TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Savunma sanayiinde neredeyiz?

 

Merkezi Stockholm’de bulunan İsveç Barış Enstitüsü’nün (SIPRI) derlediği rakamlara göre 2014 yılında dünya çapında silah satışlarında Batı Avrupa ve ABD’nin pazar payı düşerken Rusya ve Asya merkezli şirketlerin payı yükselmiş. Bu tabloyu sıradan bir sektör gibi düz mantıkla değerlendirmek doğru olmaz.

Rusya’nın Suriye girişimi sonrası Ortadoğu’da kazanmaya çalıştığı mevziler, müttefiki İran, Irak ve Mısır gibi ülkelere sağladığı destekleri de bu pakete koymak lazım. Ama çalkantılı dünyamızda Rusya’nın artan askeri harcamaları, savunma sanayiinde ihracatını da tetiklediği gibi Batı ile ilişkileri inişli/çıkışlı olan Çin ve Hindistan’ı da savunma sanayiinde ona yakınlaştırıyor.

Lakin hâlâ dünyanın en büyük silah şirketi ABD’li Lockheed Martin. Ve bu şirketteki çalışan sayısı çoğu ülkenin, Türkiye de dahil savunma sanayiinde istihdam ettiği personelden çok daha fazla. 100 büyük savunma sanayii şirketinin % 80’i ABD ve Batılı şirketlerin elinde.

SIPRI’nin “En büyük 100” listesinde Türkiye’den Aselsan 73., Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) de 89. olarak ikinci 50’de yer alırken, Rusya’nın 11 savunma sanayii şirketi bulunuyor ve en büyük Rus şirketi Almaz-Antev, 8.84 milyar dolarla 11. sırada görünüyor.

 

‘SAVUNMA’NIN RÖNTGENİ ÇEKİLMELİ

Türkiye’de savunma sanayiinde görev alan şirketler, devletin ve kamuoyunun daha fazla desteğini alabilmek için yaptıkları işleri biraz değil, epeyce abartıyorlar. Dolayısıyla masallar üzerinden yorum yapılıyor, gerçekler örtülüyor. Bu durumu ortaya çıkaran da Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir oldu. “Savunma sanayiinde ciddi illüzyon var” sözü de Müsteşar Demir’e ait. Eğer ilk 20’de yer alan bir ekonomiysek, stratejik konumumuza uygun savunma sanayiimizin de olması gerekir.

Daha önce burada paylaşmıştım, SIPRI’nin raporundan tekrarlayayım: Türkiye 2009-2013 yılları arasında en fazla silah ithal eden ülkeler arasında 11. sırada yer alıyordu. 2010-2014 yılında ise Türkiye, silah ithal eden ülkeler arasında 7’nciliğe yükselmiş. İthalat tarafında o dönemlerde büyük alımlar olduğu için değişiklik olması normal. Ancak aynı dönemlerde silah ihraç eden ülkeler arasındaki konumumuz ise 18’incilikten 17’nciliğe, yani bir basamak yükselmiş. Dolayısıyla önce savunma sanayiinin röntgeninin çekilmesi, sonra uygun bir model bulunup yola çıkılması gerekiyor.

 

İKLİM ZİRVESİ’NE TÜRK USULÜ YORUM!

Paris’te çetin pazarlıklara sahne olan Birleşmiş Milletler 21. Dünya İklim Zirvesi (COP 21) beklenmedik şekilde uzlaşmayla sonuçlandı. Özetle: “Küresel ısınma hızı 2100 yılına kadar 2 santigrat derecenin altına çekilecek. Eğer imkânlar oluşursa da 1.5 dereceye indirilecek.”

Ancak dünyayı en fazla kirleten Amerika ve Çin, bu yönde pek de istekli değil. Hatta iki büyük kirletici olmalarına rağmen tazminat taleplerinden de kendilerini kurtardılar. Ancak çıkan netice yine de başarı olarak görülmeli. Çünkü tehlikenin büyüklüğü konusunda en azından farkındalık oluşturulmuş durumda.

Peki Türkiye’ye nasıl yansıdı bu gelişme? Müteşebbis enerji tüccarlarımız, İklim Zirvesi’nden çıkan neticeyi fırsata çevirmek için arayışa koyuldular. Güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına devletin neredeyse hesapsız kitapsız, hatta sorumsuz destek vermesi peşindeler. “Paris Anlaşması fosil yakıt dönemini sona erdirerek temiz enerji teknolojilerine geçişi işaret etti” sloganıyla başka bir kirliliğe zemin hazırlıyorlar.

 

Yukarı