TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Savaşı tüm sıkıntılarıyla içimize çekiyoruz

 

İç savaşın yaşandığı Suriye sınırındaki tedbirsizliğimiz, akraba toplulukların yaşadığı komşu ülkelerle ilişki problemimiz ve hepsinden önemlisi başta ekonomik detaylar içeren hususları göz ardı eden dış politika tutarsızlığımız yüzünden çatışmaları yavaş yavaş Türkiye sathına alıyoruz. Bundan sonrası için Türkiye içinde bir barış ortamı yakalamaktan başka şansımız yok. Zira bazı sorumsuz siyasilerin işleri iyice çıkmaza sokacak şekilde vatandaşı silahlanmaya çağırması gibi hususlara dikkat edilmesi gerekiyor.

AK Parti’nin tüm Kürt vatandaşlarımızı PKK çizgisinde konsolide etmeye teşvik eden politikalarının bugün gelinen noktada ne kadar payı var? Bölgedeki farklı düşünce ve siyasi anlayışa sahip insanımızın, özellikle yıllarca devletin yanında durup mücadele eden Kürt vatandaşlarımızı son yıllarda tek bir siyasi çatı altında toplanmaya zorlayan, detayları müphem çözüm süreci görüşmelerinin de bu yaşananlarda katkısının da tahlile ihtiyacı var. Sonrasında komşu ülkelerdeki Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) veya başka güçlerin sebep olduğu terör hadiselerini, bölgedeki dengeleri altüst etme girişimlerini aklıselimle ele almamız gerekiyor. Zira içerde sükûnet olmadan, dışarıyla mücadelenin zorluğu ortada...

Suruç’ta 30’dan fazla kişinin öldüğü saldırı ise Türkiye’nin de çatışma alanı içine çekilerek IŞİD, PKK ve bölgedeki diğer güçlerle beraber karmaşık bir savaş ortamı doğurdu. Gelecekte sebep olacakları problemler dikkate alınmadan tüm Türkiye’ye yayılmasına izin verilen mülteciler ise bu karmaşık savaşın en önemli parçası olacakları için hadisenin sadece ekonomik boyutu değil güvenlik cihetiyle de devletin gündeminde olması şart.

Suriye’de Esad güçlerinin saldırıları ve IŞİD’in eylemlerine Türkiye’nin devlet politikasıyla, akraba topluluk ayrımı yapmadan yaklaşılması doğru olanıydı. Ancak çözüm süreciyle birlikte Kürt gruplarının Türkiye ve Suriye’de PKK çizgisinde tek çatı altında toparlanıp konsolide edilmesinin önünün açılması, Suriye’de kantonların oluşturulması ve Kobani’deki gelişmeler tabloyu değiştirdi.

HDP yöneticilerinin, seçimlerdeki başarıları sonrası araya mesafe koymak yerine silahlı terör örgütü PKK (YPG) sempatisini en yüksek seviyede açığa vurdukları bir atmosferde Suruç’ta vahşet yaşandı. Türkiye’nin IŞİD’e beklenen seviyede tepki koymaması ise bölgede çatışan iki terör örgütünden hangisini daha sempatik yapar, bu da bir başka sorunumuz oldu.

Kürt siyasilerin PKK’ya, Kandil’e Türkiye’nin de IŞİD’e yaklaşımında bir sıkıntı olduğu tartışması, maalesef ciddi problem olarak görülmesi gerekir. IŞİD’in durumu ortada, ama Irak’ta kılına dokunulmayan, Suriye’de önü açılan PKK ve arkasındaki güçler, onlarla aynı çizgide olmayan diğer Kürt grupları ve başka halkları rahatsız ediyor, etnik ve ideolojik temizlik yapıyor. Türkiye’deki Kürt siyasetçilerin meselelere katkı koymak yerine, oportünist tavırla her şeyi fırsata çevirme anlayışları da çözümü zorlaştırıyor.

Hasılı, Ortadoğu batağında, cahili çok politikacıların gölgesinde, terörün her türünü lanetlemekten başka çaremiz yok.

 

TOSHİBA CEO’SUNUN İSTİFASI...

Japon teknoloji devi Toshiba’nın üst yöneticisi (CEO) Hisao Tanaka, şirket kazançlarının şişirildiği bağımsız denetçiler tarafından tespit edilince istifa etmiş. Üstelik basın mensuplarının önünde Japonlara özgü eğilimi yaparak yani özür dileyerek görevini bırakmış. Türkiye’de borsada işlem gören veya görmeyen şirketlerin kazançları ne âlemde, şişiren var mı, yok mu bilmiyorum. Ama kamu kurumlarının özellikle “milli” proje şeklinde sundukları işleri abarttıklarını, şişirdiklerini çok iyi biliyorum. Dünyanın en büyüğü olarak lanse edilen, yerli üretim olarak takdim edilen birçok projenin hakikatle ilgisi yok. Palavradan ibaret. İllüzyon sevenler, halkı kandırıyor. Zira bizde özür de yok, istifa da, palavraları takip eden de...

 

Yukarı