TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kontrollü ithalat üretim ve ihracatı artırıyor

 

Kontrolsüz ithalatın, ülkemizdeki çeşitli sektörlerin yurtiçindeki üretimine ve ihracatlarına ne kadar zarar verdiğini defalarca buradan gündeme getirdim. İthalat / ihracat rakamlarının da bu sebeple aynı zamanlarda açıklanıp kalem kalem tahlil edilmesinin ne denli değer taşıdığını vurguladım. Fakat bir musibetin, bin nasihatten evla olduğunu, geçen yıllarda % 85’i Çin ve Tayvan gibi ülkelerden ithal edilen ayakkabılarda ortaya çıkan sorunlar sebebiyle yaşadık.  

Ekonomi Bakanlığı, ayakkabı ithalatını kontrol altına alacak düzenlemelere gidince, hem içerde sektörün yüzü güldü, hem de ihracatta ülkemiz adına sevindirici bir manzarayla karşılaştık.

Mesela Türk deri sektörü Rusya’daki ekonomik krizden dolayı konfeksiyon ihracatında mecburen küçüldü. Ama deri sektörü ayakkabı ihracatı ve sektörün ikinci halka pazarlara yönelmesiyle hızla toparlanmaya başladı. Bu somut örnek, tüm ithal kalemleri içinde kilometre taşı olması ve bir vizyon olarak ele alınarak düzenlemelere gidilmesini gerekli kılmıyor mu?

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Mustafa Şenocak, deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 48’ini ayakkabıyla yaptığımızı belirtiyor. Öte yandan deri sektörü Türkiye’nin ihracatına yüzde 1.1 oranında katkı sağlarken, bu yılın ilk 8 aylık döneminde (ocak-temmuz) yüzde 17.3’lük düşüşle 1 milyar dolara gerilemiş. Ancak ayakkabı sektöründe ihracat yaklaşık % 7 civarında düşmüş ve 473 milyon dolar olmuş.

Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre aynı dönemde ayakkabı ithalatı % 18 düşüşle 487 milyon gerilemiş. Ayakkabı ithalatı 990 milyon dolarlık bir rakamla genel deri ve deri ürünleri ithalatının % 49’unu oluşturuyor. Demek ki tüm ithal ürünlere kalem kalem farklı bir açıdan bakmamız gerekiyor.

Ayakkabıda bu tabloyu değiştiren adım neydi? 2 Ağustos 2014 tarihinden itibaren ayakkabı ithalatında AB ve STA ülkeleri hariç olmak üzere İlave Gümrük Vergisi (İGV) uygulanmaya başlandı. Kontroller artırıldı. Böylece ayakkabı ithalatında gerileme hız kazandı. İhracat tarafında ise en azından sektörün yüzünü güldüren gelişmelerin kapısı aralanmış oldu.

 

ATATÜRK HAVALİMANI'NDA ÖLÜM VAKASI...

Türkiye’nin itibarını önemli oranda zedeleyecek bir hadise 2 yıl sonra ortaya çıktı. ABD vatandaşı Tracey Lynn Brown (48) isimli kadının, 2013 yılında transit yolcu olarak bulunduğu Atatürk Havalimanı’nda tartışma yaşadığı polisler tarafından, etkisiz hale getirilmek istenirken, nefessiz kalarak yaşamını yitirmesi basit ve sıradan bir vaka değil. Doğru personeli, doğru yerlerde istihdam edememe, eğitimsizlik, uluslararası bir terminalde krizin üstesinden gelememek gibi bir sürü alt sebebi söz konusu.

Netice itibarıyla her yolcunun yola çıkmasına sebep olan iyi / kötü bir sürü hikâye var. Bunların üzerine bir de uzun bir seyahatin sıkıntıları eklenince havalimanlarında görev yapan polis, güvenlik elemanı, doktor ve diğer hizmetlerde yer alan her türden personelin de iş yaptıkları yerlerin şartlarına göre donanımlı olması gerekir. Atatürk Havalimanı’ndaki birinci mesele donanımlı personel sıkıntısı. Bu sebeple kriz anı yönetilememiş.

İkinci konu ise bir kadına yapılan muamele. Tracey Lynn Brown, Chicago’ya gitmek üzere Özbekistan’ın başkenti Taşkent’ten THY ile Atatürk Havalimanı’na geliyor. Yaklaşık 13 saat boyunca dış hatlar geliş terminalinde bekliyor. Polisle kurduğu temastan da anlaşılıyor ki, önemli bir sorunu var. Ama işin diğer tarafında, krize sağlıklı müdahale etmesini umduğumuz polislerin yaşadığı atmosfer de sorunlu. Tahammülleri yok. Problemi çözmek yerine, büyütecek eğilimdeler ve gerginler.

Dolayısıyla olaya havalimanlarında görev yapan tüm personelin yaşadığı sıkıntılar da dikkate alınarak çözüm bulunması gerekir. Bir defa havalimanları için nitelikli eleman yetiştirilip, istihdam edilmesi şart. Şehir içinde bir polisin görev yerini değiştirip pasaport kontuarına, başka birime vermekle olmuyor. Güvenlik elemanını veya diğer personeli aynı şekilde işbaşına geçirmek de doğru değil...

 

Yukarı