TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İnşaat mı, teknoloji mi?

 

Ülkenin lokomotif sektörü olarak inşaatı öne koyarsanız, vizyona, misyona ihtiyaç duymayan, iki adım ötesi için bile gelecek planı kurgulamayan tüm müteahhitler, daha fazla para kazanmak için kolları sıvarlar. Fabrikasını, işyerini kapatıp üzerine konut projeleri geliştirenler de üretimden inşaat cephesine geçerler. Ülke ekonomisinin böylesine vizyonsuz bir cenahın eline geçmesi yönünde adımlar atılır, teşvikler verilirse, sanayiye, teknolojiye, katma değer yaratacak işlere ve dahi geleceğe para yatıran kimse de olmaz. Zaten halihazırda bu yönde bir dönüşüm söz konusu...

Bu sebeple “İstanbul’a yazık ediliyor” diyorum. Zira bir yandan şehir, tarihi dokusuna, siluetine uymayan niteliksiz inşaatlarla doldurulurken, tıkanan ulaşım için de yapılmakta olan projeler gösterilerek, daha fazla inşaat yapılması bir nevi meşru gösteriliyor. Halbuki 3. köprü, 3. havalimanı, Marmaray, devam eden ve planlanan tüp geçitler, bağlantı yolları ve ulaşımla ilgili diğer projelerin tamamının hayata geçmesi halinde bile, inşaat yığınına dönen İstanbul’un trafiği rahatlamayacaktır.

İki yıl önce Washington’da, Dünya Bankası’nın desteğiyle gerçekleştirilen şehir içi ulaşım konferansına katılmıştım. O konferanstan İstanbul’a baktığımda neyin doğru, neyin yanılış olduğunu bir türlü çözememiştim. Şimdi tablo Araplara satılık inşaat projeleriyle daha karmaşık hale gelmiş durumda...

Bu sene içinde de İstanbul’da Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’a yönelik “Yatırım Zirvesi” gerçekleştirildi. Ben de konuşmacı olarak katıldım. Adı yatırım zirvesiydi, ama salonlarda emlak projeleri pazarlanıyordu. İlginçtir bazı Arap işadamları ise (bunlardan birisi de Suudi Arabistan Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Abdullah El Zamil) Türkiye’de televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi üretildiğini, teknolojiye dair yatırımların olduğunu bu zirvede ve tamamen tesadüf eseri öğrendiler. Öğrenmekle de kalmadılar, bazı tesisleri gezip yatırım yapmak için araştırmaya başladılar.

Bu sebeple taşı toprağı yüzyıl sonra bile bin pahaya satılacak İstanbul’u ucuz müteahhit eserleriyle çarçur etmeyelim. Körfez sermayesini Türkiye’ye pekâlâ teknolojiyle ve başka becerilerimizle çekebiliriz. Ve bu konuda MÜSİAD’ın güzel bir girişimi var.

Ülkemizin teknoloji devlerini, proje sahiplerini ve yatırımcıları bir araya getirmek üzere yola çıkan High-Tech Port by MÜSİAD’ın birincisi İstanbul’da yapılmıştı, şimdi ikincisi 6-8 Ekim 2015 tarihleri arasında Katar Ulusal Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Bu organizasyonun çok önemli olduğunu ve diğer Körfez ülkelerinin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarının bir çatı altında dünyaya açılmasının mutlak surette faydası olacaktır. Savunma sanayii, havacılık ve uzay, deniz sistemleri, IT ve mühendislik gibi alanlarda 70’e yakın firmamızın buralarda kendilerine hem pazar, hem de yeni yatırımcılar bulacağından eminim. Yeter ki Türkiye’de bu şirketlerimiz için rahat çalışma alanları ve rekabet ortamları oluşturalım.,

 

4.5G'DE YERLİLİK ŞARTI DENİLEBİLİR

Geçen hafta 4.5G ihalesi yapıldı. Şimdi sektördeki birçok önemli isim kara kara yerlilik şartının nasıl karşılanacağı yönünde kafa yoruyor. Çünkü bazı GSM operatörleri, ihale şartnamesini kendilerince ve haklı sebeplerden nasıl by-pass edeceklerinin formülünü arıyorlar. Duyum değil, önemli bir kaynaktan bu bilgiyi aktarıyorum. Haklı sebep şu: Bu yerlilik şartlarıyla 1 Nisan 2016’ya 4.5G yetişemez. İhale yapıp GSM operatörlerinden para alanların bu konuyu da düşünmesi gerekiyor. Hatta bazı GSM operatörlerinin, 4.5G’nin yetişmeyeceği görüşünü de çeşitli örneklerle ortaya koymaya hazırlandıklarının altını çizeyim.

Yerlilik şartının delinmemesi için öncelikle ev ödevinin yapılması lazım. Aselsan-Netaş- Argela ortaklığında ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilmeye çalışılan Ulak Projesi’nin bu haliyle devam etme şansı zayıf. Üçünün de hedef ve amacı farklı çünkü. Ulak’ın ayrı bir şirket haline getirilerek şebeke ve baz istasyonu tarafında olacak şekilde telekomünikasyona odaklanması şart. Ama zor görünüyor. Bu durumda % 45’ler seviyesinde yerlilik şartı, ancak plastik kutu alımları ve baz istasyonu direkleri dikilerek karşılanmaz mı?

 

Yukarı