TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Koalisyon değil hükümetsizlik zarar verir!

 

Uzun süren tek parti iktidarları sonrası oluşan koalisyon seçenekleri aynı zamanda ülkenin sosyal ve ekonomik anlamda dinginleşmesini de sağlıyor. Sanıldığının aksine demokratik kurumları ve sistemi oturmuş ülkelerde koalisyon hükümetleri, ekonominin bozulmasına da sebep olmuyor. Türkiye’nin geçmişteki koalisyon hükümetleri döneminde yaşadığı acı tecrübeler ise aslında demokrasisinin kalitesiyle ilgili bir mesele...

Eğer ekonomiye yön veren kurumlar, siyasi otoritelerin etkisinden arındırılmış, bağımsız ve özerkliklerine kavuşturulmuşlarsa, büyük sorun çıkmıyor. Mesela ülkemizde Merkez Bankası’na müdahale olmazsa, üst kurullarının çalışmalarına siyasiler müdahale etmezlerse ekonomide ciddi sıkıntılarla da karşılaşılmıyor. Kamunun yaptığı ihaleler, iyi hazırlanmış şartnamelerle ve esnetilmeye müsait olmayan mevzuatlarla yapılırsa, yerli ve yabancı şirketlerin ilgisine mazhar olur. Ancak, eğer hükümet kurma çalışmaları, partilerin uzlaşmaz tavırları ve kırmızı çizgileri yüzünden uzar, belirsizlik atmosferi oluşursa, ekonomi işte o zaman sıkıntılı bir döneme girebilir.

Türkiye’de vatandaşın her partiye verdiği mesaj gayet açık. Tek başına bir iktidar istenmiyor. “Birazcık nefeslenin, asgari müştereklerde buluşun, 13 yıllık tek parti iktidarını gözden geçirin” tablosu var. Bu dönemi iyi geçiren, çözüm üreten partiler, bundan sonraki seçimde daha iyi bir neticeyle karşılaşabilir. Zira gençleşen, daha farklı düşünen, dinamikleri farklı olan bir seçmen kitlesinin varlığının dikkate alınması gerekiyor. Başarıyı önceleyen, haksızlığa prim vermeyen ve şeffaflığı teknolojinin geldiği nokta itibarıyla çok daha fazla dikkate alan genç nesil, önümüzdeki yıllarda Meclis’in oluşumunda daha etkin olacaktır.

Son 3 yıldır zayıflayan Türkiye ekonomisi ve bunun üzerine bir de siyasi istikrarsızlık eklenme tehlikesini 4 parti dikkate alıp hızla hükümet kurma çalışması yaparlarsa, ekonomide ciddi sorun yaşanmaz. Fakat son tabloyu ekonomik sorunlardan ziyade siyasi ve demokratik meselelerin şekillendirdiği dikkate alınıp baraj ve yeni Anayasa mevzuunda adım atılırsa, ekonomi cephesi de rahatlar. Bunlar olmaz, hükümet kurma çalışmaları da uzun sürerse AK Parti, yeniden ve güçlü gelebilir.


HDP'NİN KÜRTLERLE İMTİHANI... 

Emanet oylarla barajı aştığına sıkça vurgu yapılan HDP’nin etnik bir parti hüviyetinden Türkiye partisine dönüşüp dönüşmeyeceği tartışılıyor da, Kürtlerin HDP’yi ne kadar kendilerine yakın gördüğü pek gündeme getirilmiyor. Batı’dan aldığı ödünç oylara işaret ediliyor da, HDP’nin Kürtlerden aldığı ciddi ödünç oylar tahlil edilmiyor.

Kanaatimce HDP, bundan sonra asıl sıkıntıyı, Kürtlerin yoğunlukla bulunduğu şehirlerde yaşayacaktır. (Dün Diyarbakır’da yaşanan hadiseyi de bunun öncü işareti olarak görebilirsiniz.) Çünkü 80 milletvekiliyle Meclis’e girecek HDP’nin kadrosu, çok farklı siyasi görüşler yelpazesinden oluşuyor. Öyle ki, HDP içinden TBMM’de gurup kuracak bir farklı parti bile çıkabilir. Önümüzdeki seçimlerde yüzde 10 barajı kaldırılması halindeyse, HDP’nin bir daha bu oy oranını yakalama şansı olmadığı gibi en az kendisi kadar güçlü bir başka etnik parti de bölgeden Meclis’e gelebilir...


BURHAN HOCA VE BÜYÜK PROJELER... 

Eski AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu, seçimden önce yürütülen üçüncü köprü, havaalanı, yerli otomobil, uçak, füze, tank ve insansız hava aracı gibi projelerin yeni dönemde devam edemeyeceğini söylemiş. Burhan Hoca bu tespitini neye dayandırarak yapmış, anlayamadım. Eğer AK Parti yeni dönemde iktidarda olmayacaksa, güçlü bir muhalefet partisi olarak projelerinin takipçisi olmayacak mı? Dün, ihalesi yapılmış büyük projelerde sorun çıkmayacağına işaret etmiştim. Bunun tek istisnası ihalesi yapıldığı halde çeşitli sebeplerden halen daha projeyi yürütecek finansmanı bulamayanlar ve esnek ihale şartnamesi sebebiyle siyasi iktidara güvenilerek fizibilite hesabı yapılanlardır. Burhan Hoca boşuna böyle bir evhama kapılmış...

Yukarı