TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yeni yıla sıkıntılarla giriyoruz...

Öncelikle hepimiz için iyi bir sene olması dileğiyle söze başlamak gerekiyor, fakat nasıl bir geleceğin bizi beklediği sorusuna ne cevap vereceğimi kestiremiyorum. Başta ülkemizi de yakından etkileyen ve ilgilendiren, bölgesel ve küresel gelişmelerle mücadele etmemiz gerektiğinin altını çizeyim. Zira her dönemden daha fazla düşünüp hareket etmemiz gereken bir seneye girdiğimizi bilmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin etrafı adeta ateşten çember gibi... Suriye, Irak, Rusya, İran, Ermenistan ve seçim tartışmalarıyla halkaya eklenen Yunanistan. En fazla ticaret yaptığımız komşularımızda kronikleşen sorunların ülkemize yansıyan iki boyutu var: Suriye gibi ekstra maliyet çıkaranlar ve iç sorunlar sebebiyle ikili ticareti geliştiremediğimiz ülkeler işin ekonomik cephesini oluştururken, Suriye ve Irak aynı zamanda Türkiye’ye terör ihraç eden konumunu yeni yılda da koruyacak gibi...

Bu tabloya Türkiye’nin en fazla ihracat ve ithalat yaptığı Avrupa Birliği (AB) ya da Euro bölgesindeki ekonomik bozulmayı eklediğimizde sıkıntı katsayı daha yükseğe çıkıyor.

Bazı ekonomistlerin, “Euro’dan kurtulma zamanı geldi” geldi sloganları eşliğinde AB’nin ne tarafa yelken açacağı da ayrı bir muamma...

AB’nin tek para birimi Euro’nun, Almanya ve Hollanda’da eksik değerlenmiş bir para birimine tekabül ettiği, ekonomisi bir türlü düzelmeyen İtalya ve Yunanistan’da ise fazla değerlenmiş olması en fazla tartışılan konuların başında geliyor. Daha gerçekçi rakamlar ise Avrupa’nın büyümediğini, bazı sektörlerde ise aksine küçüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye bu verilerden kendine iyi bir yol haritası çıkarabilirse fırsatlar kapısını da aralayabilir.

Diğer taraftan ekonomisi toparlanmaya başlayan Amerika ile Türkiye ekonomik ilişkileri maalesef iyi gitmiyor. Hatta Amerika, Avrupa’da çıkacak ticari fırsatlar için de iki tarafın yaptığı Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması, Türkiye’nin önünü kesebilir.

Özellikle Amerika’nın enerji alanında kaydettiği gelişme; 2014 yılına petrol ithal eden konumdan ihraç eden pozisyona geçmesiyle ekonomisinin toparlanma sürecine girmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri birinci derecede etkilemeye devam edecek. Hatırlanacağı üzere ABD, 41 yıl sonra petrol ihraç etmeye Ağustos 2014’te yeniden başlamıştı. Sembolik değerdeki 40 milyon dolarlık petrol ihracatı da Texas’tan Güney Kore’ye gerçekleştirilmişti. Kısa süre sonra da sembolik petrol ihracatı, Rusya’ya karşı harekete geçen Amerika’nın ambargo adımlarıyla dünya petrol piyasasını etkilemeye başladı.

Şüphesiz Amerika’nın enerjide elini güçlü hale getiren en önemli gelişme, 2000’li yılların başında hızla gelişmeye başlayan kaya gazı teknolojisi oldu. Literatüre “Kaya gazı devrimi” şeklinde geçen gelişme, 2015’te başta Çin olmak üzere rezervi olduğu belirtilen başka ülkeler için de ümit kaynağı olmaya devam edecek. “Kaya gazı devrimi”, Çin gibi dünya ekonomisini sürükleyen role sahip ülkeleri de harekete geçirmesi halinde, dünya ekonomisinin tahmin edemeyeceğimiz şekillere sokacağını, siyasi etkilerinin de olabileceğini şimdiden düşünmemiz gerekiyor. Neden düşünmemiz gerekiyor? Çünkü ham petrolün varil fiyatının 2008 krizinde 40 doların altına düştüğü günleri yaşamıyoruz. Evet, o krizden sonra 5 yıl boyunca 100 dolar seviyelerinde seyreden petrolün varil fiyatı bu sene yazdan bu yana 60 doların altına kadar indi, ama nereye kadar ineceği kadar, tekrar aynı fiyatlara çıkıp çıkmayacağı da tartışma konusu. Genel kanaat ise petrolün tekrar 100 dolar seviyelerine ulaşamayacağı yönünde...

Ümitlerimizi koruyalım, çalışalım. Yeni yılda herkese mutluluk, huzur, sağlık ve başarılar dileğiyle...

Yukarı