TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Elektriği kim çalıyor parayı kim ödüyor?

Yargıtay’ın 17 Aralık 2014’te, elektrik abonesinden kayıp-kaçak parası alınamayacağına dair verdiği karar, enerji piyasasında taşları sağlam bir şekilde yerinden oynattı. Çünkü kararı duyan ve hakkını nasıl arayacağını bile aboneler, tüketici derneklerinin de bilgilendirip, yönlendirmesiyle dağıtım şirketlerinin kapısını çalmaya başladı. Yapılan bir çalışmaya göre sadece 2014 yılı için abonelerden toplanan kayıpkaçak bedeli yaklaşık 6 milyar lirayı buluyor. Tüketicinin yüzde 50’si hakkını aramaya kalksa ciddi bir vatandaş-devlet tartışması ortaya çıkabilir. Buraya kadarı genel fotoğraf, ama detayı da var.

Santrallardan, iletim hatlarıyla tüketiciye ulaşıncaya kadar kaybolan diğer bir ifadeyle faturalarda kendinden ‘kayıp’ diye bahsedilen kısım için kamu bir şeyler söyleyebilir. Ama yine faturada yer alan özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yüksek oranlarla kendini gösteren ‘kaçak’ yani çalınmış elektrik için ne bu bölgelerde yaşayan vatandaşın, ne de devlet yetkililerinin tek kelime etme hakları yok. Bazı bölgelerde elektriği çalarak kullanan, yani hırsızlık yaparken de devletin seyirci olduğu elektriğin bedelinin diğer bölgelerde düzenli ödeme yapan vatandaşa kesilmesinin hiçbir savunulacak tarafı maalesef bulunmuyor. Yargıtay kararı net: “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez.”

Seçim arifesinde, bu işin üzerine gidilemeyeceği ortada, lakin Yargıtay’ın kararı sonrası vatandaşın hakkını aramak üzere atacağı adımların nereye gideceğini de Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin ifadelerine bakarak kestirmekte zorlanıyorum. Bakan Canikli, faturalardan kayıpkaçak ifadesini kaldırmaktan yana. Yani elektrik çalanlara yönelik bir yaptırımdan bahsetmiyor. Peki, elektrik dağıtım ihaleleri yapılırken en önemli kriterlerden birisi kayıp-kaçağı azaltmaktı? Bu durumda Sayın Bakan, işler iyice karışmayacak mı? Yoksa ihaleleri de yeniden mi yapacaksınız?

TAI’NİN YÜZDE 25'İ HALKA ARZ EDİLCEK

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), meşhur adıyla TAI (Turkish Aerospace Industries) eğer bir mani olmazsa, bu senenin ilk çeyreğinde halka arz edilmek üzere çalışmalarını tamamlayacak. Aslında 2014’te halka arz için hazırlıklarını yapmıştı, ancak yurtiçindeki ve dışındaki ekonomik ve siyasi atmosfer sebebiyle ertelenmişti. Geçen yıl yine Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın bir başka lider kuruluşu olan Aselsan da yüzde 15’lik halka arzından sonra ikincil halka arz için hazırlanmış, o da benzer sebeplerden ertelenmişti. Savunma sanayii şirketlerimizin, özellikle de yarı kamu görünümlü vakıf şirketlerinin, bir an önce halka arz edilmesinde azami fayda olduğuna inananlardanım. Eğer bu şirketlerimiz halka arz edilirse, daha iyi denetlenirler, daha dinamik hale gelirler, daha profesyonel yönetilirler, finansman güçleri artar, yurtdışında ortaklıklar ve işbirlikleri gibi girişimleriyle Türkiye’ye de daha fazla katkı sağlarlar.

1 MİLYAR $ CİROYA SAHİP

TAI’nin 10 yıl öncesine baktığımızda, yıllık cirosu 70-80 milyon dolar olan, başta Lockheed Martin, Boeing ve Airbus gibi devlerden genellikle offset karşılığı iş alan daha doğrusu taşeronluk yapan bir şirketti. Şu anda ise yılda 1 milyar dolar ciro yapan bir dev haline geldi. Çalışan nitelikli personel sayısı da katlanarak arttı. ANKA insansız hava aracı, T129 Atak helikopteri, Hürkuş başlangıç eğitim uçağı gibi elle tutulur, gözle görülür, Türk mühendislerinin beyin terletmesiyle, aklıyla ve göz nuruyla ortaya konan eserler var.

Öğrendiğim kadarıyla, ocak bitmeden değerlendirme çalışmaları yapılacak, akabinde İstanbul’dan başlayarak, Avrupa ve Amerika’da çeşitli şehirlerde road show’larla (halka arz tanıtım turları) TAI’nin yüzde 25’inin halka arzı için start verilecek. Toplanan fonlar da yurtiçinde yeni yatırımlar için kullanılacağı gibi yurtdışında da büyümenin yolları aranacak, şirket alma gibi opsiyonlarda değerlendirilecek...

Yukarı