TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Urfa’ya Amerikan İHA pazarlamacıları geldi...

 

Türkiye'nin savunma sanayiindeki gidişatını, yapılanları nasıl değerlendirmemiz gerekir? Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve hükümetin diğer ilgili bakanlıklarının savunma sanayiini millileştirme söylemleriyle, politikalarıyla ortadaki gerçekler arasında bir tezat var. İçimizden birileri, milli projelerin önünü kesme ısrarından vazgeçmiyor.

Türkiye, özellikle insansız hava araçları (İHA) cephesinde, dünyanın kıskanacağı bir kabiliyeti TAI, Kale-Baykar ve Vestel ile geliştirdiği projelerle kazandı. Ancak bunları geliştirmek yerine birileri hâlâ “Bu milli projelerin önünü Amerikan, İsrail yapımı İHA’larla nasıl keserim”in hesabını yapıyor. Hem de gözümüze soka soka...

Geçen hafta bu köşede yazdıklarımla, hatta yazmaktan öteye ağır eleştiri getirdiğim bilgilerle, aşağıda Milliyet Gazetesi’nde yer alan habere bir göz atın bakalım, haksız mıyım...

“Amerika’nın ünlü savunma sanayii ve havacılık şirketi AeroVironment Inc. yetkilileri Prof. Dr. Paul S. Zorner, Rihard Brasel, Altoy Savunma Sanayii ve Havacılık A.Ş. Genel Müdürü Halit Yılmaz ile İş Geliştirme Yöneticisi Müge Yurt’un aralarında bulunduğu heyet, İHA teknolojisinin tanıtılması için Şanlıurfa’ya geldi. GAP Tarımsal Eğitim ve Yayım Projesi (GAPTEYAP) Şanlıurfa İl Koordinatörü Ahmet Veysel Coşandal ile GAP Bölge Kalkınma İdaresi (GAP BKİ) Özel Sektör ve Girişimcilik Koordinatörü Ahmet Tokdemir’in koordinasyonuyla bölgeye gelen heyet, tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO) Başkanı E. Sabri Ertekin’i de ziyaret eden heyet, şirketleri ve teknolojileri konusunda bilgi verdi.”

Haberin özeti şu: Amerikalılar, Türkiye’nin kabiliyet kazandığı İHA alanında pazarlama yapmaya, ürün satmaya gelmişler. Yanlarına aldıkları temsilcinin de ASELSAN ile milli İHA’ların önünü kesmek için nasıl işlere giriştiğini burada izah etmiştim. Ülkemizde 3 Türk şirketi, tarımda İHA kullanacak donanıma fazlasıyla sahipken, kimse onlara görev vermiyor, yabancılara ise kapılar arkasına kadar açılıyor? Yürüyün, kimse tutamaz sizi...


ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETLERİ NEYİ BECEREMİYOR?

Elektrik dağıtımı yapan şirketlerin özelleştirilmesiyle, “Kayıp-kaçak azalacak, verimlilik artacak, tüketici memnuniyeti üst seviyelere çıkacak” diye beklerken, bambaşka bir durumla, yüksek faturalarla ve yönetilemeyen bir elektrik dağıtım piyasasıyla karşılaştık. Bazı dağıtım şirketleri, sayaç okuma sürelerini zamanında yapamadığı için abonelerine uzun dönemli, şişkin faturalar göndermeye başladı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ise, “Bu duruma müsaade etmeyeceğim” diyerek kamuoyunun yükselen eleştirilerini gidermeye çalışıyor, lakin uzun bir süredir çözüm bulabilmiş değil. Çünkü asıl mesele yazılım tarafında ve bu gerçeği maalesef ya gören çıkmıyor ya da bugün, yarın derken zaman kaybediliyor.

Mesela dağıtım şirketi, kendi aleyhine de olan 30 gün yerine, daha uzun bir süreyi kapsayan tüketim dönemini neden faturalandırıyor? Beceriksizlik olabilir mi? EPDK buna niçin odaklanmıyor? Zira yazılım eksikse, bu sorunlar devam edecektir. Bu şirketler kamudayken, vatandaş bu denli şikâyetçi değildi. Özele geçince ne değişti?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da elektrik dağıtım şirketlerini uyardıklarını açıklayarak bu sorunun farkında olduklarının altını çiziyor. Fakat bu sorun geçen sene de yaşandı ve ne hikmetse çözülemedi. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir de, sayaçların okunmasındaki gecikme nedeniyle bir kısım tüketicinin faturasının “sayaç okuma dönemi uzun olduğu için” yüksek geldiğine işaret ederek şu açıklamayı yapmış: “Tüketiciyi mağdur etmeyeceğiz. Ödeme konusunda sıkıntı yaşayan müşterilerimize faizsiz taksitlendirme olanağı sunuyoruz. “

Meselenin çözümü için iyi niyetli gayret var, fakat kimse sorunun ana kaynağı nedir, söyleyemiyor. Bilişim teknolojilerinde dünyanın geldiği seviyeyi görüp uygun yazılım modelleri geliştirilemiyorsa, bir beceriksizlikten bahsedilebilir.

Yukarı