TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Demiryolunda yatırım var, yerli ürün yok

 

Geçen hafta beşincisi düzenlenen Eurasia Rail Fuarı, Türkiye’nin son yıllarda demiryollarına gösterdiği ilgi ve yatırımlar sebebiyle bu sene de yüzde 10 büyüyerek kapılarını açtı. Öyle ki, Berlin ve Las Vegas’ta yapılan demiryolu fuarlarının ardından kısa sürede üçüncülük makamına yerleşti. Bu başarının Türkiye açısından iki önemli arka planı olduğunun, sevinmemiz kadar üzülmemiz gerektiren taraflarının bulunduğunun da gözden kaçırılmaması gerekir. Neden mi?

Çünkü yerli ve yabancı 300 firmanın katılımıyla gerçekleşen fuarda hâlâ Türkiye adına öne çıkmış, her şeyden önce kendi kamu kurumlarımızın, belediyelerin ve diğer ilgili makamların ilgisine mazhar olmuş bir markamız hem var, hem yok. “O halde bu fuara neden bu kadar ilgi gösteriliyor?” diye sorabilirsiniz. Nedeni basit. Zira son 10 yıldır Türkiye, demiryollarına ciddi yatırım yapıyor, kaynak ayırıyor. Bu sektörün güçlü ülkeleri ve şirketleri de pastadan pay alabilmek için birbiriyle yarışıyor, ülkemize gelip arz-ı endam ediyorlar.

Mesela Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan’ın, fuara katılarak yüksek hızlı tren için 80 tren setlik ihale yapılacağını ve TC Devlet Demiryolları’nın (TCDD) da serbestleştirileceğini ifade etmesinin dünya demiryolları üzerindeki etkisini buyurun değerlendirin.

Ancak bizim, bu fuara iştirak edenlere, pazarımızdan daha fazlasını sunabilmek için raylı sistemlerde başarılı olmuş kendi şirketlerimize de hak ettiği ölçüde değer vermemiz şart. İşte bunu yapmıyoruz. Yabancılardan hazır alımlara devam ediyoruz. Böyle olunca yerli şirketlerimizin moral ve motivasyonunu bozuyoruz. Bu yüzden olacak ki, başarılarıyla isim yapmış, ortaya eser çıkarmış ve kullanıma vermiş yerli şirketlerimiz bile fuara ürünlerini getirip sergilemekten imtina etmişler. Kamu kurumlarıyla, belediyelerle uğraşmaktan yorulduklarını iyi biliyorum.

Bakan Elvan’ın şu sözlerinin altını beraber çizelim: “Milli yüksek hızlı tren yapım sürecini başlattık. Özellikle endüstriyel ve tasarımla ilgili ihale süreci devam ediyor. Bunun dışında Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü’müzün çok ciddi şekilde gerçekleştirdiğimiz altyapı yatırımlarına paralel olarak yüksek hızlı tren setlerine ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Burada yüzde 53’lük yerlilik ve Türkiye’de üretim yapma şartı var. Ve yerli ortak bulundurma şartını mutlaka arayacağız.”

Halen ortaya somut bir ürün çıkaramamış olmamız, bu hususta geç kaldığımızı ya da iyi bir model geliştiremediğimizi göstermiyor mu? İkinci husus ise özellikle belediyelerin, yerli ürünlere yönelik negatif tavırlarını dikkate alan, değerlendiren bir makamın olmamasıdır.

İhale şartnamelerine yerlilik oranları konuyor, ancak somut projelerle başarısını kanıtlayıp ihaleyi de kazandığı halde yerli şirketleri eleyerek devre dışı bırakıp yabancılardan, daha pahalı metro, hafif metro veya tramvay seti alacak ilginç modeller geliştiriliyor.

İki büyükşehir belediyesinin, ihaleyi kazanan yerli firmaları devre dışı bırakıp Güney Koreli veya başka ülkelerin şirketlerini devreye soktuğunu biliyorum. Niçin böyle yaptıklarına da bir anlam veremiyorum. Bu konuda tek alkışlanacak Bursa Büyükşehir Belediyesi var. Ne hikmetse Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD yetkilileri de demiryoluna yatırım yapan özel sektöre iyi gözle bakmıyor, onları desteklemiyorlar. İlla kendilerinin de içinde olduğu kamu kurumlarıyla ve iştirakleriyle bir yere gelmek istiyorlar, lakin 10 yıldır da yeterli mesafe alabilmiş değiller. Bir yerlerde hata yapılıyor, daha fazla geç kalmayalım...

Yukarı