TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İlaç sektörü neden büyümüyor?

 

Türkiye ilaç sektörü, an itibarıyla 170 ülkeye ürün ihraç eden bir pozisyonda, ama geleceği ne kadar parlak? İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın (İEİS) 2014 raporunda ilginç ayrıntılar var. Global bütçe uygulaması dönemi olan 2009- 2014 arasındaki 5 yıllık toplam ilaç pazarı ve kamu ilaç harcamaları tarafı incelendiğinde, sektörde gerçekleşen büyüme oranları alarm veriyor.

Daha önce Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği devrim gibi gelişmelere; ilaca, doktora, hastaneye erişimin yükselişine bu köşede dikkat çekmiş, ancak sağlığın endüstri tarafında istenen gelişmelerin sağlanamadığına vurgu yapmıştım.

2009-2014 arasında toplam ilaç pazarının büyüme hızı % 10.6 olmuş. 2009’daki 13.2 milyar TL olan pazar büyüklüğü, bu oranla 14.6 milyar TL’ye ulaşmış. Büyüme Türkiye hızının çok altında, hatta rapordaki bu durum tahlil edildiğinde, % 23.1 oranında reel bir gerileme söz konusu.

Pazar büyüklüğünün kutu hacmine bölünmesiyle ortaya çıkan fiyat seviyesi ise ilaç sektörünün son yıllarda sıkça dile getirdiği şikâyetlerinde ne denli haklı olduğunu gösteriyor. Ancak ortada tuhaf bir durum var. Başta Sağlık Bakanlığı ve ilaç endüstrisiyle ilgili diğer bakanlıklar ve Hazine Müsteşarlığı, şüphesiz bu durumun farkındadır. İlaç sektörümüzün millileşmek yerine yabancı ilaç şirketlerinin sektörde ağırlığını hissettirerek yerlileştiği ortada. Acaba bu tabloların ortaya çıkmasındaki en önemli sebep nedir? Türkiye’nin nasıl bir ilaç endüstrisi inşa etmede strateji belirsizliği olabilir mi?


YERLİ ÜRETİM NEDEN DESTEKLENMİYOR?

Sene 2009. Toplam 73 adet yabancı firma, sektörde faaliyet gösteriyor. Pazar payı % 67. Ve sene 2014. Yabancı şirket sayısı 106, pazar payları ise % 70. Son 5 yılda pazarın % 90’ını kontrol eden şirket sayısı 45’ten 60 adede çıkmış, ama bu durum da milli şirketler lehine olmamış. İlginç bir ayrıntı: 2013’te 8.8 milyar olan referans ilaç pazarı, 2014’te % 9.7 büyüyerek 9.65 milyar TL’ye ulaşmış, ancak bu yükseliş de ithal referans ürünlerdeki % 10.3’lük büyümeden kaynaklanmış. Diğer bir ifadeyle, referans ilaçlara olan ihtiyaç, her şeye rağmen ithal etme zorunluluğunu ortaya koyarken, bunları yurtiçinde üretme becerisi gösteremediğimize de vurgu yapmış oluyor.

Öte yandan yurtiçinde üretimi yapılan eşdeğer ilaç pazarı maalesef referans ilaçlar kadar büyümemiş. 2014’te % 6.4 artış göstererek 4.1 milyar TL olmuş. Bu büyüme yurtiçindeki % 7.3’lük üretim artışından kaynaklanmış. Özetle, geçen yıl ithalata dayalı referans ilaç pazarı % 2.7 büyümüşken, eşdeğer ilaç pazarı % 2.5’te kalmış.

İthal ürün ilaç pazarı değer bazında 2013’te % 8.7, 2014’te ise % 10 büyümüş. İthale karşılık, yurtiçinde üretilen ilaç pazarı ise 5 yıl boyunca durağanlaşmış. Ve toplamda ancak % 6.8 büyüyebilmiştir. Daha da önemlisi; iç talepteki artış 5 yılda ithal ürünler kutu ölçeğinde % 47 gibi çok yüksek oranda büyürken, yurtiçinde imal edilen ürünler sadece % 15 büyüyebilmiştir.

Uzun lafın kısası: Acilen ilaç endüstrisine el atılması gerekiyor.


HAYVANLAR BU SEÇİMDE OY KULLANSAYDI...

Başlığın devamını tahmin ettiğiniz üzere getirelim. Hayvanlar bu seçimde oy kullansaydı, hangi partiye oy verirlerdi? Galiba tüm siyasi partilere mesafeli dururlardı. Hayvanlar adına yola çıkan bir avuç insan, “Hayvanların haklarını yok sayan siyasilere oy yok görsellerimizi 81 ilin milletvekili adaylarına yolladık” diye medyaya haber salmışlar. “Hayvanların dili yok” ama var olan hislerini de bu ortamda anlayan siyasi çıkmamış. Hayvan Hakları Konfederasyonu Kurucular Kurulu’nun tespitlerine katılıyorum. 2004’te TBMM’de kabul edilen 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun, özellikle hayvanlara yapılan işkence ve vahşeti suç saymaması, kabahat olarak tanımlamasıyla adeta vahşete davetiye çıkarıldı. Bu yasa yeniden ele alınıp medeni hale getirilirse, işte o zaman hayvanların ve insanların daha fazla değer gördüğü, mutlu olduğu bir ülkede yaşayabiliriz.

Yukarı