TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yerli kömürde niçin geç kaldık?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kuvvetli bir vurguyla yerli kömüre arka çıktığına göre, şimdiye dek neden bu önemli enerji kaynağımızın ekonomiye kazandırılmadığının da sorgulanması gerekir. Çünkü, İstanbul’a yeni havalimanı planlamakta veya Atatürk ile Sabiha Gökçen havalimanlarının büyütülmesine karar verilmesinde yapılan hata, yerli kömürde tekrarlandı. Ciddi anlamda geç kalındı. Nihayetinde, “Geç olsun da güç olmasın” tesellisi var. Bu da az bir şey değil.

Fakat üzücü olan şu ki; başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere, basında sadece bu köşede, 10 yıldır yerli kömür üzerine yazılarla dikkat çekmeme rağmen, hiçbir yerden destek gelmedi. İthal kömürle çalışacak santrallara sağlanan kolaylıklara vurgu yapıp üvey evlat muamelesi gören yerli kömürün önünün neden kesildiğini de defalarca gündeme taşıdım. Amma velakin cevap alamadım. Kömür, ta Afrika’dan onca navlun bedeliyle gelince kalorisi yüksek, kıymetli; kendi ülkemizde, Adana’da, Maraş’ta olunca tu kaka...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İthal kömüre karşıyım” sözlerini biraz geriye doğru gidip irdelediğimde de ithale neden ve nasıl izin verildiğini de merak etmiyor değilim. Cumhurbaşkanı’nın bu mesajları, Enerjisa tarafından yapılan, 450 MW kurulu güce sahip Adana Tufanbeyli Termik Santralı’nın açılışında vermesi de önemli. “Yerli kömüre yatırım yapacak özel sektör, bundan böyle devletin desteğini arkasında görecektir” diye düşünüyorum. Doğalgaz ile çalışan termik santrallar, sökülüp başka ülkelere taşındığına göre yerli kömürü harekete geçirecek iyi bir model ortaya konulursa, istihdama ve cari açığa etkisi başta olmak üzere epeyce katma değer üretecektir.

Yerli kömürde asıl ilgimi çeken mevzuya gelince... Önceki bakanlar neden ilgisiz kaldılar, şu anki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ı harekete geçiren ne oldu?

Aynı şekilde, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da küçük hidroelektrik santrallarına (HES) çevreye zarar verdikleri için karşı çıkması da ilginç. Görüldüğü kadarıyla enerji politikalarında rotamızda ciddi anlamda düzelme var. Ancak yerli kömürün ekonomiye kazandırılması ve mevcut termik santralların daha çevreci olarak çalışması için bu konularda uzman Kanada gibi ülkelere bakıp biraz daha gayret edilmesi gerekiyor.

Turizmde pazar çeşitliliği mi?

Bugünlerde, Antalya’da bir oteli kapatan Hintli Gupta Ailesi’nin düğün masrafının 30 milyon TL’yi aştığına dair bir haber üzerinden turizmde Hindistan okuması yapılıyor. Benzer haberler önceki yıllarda ara sıra medyaya yansıyordu, fakat ilgililerin dikkatini çekip pazarın çeşitlendirilmesi yönünde gerekli çalışmalar yapılmadığından şimdi ah vah ediliyor. Üstelik geçen 5 yılda, en azından Hindistan pazarı için birileri gayret göstermiş olsaydı, hem tesislerimiz daha iyi rakamlardan pazarlanırdı, hem de bugünleri daha rahat geçirme şansımız olurdu. “Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur” misali şimdi sızlanmalar eşliğinde bu konu gündeme getiriliyor. Hiç şüpheniz olmasın, bu işin sorumlusu sektörün bizzat kendisidir.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Rusya ile yaşanan kriz, mülteci ve terör gibi sorunlar nedeniyle Antalya’yı bu yıl turizmde zor bir sürecin beklediğini açıklamış. Durumu tespiti yapmak kolay. Yıllardır, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ve altındaki yarı resmi kurumların topladıkları paraları ne yaptıklarını sorgularken, bu hususlara da hassaten vurgu yapıyordum. Evet, pazarın çeşitlendirilmesi TOBB gibi kurumların, TÜRSAB’ın değilse kimin görevidir?

Düşüş sadece Rusya kaynaklı değil. Avrupa’dan gelen turist sayısı da azalıyor. Hatta Bodrum, Didim, Torbalı gibi turizm beldelerinde, yazlıkları bulunan yabancılar da konutlarını satışa başlamış. Dolayısıyla, bu olumsuz tablo sadece turizmi değil, bölge ekonomisini vuruyor. Ama yetkili ve ilgili makamlarda oturanlar, bıçak kemiğe dayanınca dert yanmaktan başka bir şey yapmıyor.

Yukarı