TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İsrail gazı Rusya sıkıntısına merhem olur mu?

 

Akdeniz’deki enerji kaynaklarının başta Kıbrıs ve İsrail olmak üzere bölge ülkeleriyle Türkiye ilişkilerini tamir eme, geliştirme hatta ciddi bir çözüme götürme potansiyeli şüphesiz var. Ancak bir başka ülkeyle bozulan ilişkileri yani Rusya cenahında yaşanan sorunları, Akdeniz üzerinden gidermeye kalkışmak ne kadar doğru bir strateji olabilir?

Türkiye’nin coğrafi konumunu avantaja çevirip enerjinin merkezi olabilmesi için gaz ve petrol transferinde gerekli olan boru hatları, depolama, liman, finans gibi elzem yatırım ve oluşumları yapması, uzun vadeli hesaplara girmesi gerekiyor. Sadece kendi ihtiyacımız için Rus doğalgazı yerine ikame edilecek İsrail veya başka ülke gazları da olduğunun gündeme getirilmesiyle kamuoyunun gazı alınabilir, ama enerjide oyuncu kurucu olmak için daha derinlikli düşünmek şart.

İsrail için en uygun güzergâh Türkiye ve Türkiye için de Rus gazının en iyi alternatifi İsrail, yaklaşımıyla bu işler olmaz. Her iki ülkeyle de sorunlar yaşıyoruz ve yaşayamaya devam edeceğimize göre ikisiyle de doğalgaz merkezli hesaplar yapmamamız gerekiyor. Çünkü Türkiye gibi bir ülkenin, mevcut jeopolitik konumuyla kendi iç tüketimi için doğalgaz tedarikinde sıkıntı çeken pozisyondan çıkması şart.

Dolayısıyla Irak, İran, İsrail, Azerbaycan ilerde gerçekleşirse Türkmenistan gibi ülkelerin doğalgazının Avrupa pazarına ulaşabilmesi için Anadolu’dan başka güzergâh yok. Türkiye hem iyi bir pazar hem de en iyi geçiş güzergâhı konumundaysa, bu konum nasıl daha değerli hale getirilebilir, buna kafa yorulmalı. Zira halen daha Rus gazının yerine İsrail gazı tartışması çok sığ bir yaklaşım. İsrail ile bir anlaşma 2016’da yapılırsa, 2019’da Akdeniz gazı Türkiye pazarına giriş yapabilirmiş. Varsayımlarla enerji arz güvenliği sağlanamaz.

Akdeniz’deki tüm doğalgaz kaynaklarına sahip ülkelerle (Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi, Ürdün, Filistin) bir proje üzerinde konuşulması ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının fizibilitesi yapılabilir. Böylece bu hattan gelecek gaz, bir ülkeyle yaşanan sıkıntıyla sorun yaşamaz. Ayrıca Türkiye tedarikçi rolden, dağıtıcı ve koordine eden bir üst role çıkar, gerçek anlamda enerjinin merkezi konumuna ulaşabilir. Böylece İran gibi sorunlu bir ülkenin gazı da re-export (ihraç) şartıyla Türkiye’ye getirilebilir. Lütfen gazda büyük resme bakalım.

 

RUSYA’NIN SU-24 KARA KUTUSUYLA KARA MİZAH

Batılı ülkeler ve NATO müttefikleri gözünde Türkiye, ne yapacağı belli olmayan konumdayken, Rus savaş uçağının düşürülmesiyle bu durumun değiştiği yönünde yaygın bir kanaat oluştu. Bu değişimde düşürülen bir uçağın önemli rolü olduğuna göre Su-24’ün nasıl düşürüldüğü de şüphesiz önem kazanıyor.

Hava Kuvvetlerimizden emekli iki pilotumuzla konuşurken, Su-24’ün nasıl düşürüldüğünü anlamadıklarını söylemeleri ilginç geldi:

“F-16’dan atılan Sidewinder füzesi sıcağı takip ettiği için Su-24’ün egzozundan girip havada parçalamış olması gerekirdi. Ama uçakta yaralanma olmuş ve parçalanmadan düşmüş. Bu daha çok havadan havaya füzeyle değil, yerden havaya bir sistemle vurulduğunda olur. Ancak Türkiye’de 20 bin feet yüksekte uçan bir hava aracını yerden havaya füzeyle vuracak bir sistem yok. Dolayısıyla bu uçağın nasıl düşürüldüğünü anlayabilmiş değiliz.”

Eğer havadan havaya bir füzeyle vurulan bir uçağın teknik olarak bu şekilde düşmesi, güdümlü füze ve uçak ergonomisi açısından tutarlı bulunmuyorsa, gerçek nedir? Armut gibi düşen uçak nasıl vuruldu? Rusya’nın kara kutu şovuyla bu hadisenin aydınlatılmayacağı da anlaşıldığına göre acaba düşürülme hadisesinin asıl kahramanı arkada mı saklanıyor?

 

Yukarı