TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İşadamlarımız neden yıllarca uyudu?

Evet, abartmıyorum, bizim işadamlarımız ölçüsüz, hesapsız ve kontrolsüz olarak büyüyen ithalat karşısında yıllarca uyumayı tercih etti. Çünkü birçoğu ithalatın tatlı tarafıyla da meşgul oluyor, hükümeti gelecekte Türkiye’nin yaşayacağı sıkıntılar konusunda uyaramıyorlardı. Hatta bizlerin bu yöndeki eleştirilerine kulak kapatıyor, ithalat lobisinin yanında yer alıyorlardı.

Ne zaman Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci durumun vahametini anlayıp ithal ayakkabı meselesine el attı, durum tersine dönmeye başladı. Türk malı deriyle üretimin önü açıldı. Benzer uygulamanın diğer sektörler için de devreye girmesi gündeme geldi. Sağlık Bakanlığı ve diğer ilgili kurumların ithal ürünlerdeki kanserojen bulguları paylaşmalarıyla da birçok sektörümüzün ne denli başıboş olduğu, ithalattan nemalananların tatlı kâr için hiçbir şeyi dikkate almadıkları gün yüzüne çıktı. Hükümet tarafı konuyu bu denli yakın markaja alınca, iş dünyası da harekete geçti, ama kaybolan yıllardan sonra...

Halbuki uzun bir süredir buradan, ithalat ve ihracat arasındaki makasın hızla açılmasına medyada tek dikkat çeken olarak, neyi, niçin ithal ettiğimizin kalem kalem incelenip yurtiçindeki tüketime ve üretime etkilerinin araştırılması ve önlem alınması gerektiğini söylemekten dilimde tüy bitti. Kontrolsüz ithalatın, ihraç ürünlerimizi nasıl vurduğuna da lütfen dikkat!

Öte yandan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ve ona eşlik eden ekonomi bakanları her ay bir ilimizde görece artan rakamlarla ihracat rekorları açıklamayı tercih ediyordu. Üstelik ithalat tarafı çok daha büyük rekorlar kırarken onu da görmezlikten geliyorlardı. Çünkü “Türkiye İthalatçılar Meclisi” diye bir oluşum yoktu ve neyin, niçin ithal edildiğini izah eden maalesef bulunmuyordu. Problemler büyüyünce, ithal ürünler içerdeki üretimi, tüketimi, istihdamı ve ihracatı vurmaya başlayınca iş dünyasından ilginç yaklaşımlar, kampanyalar duymaya başladık. Halkaya en son eklenen ise Deri Tanıtım Grubu Başkanı Erdal Matraş ve İstanbul Deri İhracatçılar Birliği Başkanı Mustafa Şenocak olmuş. Beyefendileri 2.2 milyar doları geçen deri ve deri mamulleri ithalatı rahatsız etmiş.

KALİTESİZ DERİYE DUR DİYECEKLERMİŞ...

Türkiye’de üretilen ve kalitesine son derece güvendikleri derileriyle, kalitesiz ithal ürünlerin karışmasını istemiyorlarmış. Bu sebeple yola çıkmış, ünlü tasarımcı Ivan Chermayeff’e bir logo hazırlatmışlar. Bu logo ile “Kalitesiz deriye dur” kampanyası yapacaklarmış.

Türkiye deri sektörü öncülerinin unuttukları çok şey var. Zehirli olduğu açıklanan ithal deri ürünlerin, ihracatımıza etkisine de bakarlarsa iyi olur. Böylesine kontrolsüz bir pazardan yurtdışına gönderilen ürünlere, ABD başta olmak üzere başkaları da soğuk bakıyorsa, mevzuyu çok daha geniş pencereden ele almak gerekmez mi?

TANAP akar, ama Avrupa bakmaz, kullanır...

Avrupa Birliği’nin (AB) doğalgaz tedarikinde Türkiye ile yeterli işbirliği yapmadığı çok net bir şekilde Nabucco Projesi’yle ortaya çıkmıştı. Ancak enerji arz güvenliğinde sıkıntılar yaşadıkları ciddi bir şekilde Rusya meselesiyle daha net ortaya çıktı. Nabucco döneminde konu sadece rekabet politikalarıyken, son süreçte negatif unsurlara birçok kalem eklendi.

Bu sebeple Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AB müzakerelerinde enerji faslının tıkandığına işaret ederek, “Nabucco dediler yapamadılar. TANAP geldi, geçti ve kısa zamanda akmaya başlayacak ama onlar bakmaya devam edecek” sözlerinin bir adım ötesi var. Eğer TANAP Türkiye’nin de menfaatlerine hizmet edecek şekilde devreye girerse, AB, TANAP’a had safhada ehemmiyet arz edip hiçbir efor sarf etmeden ayaklarına kadar gelen doğalgazı güzelce kullanmaya bakacaklardır. İşte bu noktada, önlerine nasıl bir fatura koyacağımız önemli. Şimdiden buna çalışmakta fayda var.

Yukarı