TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Sanofi Pasteur neden İstanbul’u merkez yaptı?

 

Uluslararası şirketler Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya bölgesini yönetmek, buralardaki pazar paylarını geliştirmek ve yeni yatırım arayışları için İstanbul’u üs olarak seçiyorlar. Ve büyük şirketlerin İstanbul ya da Türkiye tercihi son yıllarda giderek de artmaya başladı. Ancak, “Niçin İstanbul’u seçtiniz?” sorusuna verilen cevaplarda ortak yönler olsa da bu kararlarını verirken ikilem yaşadıklarını, İstanbul’un alternatifi olarak Dubai’den mutlaka bahsettiklerine şahit oluyoruz.

Bizim yetkililerin de bu durumu sorgulayıp dezavantajları lehimize çevirmelerinde fayda var. Zira şirketlerin merkezleri Türkiye’de olunca akabinde yatırım ve başka faydalı ilişkiler de mutlaka devreye giriyor. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı’nın bu hususlara hassasiyetle yaklaştığını biliyorum, ancak bir kez daha dikkat çekmenin ziyanı olmaz.

Dün Fransa, Lyon merkezli dünyanın önde gelen ve Türkiye’deki en büyük yabancı ilaç endüstrisi yatırımcılarından Sanofi Pasteur’ün Başkanı ve CEO’su Olivier Charmeil ve Türkiye ve İran Genel Müdürü Dr. Emin Turan ile sohbet ederken, 2 yıldan bu yana İstanbul’u Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) merkezi olarak seçtiklerini belirterek iyi neticeler aldıklarına dikkat çektiler. Lyon’dan bu bölgelerin yönetilmesinin zor olduğunu, kültürel farklılıkların, müşterilere uzak olmanın zorluğunu yaşadıklarını ifade ettiler.

Sanofi’nin MENA Başkanlığı için Dubai yerine, İstanbul’un tercih edilmesinde, kültürel çeşitlilik, kozmopolit nüfus yapısı, kalifiye personel, eğitim altyapısı/çeşitliliği, jeopolitik konum, Türk Hava Yolları sayesinde her noktaya rahat ulaşım, yabancı (expat) eleman temini ve en önemlisi Türkiye’nin nüfus yoğunluğu ve pazar büyüklüğü rol oynamış. Bir ilginç, tarihi detay daha var...

Osmanlı İmparatorluğu ve Sultan II. Abdülhamid’in Louis Pasteur’le ilginç bir hikâyesi söz konusu. Diğer bir ifadeyle Anadolu, yıllar öncesinden aşının değerini keşfetmiş bir coğrafya. Bu sebepten Sanofi Pasteur için Türkiye’nin bir de tarihi miras tarafı var. Yanılmıyorsam bu konuyu daha önce yazmıştım, ama bir defa daha altını çizmenin zararı yok.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1885 yılında “1301 Nizamnamesi” ile çiçek aşısı mecburi kılınmıştı. Aynı yıl Pasteur de kuduz aşısını buluyor. Dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid, Pasteur’ü ülkeye davet ediyor. Ancak Pasteur gelemeyeceğini bildirince, II. Abdülhamid aşı ile ilgili bilgi almaları için Paris’e bir heyet ve Pasteur’e “1. dereceden Mecidiye Nişanı” ile “Aşı Hayırhanesi yapması için” 800 Lira gönderiyor. Pasteur de II. Abdülhamid’e teşekkür göstergesi olarak mektup gönderiyor.

Yıllar önce başlayan o aşı serüveni, bugün Sanofi Pasteur olarak yoluna devam ediyor. Hâlihazırda Sanofi Pasteur, tümüyle aşılara yönelik çalışan dünyadaki en büyük şirket ve her yıl 1 milyar dozdan fazla aşı üretiyor. Dünya genelinde 500 milyondan fazla insan, 20 enfeksiyon hastalığına karşı koruma sağlayan bu aşıları kullanıyor.

Amerika’da aşılar üzerine yapılmış dikkat çeken bir çalışma var; ABD’de bir doz aşıya yatırılan her bir dolar sağlık harcamalarında 2 ile 27 dolar arasında tasarruf sağlıyormuş. Bu çalışma gelecek yıllarda aşının insan yaşam kalitesi için ne denli önem arz ettiğini gösteriyor. Türkiye’de yenilikçi ilaç sektörünün öncüsü olan Sanofi; eşdeğer ilaç üreticisi Zentiva, hastalıklardan korunmada en etkin yöntem olan aşının lideri Sanofi Pasteur, nadir hastalıklar alanında lider biyoteknoloji şirketi Genzyme ve hayvan sağlığı alanında Merial’i çatısı altında bulunduruyor. Dünya çapında 110 binden fazla çalışanı ile 100 ülkede faaliyet gösteriyor. Sanofi, 2013 yılı itibarıyla 1700 çalışanıyla, Türkiye’nin 7. büyük ilaç ihracatçısı, 2. büyük ilaç şirketi ve üretiminin yaklaşık % 12’sini de ihraç ediyor.

Sanofi yetkilerinden edindiğim intiba, Türkiye’nin geleceğine inanıyorlar ve bu sebeple yeni yatırımlara sıcak bakıyor ve Ar-Ge’ye önem veriyorlar.

Yukarı