TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Devlet bu tartışmanın neresinde?

 

Türkiye’nin yerli teknoloji geliştirme konusunda beyin gücünde problemi yok. Dünyada ve ülkemizde mühendislerimiz önemli işlere imza atıyor. Ancak insan kaynağımızı harekete geçirecek bir sistemin şu ana kadar ihdas edilmemiş olması asıl meselemiz.

Geçen hafta Türk Telekom Grubu’nun Ar-Ge şirketi Argela’yı ziyaret ettim. Argela CEO’su Bülent Kaytaz’ın refakatinde ofislerini gezdim ve uzun bir sohbet yaptım. Mayısta ihalesi yapılacak ve cep telefonunda ülkemizi bir üst kademeye yükseltecek olan 4G hakkında bilgiler aldım. Bilindiği üzere Argela- Netaş-Aselsan şirketleri, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) çatısı altında Türkiye’yi 4G’de yerli baz istasyonuyla tanıştırmak için ortak çalışıyor. Grup içinde en fazla ödemeyi alan Aselsan donanım işini, çip seviyesinde çalışmaları Netaş ve yazılım görevini de Argela üstlenmiş.

Halihazırda ülkemizde 50 bin civarında baz istasyonu olduğunu ifade eden Argela CEO’su Bülent Kaytaz, 2G veya 3G’de bir baz istasyonunun lojistiği, kurulumu her şey dahil olmak üzere maliyetinin 50 bin dolar olduğunun altının çizerek, “Kısa vadede yaklaşık 3 milyar, 10 yıllık bir sürede ise asgari 10 milyar dolarlık bir 4G baz istasyonu pazarı söz konusu” vurgusunu yaptı.

Son günlerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer ile SSM Müsteşar Yardımcısı Orhan Öğe’yi karşı karşıya getiren de 4G baz istasyonları olduğundan, konu daha da ehemmiyet kazanmış durumda. Ki min, ne kadar haklı olduğu ise cidden tartışmalı bir husus. Zira Türkiye’nin teknoloji kazanmada gösterdiği çabalara baktığımızda, SSM’nin mazisi de çok parlak değil. Özel şirketler arasında SSM’den memnun olan, önünün kesilmediğini söyleyen var mı acaba? Sistem sorunu da işte burada başlıyor.


MALEZYA'YA 3G SATTIK AMA TÜRKİYE'YE SATAMIYORUZ

Malezya’ya 2 yılda geliştirdikleri güneş enerjisi ve uyduyla çalışan 400 adet 3G baz istasyonu sattıklarını söyleyen Kaytaz, “En iyisini yapıyoruz iddiasında değilim, ama 4G ve 3G’de iş gören, çalışan, ihtiyaçları gideren yerli mühendislerimizle geliştirdiğimiz baz istasyonlarımız var” dedi. Hatta, “Malezya’ya baz istasyonlarını satıyoruz, ama Türkiye’ye satamıyoruz” serzenişinde bulunan Kaytaz, yaşadıkları sıkıntıları aşabilmek için 4G’de ortak hareket etme kararı aldıklarına ve SSM ile görüşüp en azından bu yatırımda treni yakalayalım arzusuyla çalıştıklarına dikkat çekti. Argela’nın Türk Telekom’un kullandığı Wirofon ve Tivibu gibi dünyada ilgiyle karşılanan ürünleri geliştirdiğini hatırlatayım.

Türkiye’nin bu alanda en önemli eksikliği nedir? Soruma Kaytaz’ın verdiği cevap önemli: “Ülkemizde fikri mülkiyet hakları bize ait olan bir ürünün, patentin olmaması en önemli eksiğimiz. Bu sebeple geliştirdiğimiz baz istasyonlarının % 15 maliyetini patentler oluşturuyor. Mesela Qualcomm, yılda 8 milyar dolar patentten kazanıyor. İkinci husus ise ülkemizde risk sermayesinin olmaması.”


ÜRÜNLER DEĞİL FATURALAR YERLİ

Ülkemizde bugüne kadar telekomünikasyon altyapısını hep yabancıların kurduğunu, şebeke tarafında Türkiye’nin hiçbir zaman kontrolü bulunmadığını, dolayısıyla sadece baz istasyonu geliştirmenin yeterli olmayacağını, bunların bağlı olduğu şebekelerin de yapılması gerektiğini ifade eden Bülent Kaytaz, şebeke üzerindeki uygulamalar ve transmisyon tarafında bulunmamız gerektiğini özellikle vurguladı. Milli bir proje olan ULAK’ın iyi bir adım olduğuna, ancak yalnız baz istasyonuyla milli şebeke kurulamayacağına da dikkat çeken Kaytaz, “3G’de % 15 yerli teknoloji şartı vardı. Kim uydu? Paravan şirketlerle bu şartın delinmesinin önüne kim geçti?” şeklinde sektör öncülerine de sorular yöneltti.

Anladığım kadarıyla ihalelerde kural koyanlarda da ve bunlara uyması gerekenlerde de bir samimiyet sorunu var. Hatta Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın direkt iş verdiği uhdesindeki yarı resmi şirketlerin, millilik veya yerlilik kriterlerine uyulması adına yaptıkları yabancı ürünlere yerli fatura kesme işinin benzeri GSM operatörleri cenahında da yaşanıyor.

Yukarı