TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Turizmde ne kadar kayıp yaşanacak

 

Bu senenin iyi geçmeyeceğini biliyoruz, ama ne kadar kayıp yaşayacağımız konusu biraz tartışmalı. Bakanlık yetkilileri, “Turizmde oluşacak açığı İranlı ve yerli turistle kapatacağız” açıklamasını yapıyorlar. Yerli turisti bilemem, ama İran tarafı o kadar kolay değil.

Mesela, “Nevruz” sebebiyle İran’dan geçen yıl kadar turist gelmesini sağlayamadık. Sebebi terör falan değil. Tamamıyla İran yönetiminin Türkiye’ye yönelik almış olduğu kararlar yüzünden. Bir defa uçuş izni isteyen Türk tescilli havayollarına İran makamları, istedikleri veya İran’dan aldıkları turist talebi oranında izin vermediler. Geçen yıl Nevruz’a denk gelen haftalarda, bir haftada bir havayolu 80 sefer için onay almışken, bu sene İran bu rakamı 30 ile sınırladı. Nevruz döneminde gelen sayısı % 50’den fazla azaldı. Dolayısıyla İran turistiyle yazı böyle geçirmemenin çaresini, fazla zaman kaybetmeden devlet yetkililerinin alması gerekiyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, bu sene yaşanacak kaybın % 20’den fazla olmayacağına dair ümidini koruyor, ama Avrupa’daki tur operatörlerinin kayıplarının bu rakamların çok üzerinde olduğunu biliyorum. Hatta Brüksel olayı sonrası ciddi rezervasyon iptallerinin de başladığını hatırlatmış olayım.

Avrupa’daki tur operatörlerinin kayıpları % 40’lardan başlıyor. Evet ümidimizi koruyalım, beklentiyi yüksek tutalım, fakat bu tavrımız yapılması gereken çalışmaları engeller veya gölgelerse korkarım kayıplar daha fazla olur.

KONUTTA BİR TUHAFLIK VAR

Martta gıda fiyatları, ihracattaki kısıtların da etkisiyle % 1.5 seviyesinde azaldı. Bunu anlamada ve bu şekilde izah etmede bir sıkıntı yok. Fakat konut tarafında ciddi tuhaflıklar söz konusu.

İstanbul’un Şişli, Levent, Beyoğlu gibi semtlerinde ev ve ofis pozisyonunda gayrimenkullerini satışa çıkaranlar, bırakın istediği fiyattan karşılık bulmayı değerinin altında bile satış yapamadıklarını söylüyorlar. Bir milyon TL’lik gayrimenkulü önce 700, sonra 400 bin TL’ye kadar düşürdüğü halde satamayanlar var. Nedenini anlamak ise zor.

Bildiğim bazı yeni konut projelerinin satışlarının iyi gittiğine bizzat tanık oldum. Üstelik rakamlar da oldukça yüksek seyretmesine rağmen satılıyor. Ve alanların çoğunluğu da bir daire için veya oturmak üzere yola çıkanlar değil. Farklı alanlarda iş yapanlar, nakit zenginleri yeni finans enstrümanı olarak konuta yönelerek bu projelerden 15-20 adet alıyorlar. Ve bireysel tüketicinin talebiyse sınırlı oranda kalıyor. Nasıl?

Öte yandan bir başka durum daha oluşmuş. Özellikle müstakil konut projeleriyle öne çıkan, şehir merkezinin de biraz uzağında kalan sitelerin, yavaş yavaş katlı konutlara dönüşerek metrekare olarak da küçülme eğilimlerine ise fiyatlarının da yüksek olması sebebiyle hiçbir kategoriden tüketici beklenen ilgiyi göstermiyormuş.

TÜRKİYE'NİN YILLAR ÖNCEKİ 'PANAMA'SI

"Panama Belgeleri"nden öğreniyoruz ki, uluslararası yaptırımlara tabi olan şirketler ve kara listede olan şahıslar için de bir cennet varmış. Vergi açısından şirketlere fırsatlar sunan Panama, şu günlerde yoğunlukla gündemimizde olacak, ama Türkiye’nin de bir Panama hikâyesi ve ilginç bir geçmişi varmış. Bu konuların uzmanı bir tanıdığımı arayarak, “Yıllar önce vergi cenneti adalardan Türkiye’ye getirilecek paralar için % 35 vergi konulmuştu. Ama bir tek Panama bunun dışında bırakılmıştı” dedi. Detayları araştırıyorum. Bakalım ne çıkacak? Şimdilik, nüfuzlu kişi ve şirketlerin, vergi kaçakçılığı, kara para aklama, yaptırımları delmek üzere yola çıkıp, off-shore şirketler kurup buralarda hesaplar açarak yaptıkları finansal işlemlerin, dünyayı şeffaflığa doğru dönüştürüp dönüştürmeyeceğine kafa yoracağız. “Panama Belgeleri”nde özellikle bölgemizde etkili olan devlet adamlarının isimlerinin de olması, uluslararası dengeleri etkileyecek gibi görünüyor. Dilerim Türkiye’ye faydası olsun...

Yukarı