TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Düşen Rus uçağının sırrı...

 

Dünya henüz tam anlamıyla Okyanus’ta kaybolan Malezya uçağının sırrını çözememişken, yepyeni bir bilmecemiz daha oldu. Ama hatırlanacağı üzere Ukrayna üzerinde füzeyle düşürülen Malezya uçağı fazla gizemli hale gelmeden aydınlatıldı, ancak kimin düşürdüğü konusu halen daha tartışılıyor. Evet, Rusya tescilli Metrojet Havayolları’na ait 7K-9268 uçuş numaralı Airbus A321-200 uçağı nasıl düştü veya düşürüldü? Rusya ve Mısır (uçağın kalktığı/düştüğü ülke) sessizliğini korurken, Batılı ülkeler uçağın neden düştüğü konusunda her gün bir bilgi paylaşıyorlar. Ve diyorlar ki; Bu hadisede terör var.

Toplam 217 yolcu ve 7 mürettebatı ile Şarm el-Şeyh’ten St. Petersburg’a uçarken Sina Yarımadası üzerinde meydana gelen kaza sonrası THY, Emirates, Qatar Airways, Lufthansa ve Air France gibi havayolları güvenlik sebebiyle hadisenin meydana geldiği saha üzerinde uçmama kararı aldılar. Mısır’ın turizmi de bu gelişmelerden ciddi şekilde etkilenmeye başladı.

Her uçak kazasının ardından yapıldığı üzere Metrojet hadisesinin ardından da çeşitli yorumlar yapıldı, ama siz bunların içinde ilerde doğru çıkacaklar olsa bile temkinli olun. Zira yetkililerin yapacağı araştırmanın neticesi ortaya çıkana kadar senaryo yazılacaktır. İşte onlardan bir seçki:

Soruşturmanın ilk odaklandığı nokta, uçağın havada seyir halindeyken infilak etmesi üzerine. Uçak ile irtibat 28 bin feet (8640 metre) yükseklikteyken kesiliyor. Enkaz alanının genişliği de göz önüne alınırsa havada meydana gelen bir infilak ve ardından parçaların genişçe bir alana dağıldığına dair teori söz konusu. 

IŞİD’in Reuters’e yaptığı “Uçağı biz düşürdük” açıklaması ilk önce inandırıcı bulunmadı. Çünkü füzeyle düşürdüğünü iddia ediyor sanılmıştı. Uçağın yüksekliği dikkate alınarak, füze meselesi rafa kalktı, ama uçağın içinde meydana gelen patlamaya dair bulguların olması durumu değiştirdi. Uçağa bomba koyulmuşsa, bunu IŞİD yapmış olabilir mi?

Peki yetkili sayılabilecek noktalardan gelen açıklamalar Ortadoğu’daki hesaplaşmanın yansıması olabilir mi? Mısır ve Rus yetkililer ayrı, Batılı ülkeler ise tamamen farklı açıklamalar yapıyorlar. Neden? Çünkü bu kaza tek başına bir uçak kazası değil.

KIBRIS'TA 'GARANTÖRLÜK' TARTIŞMASI...

KKTC Su Temin Projesi geçen ay hizmet açıldığı gün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın katılımıyla adada bir de zirve gerçekleştirilmişti.

KKTC ile Rum kesimi arasında devam eden görüşmelerin detaylarının ele alındığı bu zirve öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Girne Geçitköy Barajı’nın açılışında Rumlara şöyle seslenmişti; “Güneydekiler bu sudan istifade etmek istiyorlarsa adını barış suyu koyar onlara buradan su veririz.”

Halbuki aynı günlerde Rum tarafı, KKTC’nin suyla buluşarak güçlenmesinden rahatsız olduğunu açıkça beyan ederek, başlayan müzakereleri neticesiz bırakacak talepler masaya getirmeye çalışıyordu. Adada gerçekleşen Türkiye-KKTC zirvesinin detaylarına hâkim olan bir kaynağım, Rumların yeni dönemde Türkiye’nin ‘garantör ülke’ olmasını istemediklerini ve bu şartı dayatmaya çalıştıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu zirvede, Türkiye’nin tek tartışmayacağı konunun ‘garantörlük’ olduğuna, diğer meselelerin hepsini KKTC yetkililerinin görüşebileceğine vurgu yapmış.

Başından beri Rumların karşı olduğu ‘garantörlük’ mevzuunu yeniden gündeme getirmeleri şüphesiz kötü niyetlerini ortaya koyuyor. Müzakerelerin anlaşmayla neticelenmesi halinde Avrupa Birliği (AB) çatısı altında yer alacak bir Kıbrıs söz konusuyken Rumların bu şekilde davranmaları KKTC’nin elini daha da güçlendirecek gibi görünüyor.

Ancak, Kıbrıs’ı yatırım programına alan iş dünyasında “Acaba bu defa da bir sorun olur mu?” endişesi olduğunun altını çizeyim. Her halükârda AK Parti Hükümeti’nin ilk döneminde, 2004’te, Annan Planı tüm iyi niyetli desteklere rağmen Rumların engeline takılmıştı. Fakat çözülemeyen ‘Kıbrıs Meselesi’ bu defa hedefe daha yakın görünüyor. Zira Türkiye’nin Kıbrıs için önemli bir katkı koyduğu, tamamı Türk mühendislerinin eseri bir projeyle su sorununun giderilmesinin yanında, Akdeniz’in zengin doğalgaz kaynaklarını Avrupa’ya ulaştıracak boru hattının hayata geçirilmesi için de Türkiye’ye ihtiyaç var. Doğal gazın paraya dönüşmesi için hem boru hattına hem de tartışmasız bir ortama kavuşulması lazım. Amerikalı enerji devleri ve gaza ihtiyaç duyan Avrupa’dan gelen sinyaller de olumlu. Galiba bu defa Rumların pek şansı yok gibi görünüyor.

Yukarı