TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Elektrikte kayıp-kaçak niçin önlenemiyor?

 

Türkiye elektrik piyasasının en sorunlu ve bir türlü çözülemeyen meselesi kayıp ve kaçaklar. Ülke istikrarını etkileyen, hatta bazı şehirlerde terörle birlikte kangrene dönüşen bu problemin, en kısa sürede ve mutlaka çözülmesi gerekiyor. Ama nasıl olacak?

Elektrik bölgelerinin özelleştirilmesiyle kayıp-kaçakların hangi boyutta olduğu daha net ortaya çıktı. Özelleştirme sonrası bazı şirketler de kayıp-kaçak oranlarının daha yüksek olduğuna şahit olunca “Devlet bize ayıplı mal sattı” serzenişinde bulunmuştu. Özelleştirme sonrası anlaşıldı ki, devlet devreye girmediği takdirde tek başına özel sektörün de bu işin altından kalkması pek mümkün değil. Bu konu üzerine epeyce kalem oynattığımdan, sıkı bir şekilde de takibini yapıyorum.

Elektrikte kayıp-kaçak oranlarının zirve yaptığı bölge, %75 ile Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’nin (EDAŞ) uhdesinde olan şehirlerimiz. 2014 itibarıyla durum şöyleydi: Mardin %86, Şırnak %79, Hakkâri %76, Şanlıurfa %73, Diyarbakır %72.

Bu kayıp-kaçakları Vangölü EDAŞ %61 (Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri) ve Aras EDAŞ % 26 (Erzurum, Ağrı, Kars, Erzincan, Iğdır, Ardahan ve Bayburt) takip ediyor. Üç bölgenin de kayıpkaçak bedellerini diğer şehirlerde yaşayanlar ödüyor. Peki bu mesele neden çözülemiyor? Dicle EDAŞ’ta CFO (chief financial officer) olarak 2 yıl görev yapan, yani kurum finansını, paraların tahsilini yöneten Abdullah Sevimli’nin benimle de paylaştığı ilginç bir çalışması var.

Doğal olarak en önemli konuları kayıp-kaçak olmuş. Sorunun son derece derin ve birbirinin içine geçmiş bileşenlerden oluştuğunu tespit etmiş. Bunları ayrıştırmadan ve farklı çözümler üretmeden mesafe almanın da imkânsız olduğunun altını çiziyor.

Anladığım kadarıyla elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesiyle piyasanın tam anlamıyla liberalleşmesinden beklenen faydadan çok daha fazlasını, kayıp-kaçak oranlarının yüksek olduğu bölgelerde sorunun kök nedenlerini bulma ve onun çözümlerini geliştirme fırsatı vermesi olmuş. Sevimli de 12 farklı boyutta konuyu incelemiş. “Keşke biz de Dicle’de başlarken birileri bu realiteleri anlatsaydı” notunu da düşmüş.

KAYIP-KAÇAĞIN 12 NEDENİ

- Alışkanlık ve rasyonalizasyon

- Hayali şirket yönetimi (Veri kalitesi)

- Ölçmediğini yönetemezsin (Ölçü yönetimi sisteminin olmaması)

- Terör ve güvenlik sorunları

- Dini ve kültürel referansların etkisinin azalması

- Eko-sistem (Suiistimaller ve profesyonel kaçak şebekesi)

- Güven eksikliği

- Tarımsal sulama

- Meskenler

- Ticarethaneler ve sanayi şirketleri

- Hukuki altyapı ve müeyyidelerin yetersizliği

- Şirket yönetimi modeli ve insan kaynağı ihtiyacı.

Elektrikteki kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı gösteriyor. Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ’nin (TEDAŞ) 2014 rakamlarıyla kwh olarak tablo şöyle: Dağıtım sistemine giren enerji 180 milyar kwh, dağıtım sisteminde tahakkuk eden enerji 149 milyar kwh ve 2014 sonu itibarıyla KAYIP-KAÇAK Miktarı: 31 milyar kwh.

Buradaki farkın izah edildiği iki konu var. Teknik kayıplar ve yasal olmayan bir şekilde elektriğin kaçak kullanılması. 2014 verilerine göre, ülkemizde 31 milyar kwh yıllık kayıpkaçağın sisteme giren enerjinin %17’sine ulaştığı tespit edilmiş. Bu kaçakların %60’ı da üç dağıtım bölgesinden geliyor.

Özellikle tarımsal sulama abonelerinde karşılaşılan direnç ve artan güvenlik sorunları, mücbir sebebin (force majeure) ortaya çıkmasına sebep olduğunu biliyoruz. Mevcut şartlar altında hedeflerin gerçekleştirilmesinin imkânsızlığı da ortaya çıkmış durumda.

Hâsılı kayıp-kaçakla mücadelede dönülmez bir yola girilmiş. Ama sabır isteyen uzun ince bir yol. Ve devlete çok önemli görevler düşüyor. En önemli ayak bağı da terör...

 

Yukarı