TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Aziz Başkan yeni transfer için nereye gitti?

Fenerbahçe’nin yeni forvet oyuncu arayışına girdiğini bilmiyordum. Ankara’dan bir dostum uyarınca farkına vardım. Genelde başkanlar, patronlar bu işlerin içine direkt girmez, görüşme ve pazarlıklar yapmazlar. Adamlarını gönderirler veya menajerleriyle işi bitirmeye çalışırlar. Her ikisinden de netice alamayacaksa, konuya etraflıca hâkim olan kişilerle sorunlarını çözerler.

Fakat Aziz Başkan, taktik değiştirmişe benziyor. Sahaya, hatta olay mahallerine bizzat kendisi gitmeyi tercih ediyor. Aracılar olmadan mücadele veriyor. Bu şekilde davranan başkanlar veya patronlar ya adamlarına güvenmez ya da mevzu çok önemli olduğu için bizatihi kendileri devreye girmek isterler. Ben Aziz Başkan’ın durumunun hangi pozisyona uyduğunu çözemedim. Bildiklerimi anlatayım, belki içinizden birileri beni aydınlatır.

18 Aralık 2014’teki yazımda “Aziz Yıldırım Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nı (SSM) neden ziyaret etti?” diye sordum, ancak cevabını alamadım. Yaklaşık 15 gün önce, aynı yere, ama farklı bir daire başkanına bir ziyaret daha gerçekleştirdiğini öğrenince merakımı celbetti.

İlk ziyareti, Milli Savunma Bakanlığı SSM Deniz Araçları Daire Başkanı Müjdat Uludağ’a yapan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın ikinci ziyaretini Muharebe Elektronik ve Bilgi Sistemleri (MEBS) Daire Başkanı Süreyya Yiğit’e gerçekleştirdiğini öğrendim. Anlaşılan ilk adresteki transfer görüşmesi iyi geçmedi ki, ikincisi için yola çıkıldı. Tersi de olabilir. İkinci faza geçilmiş olması da mümkün. Ancak benim derdim başka. İçimde ukde olarak duran bir husus söz konusu.

Bundan birkaç yıl önce Aziz Yıldırım ile hiçbir ilişkisi olmadığına beni 45 dakika telefon konuşmasında ikna etmeye çalışan bir isim vardı: Dearsan Tersanesi’nin sahibi Baki Gökbayrak. Sonra Gökbayrak, nasıl olduysa, tersanesini Yıldırım’a sattı ya da satmak zorunda kaldı. Neden?

Aziz Yıldırım, Dearsan Tersanesi’nin yüzde 51’lik hissesine sahip olduğunda, şirketi içinde Milli Savunma Bakanlığı’ndan alınmış hangi işler ve siparişler vardı, şimdi nelerle iştigal ediliyor? Merak etmiyor musunuz? Herkes merak ediyor. Benim gibi tüm spor camiası, hatta Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören de bu transferlerden haberdar olmak istiyordur, eminim. Çünkü Türkiye’de futbol sadece futbol değildir ve tekmeyi yiyen yuvarlak topun, hangi deliğe gireceğini kestirmek de zor oluyor.

4G ihalesi cepte değil!

Tabletler ve akıllı cep telefonlarındaki interneti, şu anki 3G teknolojisiyle kıyasladığımızda, 10 kat hızlandıracak 4G (dördüncü nesil) ihalesinin, bu senenin ilk üç ayında yapılacağı açıklandığında, bu kadar kısa sürede yapılmasının makul, mantıklı, verimli ve gerekli göstergelere sahip olmadığı notunu düştüm. Çünkü bildiklerim vardı. Çok geçmeden bir tanesi, 900 MegaHertz (MHz) bandındaki tartışma ortaya saçıldı. Mevzu 4G sanılıyordu, ama Avea’ya 3G hizmeti verilmek üzere ihaleyle tahsis edileceği gündeme gelince, Vodafone da itiraz etmeye başladı. Turkcell tarafı ise şu sıralar seyirci konumunda. Hasılı 4G ihalesine uygun bir hava yok. Önce ortalığın toparlanması gerekiyor.

4G ihalesi sebebiyle fiber altyapı, mevcut hatların kullanımı, diğer teknik sıkıntılar çözülmeden, baz istasyonlarının hizmete sokulmasında maliyetleri de artıran belediye engelleri kaldırılmadan, abone sayısı artmasına rağmen geniş bant kullanımının neden düşük kaldığına kafa yorulmadan 4G ihalesi yapılsa bile 4G’ye geçmek zaman alacaktır. Sektörü düzenleyen yetkili kurumlar, epeydir doğru adımlarla, GSM pazarında rekabeti iyi bir noktaya getirdiler. Pazar paylarında rekabete katkı sağlayacak ciddi değişimler oldu. Ancak son hamle, tüketicinin lehine gibi görünse de piyasaya müdahale, haksız rekabet gibi argümanları da beraberinde getireceğinden zarar tarafına da bakılması gerekmez mi?

Yukarı