TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Petrol, siyaset, mezhep: İran-Suudi gerginliği

 

Ortadoğu’da yaşanan tartışmaların altında sürekli din eksenli sorunlar aramak, konuyu getirip mezhep tartışmalarına bağlamak doğru netice vermiyor. Nitekim Ortadoğu ve İslam üzerine araştırması olan bir müsteşrike göre, kadim halkların ve medeniyetlerin yaşadığı bu renkli coğrafyada, İslam dini olmasaydı, yine bugün yaşanan tartışmaların benzerleri yaşanıyor olacaktı. Dolayısıyla İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerginliğin çıkış sebebi her ne kadar Şii-Sünni çatışması gibi mezhepsel zeminde görünse de asıl meselenin sadece bu olmadığı ortada. Bölgede güçler çatışması ve ciddi bir nüfuz alanlarını koruma stratejisi yürütülüyor. Fakat bu sıkıntıların su yüzüne çıktığı nokta, mezhep çatışması şeklinde önümüze geliyor.

Yaklaşık bir yıl önce İran’ın dünya arenasındaki algı durumu ile Suudi Arabistan’ın konumu neredeyse yer değiştirmek üzere. İran’ın her açıdan daha güçlü hale geleceğine dair uluslararası arenada atılan adımlar, bölgede kendi politikalarını hâkim kılmada bir adım önde duruşu Arap Sünni bloku rahatsız ediyor. Hatta endişelendiriyor. Tarafların ekonomik olarak güçlenmelerinde yürütülen petrol eksenli stratejilerin de elbette görülmesi gerekiyor. İran, petrolünü dünya piyasasına direkt olarak pazarlamaya adım adım yaklaştıkça Suudi Arabistan’da rahatsızlık artıyor. Hatta petrol fiyatlarının aşağıda kalmasında da Suudilerin İran’ı ekonomik olarak güçsüzleştirme stratejilerinin olduğu biliniyor. Amerika ve Rusya’dan da Suudi Arabistan’a destek mesajları gelmeyince İran temposunu yükseltiyor ve Suudiler daha da agresifleşiyor.

Mesela uluslararası piyasalarda Brent petrolün varil fiyatı 36 dolarla son 11 yılın en düşük düzeyine indi. Suudi Arabistan’ın etkili olduğu Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) buna rağmen fiyatları yukarı çekecek şekilde üretimi kısma adımı atmadı. Buna ABD’nin, Rusya’yı petrolle köşeye sıkıştırma taktiklerini eklersek Ortadoğu’da suların rahat durulmayacağını söyleyebiliriz.

Bu durumda Rusya’nın Suudi-İran gerginliğinde ne kadar arabulucu olabileceği de biraz zor.

 

İKİ KÖPRÜ DE BU YIL AÇILACAK!

İstanbul Boğazı’nı süsleyecek 3. köprü Yavuz Sultan Selim ve İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü bu sene ortalarında hizmete girecek. Dün IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen ve İzmit Körfez Geçişi projesini hayata geçiren Otoyol AŞ’nin CEO’su Yavuz Batum ile detaylı konuştum. Her iki köprü önemli mühendislik detayları içerdiği gibi dünyada birçok ilklerle birlikte hizmete girmiş olacak.

İlginçtir hem İbrahim Çeçen hem de Yavuz Batum, köprülerin inşaatı esnasında birer üniversite gibi çalıştıklarına dikkat çektiler. Çok sayıda üniversiteden ziyaretler olmuş. Her kademeden hoca ve öğrenci bu köprüler sayesinde bilgi birikimi elde etmiş.

Yavuz Batum’dan öğrendiğim kadarıyla projenin en önemli ayağı olan köprü hizmete açıldıktan sonra tamamının (Bursa-İzmir arası) 2018 gibi bitirilmesi söz konusu. Üçüncü köprüde demiryolunun rayları ve sinyalizasyon gibi alt detayları için daha sonra bir ihaleye çıkılması gerekiyor. Ama demiryolunun köprüden giriş ve çıkış tünelleri de köprüyle birlikte bitmiş olacak.

Her iki köprüye paralel olarak ilgili kurumların bağlantı yollarını, tanıtımları, yönlendirmeleri, trafik akışlarını hazırlamaları gerekiyor. Mesela 3. köprüden günde 135 bin aracın geçmesi bekleniyor. Bu rakam ne zaman yakalanabilir? İstanbul’un felç olan trafiğine nasıl bir etkisi olur noktasında somut çalışmaların yapılması gerekiyor. Marmaray durumu olmaması için iki önemli projede fotoğrafın tamamına iyi bakılıp eksikliklerin giderilmesi şart.

Yaban domuzları mevzuunu da İbrahim Çeçen’e sordum. Bağlantı yollarını düzenlediklerini, yaban hayvanları için doğal köprüler, gürültü azaltan önlemler ve özel ışıklandırmalar yaptıklarını söyledi.

İzmit Körfez Geçişi Köprüsü’nden martnisan, 3. köprüden haziran-temmuz gibi hizmet alacağız. Umarım entegrasyon tarafları fazla ihmal edilmeden ülkemize iyi bir moral kaynağı olarak hizmete girerler.

 

Yukarı