TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Otoyollar nasıl ‘yolgeçen hanı’ olmaz?

 

Bu senenin başında, ocak ayında kamu otoritesindeki ilginç bir boşluğa dikkat çekmiş, sebebinin de bakanlıklar arasındaki koordinasyon eksikliği olduğunu gündeme getirmiştim. Özetlemem gerekirse, konuyu şu şekilde ele almıştım:

“Ülkemize gelen yabancı plakalı araçlar, otorite boşluğu sebebiyle otoyol ve köprüleri bedava kullanıyor, trafik ihlallerinde de hiçbir ceza ödemiyorlar. Türk vatandaşlarının, sistem hataları sebebiyle, otoyol ve köprü geçişlerinde Otomatik Geçiş Sistemi (OGS) ve Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) kaynaklı yüksek rakamlı cezalarını nasıl ödeyeceklerini tartıştıkları şu günlerde, yabancıların otorite boşluğu sebebiyle hiçbir şey ödememelerini nasıl yorumlamak gerekir?

Türkiye’nin otoyol ve köprülerini kaçak şekilde kullanan, ülkemiz trafik kurallarını ihlal cezaları bile tahsil edilemeyen yabancı plakalı araçlar, ülkemize giriş ve çıkışlarda herhangi bir kontrol ve tahsilat sistemi olmaması sebebiyle yıllardan beri otoyol ve köprüleri ücret ödemeksizin kullanabiliyor. Ülkemiz ekonomisi açısından büyük kayıp anlamına gelen bu durum için henüz bir önlem de alınabilmiş değil.”

Bu konuyu gündeme getirdikten sonra ilgili bakanlıklarda bir hareketlenme oldu. Hatta Sayıştay’ın da benzer şekilde uyarılar yapmasına rağmen çözüm bulunmadığını, gazetemiz Habertürk ortaya çıkardı. Ancak henüz net bir çözüm ortaya konmuş değil, lakin ciddi çalışmalar yapıldığını biliyorum.

Öte yandan yurtdışında yaşayan veya kısa süreli seyahatler yapan okurlarım da benimle tecrübelerini paylaşmaya devam ediyorlar. İlgili ve yetkili çevrelerin dikkatini çekmek ve bir katkı sunmak adına bunlardan birisini; Amerika’da ilginç deneyim yaşayan bir okurumdan gelen mesajı aynen paylaşmak istiyorum:

“Geçen yazınızda bahsettiğiniz otoyolda ücret toplama konusunu Amerika harika bir şekilde çözmüş. Geçen ay Amerika ziyaretim sırasında bir araba kiraladım. Los Angeles-San Diego arasında otoyolu kullandım. Tabelalarda thetollroads. com adresinden, otoyol kullanma ücretini 5 gün içinde bir seferlik ödeyebileceğim belirtiliyordu. San Diego’ya vardığımdan 2 gün sonra ödemeyi yaptım. Ocak başı dönüşe geçtiğimde yine ücretli yolu kullandım. Fakat ödeme yapmayı unuttum. İstanbul’a döndüğümde ‘Bir daha zor giderim bulamazlar’ diye düşünerek ödemeyi yapmadım. Ama 2 Şubat’ta postalanmış bir mektubu şubatın 12’sinde aldım. Eğer 3 Mart’a kadar borcumu ödersem, 6 dolar, yok daha sonra ödersem 106 dolar ve yasal faizlerle ödeyeceğimi belirten bir mektuptu bu.

Bunu ilk kez yaptığım için böyle bir hakkım olduğu, bir daha yaparsam hiçbir indirime tabi tutulmadan direkt cezayı ödemek zorunda kalacağım belirtiliyordu.

İşin ilginç yanı ise iş adresimi hiçbir yere vermemiş olmama rağmen mektup iş adresime gelmişti. Dolayısıyla sadece bu sistemin nasıl çalıştığı incelenirse, Türkiye’de yabancı araçların otoyolları, köprüleri kullanım ücretleri ve kesilen trafik cezalarının tahsili meselesi çözülebilir kanaatindeyim.

Bir de California Eyaleti’nde otoyolların neredeyse her kilometresinde, ‘Adopted by XYZ şirketi’ şeklinde, yani sanki otoyolun o bölümü için, ‘şu şirket evlat edindi veya bakımını üstlendi’ gibi ibareler vardı. Hem şirketler kamu yararına destek oluyorlar, hem isimleri gözüküyor, hem de eyalet bundan para kazanıyor.”

Mutlaka ilgili bakanlıklar ortaya çıkan bu sorunu çözmek için bir şeyler yapıyordur, ama bu tarz tecrübelerin de katkısı olacağını düşünüyorum.

 

İTHALATI AZALTAN SÜPER BİR ÖRNEK!

Hakan Çanta, ayakkabı ve çantaya getirilen ek vergiden sonra tüm üretimini Türkiye’de yapmaya başlamış. Vatan Gazetesi’nde haberi gördüm, takdir ettim. Daha önce üretiminin yüzde 80’ini Çin’de yaptıran şirket, Türkiye’de istihdama katkı sağlamakla kalmamış, ciddi katma değer sağlamaya başlamış. Sadece kamunun bir dokunuşuyla, ithal ürünlerin kalem kalem incelenmesiyle alınan küçük bir tedbirle bu başarı sağlanmış.

Fenerbahçe’den Minions’a, Barbie’den Hello Kitty’ye, Spider-Man’den Frozen’a birçok markanın çantada Türkiye distribütörü olan Hakan Çanta, böylece Çin’deki üretiminin tamamını Türkiye’ye kaydırmış. Türkiye’deki önemli tabak, çanak üreten zincir mağazaların ürünlerinin yüzde 80’ini yurtdışında yaptırdıklarına dikkat çekerek konuyu ilgililere havale ediyorum.

 

Yukarı