başlamış olacaktı. Hatta bu yeni ürün ithal girdisi olmadan ülkemiz ihracatına büyük katkı da sağlayacaktı.

MPT projesinde görev alabilecek, sektörde tecrübeli, yıllardır hafif silah üretimi yapan konusunda uzman firmalar mevcut iken, sanki çok özel bir teknoloji söz konusuymuş ve Türkiye’de bu üretimi gerçekleştirebilecek yetkinliğe sahip firmalar yokmuşçasına bir yöntem izlenmiştir. Aslında yasal mevzuat müsait olmasına rağmen; “Bu işi yalnızca MKEK yapabilir, başka formüller için mevzuat müsait değildir” gerekçesi kullanılarak, MKEK ana yüklenici olarak seçilmiş, daha sonra da asıl görevi TSK için silah tasarlayarak üretmek olan MKE Silahsan’ın kendi imkân ve kabiliyetleri bu işi tek başına yapmaya yeterli olduğu halde; projeye o güne kadar silah üretme bilgi ve tecrübesi olmayan bir özel sektör firması alt yüklenici olarak dahil edilmiştir.

Bu projenin Ar-Ge aşaması 30 ayda bitmesi gerekirken 65 ayda bitirilmiştir. Bu aşamada kaybedilen zamanı kamu yararı yönünden incelemek ve Ar-Ge aşaması için harcandığı söylenen 18.612.386 Amerikan Doları’nın harcama kalemlerinin sorgulanıp sorgulanmadığını irdelemek gerekir.

Bu kadar zaman ve para harcanmasına rağmen yapılan ilk Ar-Ge çalışmaları neticesinde; özgün, milli, yerli üretim iddiasıyla kamuoyuna sunulan MPT’nin, özgün ve milli olmak bir yana Almanların HK 416 model tüfeğinden bir farkı olmadığı görülmüştür.

Sonuç itibarıyla; MPT çalışmalarının, şeffaf ve eşitlikçi bir ortamda yapılması şarttır. Rekabetçi bir yapı ile yetkinliği olan tüm firmaların bu alanda rol alması ve ürünlerini ortaya koyması gerekir. Böyle yapılsaydı belki de bu alanda devletin daha az kaynak harcayarak daha çok seçeneğe ulaşabileceği bir ortam yaratılabilirdi. Ama hâlâ geç değil.

MPT’nin bütün hakları devletindir ve bunun projelendirme parasını da fazlasıyla ödemiştir. Sahip olduğu bu projeyi herkese şeffaf bir ihale olarak açarsa, yaratmış olduğu rekabet ortamıyla hem çok daha ucuza, hem çok daha kaliteli silahı, çok daha yakın zamanda teslim alabilir. Örnek vermek gerekirse Amerikan ordusunda kullanılan bütün silah projeleri devletindir, sadece üretimi ihaleye açılır, kendine güvenen firmalar teminatını verir, imalatını yapar ve performans testlerini geçen silahlar orduya alınır. Gelişmiş ülkelerde bütün silah imal ihaleleri bu kadar şeffaf ve yalındır.’

Tartışmanın sebebi ise Vecdi Gönül’ün Milli Savunma Bakanı olduğu dönemde imzalanan sözleşmede yer alan şu detay:

“Proje, Tasarım ve Geliştirme (Dönem-1) ve Seri Üretim (Dönem-2) olmak üzere iki dönemde, MKE Kurumu ana yükleniciliği ve Kalekalıp Makine ve Kalıp Sanayi AŞ alt yükleniciliğinde, diğer yurtiçi imkân ve kabiliyetlerden de yararlanmak suretiyle hayata geçirilecektir.”

2015’in ilk ayının ilk haftasında yapılacak Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde (SSİK) konunun netleşeceği bekleniyor.

Yukarı