TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Stratejik projelerin önü açıldı

 

Türkiye’nin hayata geçirmeye çalıştığı çoğu önemli proje, seçim atmosferinin mağduru oldu. Gerçek değerleri ve ülkemize ne kazandıracakları anlaşılamadı. Mesela Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) Su Temin Projesi gibi bitirilip, hizmete sokulanlarda bile nasıl bir başarıya imza atıldığını halk tam anlamıyla idrak edemedi. Hatta bir moral gücüne dönüşmesi dahi söz konusu olmadı.

Bazı projelerde ise ortaya çıkan modelleme ya da taktik yanlışlıklar eleştiri konusu olunca, bu defa işi sahiplenenlerde siyasi atmosfer sebebiyle moral bozuklukları ortaya çıktı. Yerli oto üretimi projesi bunlardan birisiydi. Yerli oto için doğru noktadan başlanılmasına rağmen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın projeyi vatandaşa iyi anlatamamasıyla birlikte nasıl bir modelle hayata geçirileceği konusunda da kafaların karışık olması bir handikaptı. Hatta prototipler için yapılan eleştirel haberler sonrası parça parça kamuoyuyla bilgi paylaşılması da doğru olmadı.

Hasılı seçim atmosferinde projeyi anlatanların hatalı sunumları da sanki yerli oto üretiminde ciddi sıkıntılar varmış gibi algılanacak haberlerin yayılmasına sebep oldu. Halbuki yerli oto üretimi için nasıl bir yol haritası izleneceği ve teknolojik transferin nasıl sağlanacağına dair bir modelleme sıkıntısının burada yaşandığı gerçeği söz konusuydu. Ama konu buraya bir türlü gelmedi ve tartışmayı yapamadık. Güçlü bir siyasi irade olmasına rağmen, bu tarz projeler için kafa yoranların siyasi iradenin çok gerisinde kalarak hareket etmeleri asıl problemlerden birisi oldu.

Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçmekte yaşadığı modelleme sıkıntısının, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) yeni ve güçlü iktidarlığı döneminde aşılması halinde, birçok önemli proje teker teker hizmete girerek ülkemize sınıf atlatabilir. Görünen en önemli mesele ne siyasi irade, ne para ve ne de insan kaynağıdır. Yerli veya milli olarak adlandırılan tüm projelerde asıl mesele modellemedir. Yerli tank, yerli bölgesel yolcu uçağı, milli savaş uçağı, milli gemi, yerli oto, yerli raylı sistemler, yerli baz istasyonu ULAK gibi tüm projelerin gelip tıkandığı nokta; nasıl bir modelle hayata geçirilmesi gerektiği hususudur.

Ayrıca dikkat çeken bir başka husus ise teknoloji transferi gerektiren çalışmalarda, bakanlıklar arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının çok düşük seviyede kalmasıdır. Örnek; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önemli projeler için yurtdışından bir firmayla ayrı ayrı görüştüklerini biliyorum.

Peki, yerli bölgesel uçak, milli savaş uçağı ve yerli otoda muhatabımız olan böyle bir şirkete nasıl gidilmesi gerekir? Hangi yöntemlerle lisans haklarına, ürünlerine talip olunması fayda sağlar? Devlet olarak mı, yoksa şirketler olarak mı hareket edilmesi iyi olur gibi hususları ne kadar tartıştık? Nasıl bir strateji belirleyerek yola çıktık? Bence bu konularda ciddi eksiklikler söz konusu...

Evet, yukarıda bahsi geçen şirket, İsveçli Saab ile sivil/ askeri uçak üretim çalışmaları için görüşüldü. Ayrıca yerli otoda birlikte epeyce mesafe kat ettiğimizi Bakan Fikri Işık açıklamıştı. Fikri mülkiyet haklarının 40 milyon Euro bedelle İsveçli Saab markasının yeni sahibi NEVS firmasından satın alındığı ve yerli otomobilin bu aracın üzerinde yükseleceğini öğrendik. ,

Halbuki yerli bölgesel uçak için de Alman Dornier’le Türkiye adına ABD merkezli, Eren ve Fatih Özmen çiftinin sahip olduğu Sierra Nevada Corporation (SNC) şirketi görüşmeler yapıp, lisans haklarını aldı. SSM yetkilileri bunun gerekçesini şöyle izah etmişlerdi: “Devrede bir kamu kurumu olunca, hem iş daha fazla uzuyor, hem de maliyetleri artırıyor.”

Görüldüğü üzere yurtdışında bilinen bir şirketle irtibat kurma, iş yapma modelinde bile kamu kurumları bağımsız hareket ediyor gibi bir hava söz konusu. Buralarda birlikteliğin sağlanması için de kesinlikle bir modellemeye ihtiyaç var.

Yeni dönemde, AK Parti’nin yakaladığı güçlü iktidar fırsatı ve geçmiş tecrübeleriyle, kırılma noktasına gelmiş, üretime, istihdama, yüksek teknolojiye katkı sağlayacak önemli büyük projeleri hizmete sokacağını düşünüyorum.

 

Yukarı