TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Düşürülen Rus uçağı neyi değiştirdi?

 

Türkiye-Rusya ilişkilerinin miladı olarak görülen Rus uçağının düşürülme hadisesinin neyin kilometre taşı olduğunu hâlâ tam olarak analiz ettiğimiz söylenemez. Ancak bu hadisenin Türkiye’ye tahminlerden öte zarar verdiği ve Rusya’nın bölgedeki etkinliğini artırmada ciddi katkı sunduğunu da söylemek mümkün. Ayrıca Türkiye’nin NATO veya Batılı müttefikleriyle olan ilişkilerinde kırılma yaptığının da etkisi görülebilir. Fakat bir gerçek var ki, Rus uçağının düşürülmesi bu detayları da ortaya çıkarmıştır.

“Suriye sınırında Türkiye hava sahasını ihlal eden SU-24 tipi bir Rus savaş uçağı, Türk F-16’ları tarafından düşürüldü” haberinin tarihi 24 Kasım 2015. Gölge CIA olarak tanımlanan Stratfor’da yer alan 7 Ekim 2015 tarihli bir analizin son bölümüne göz atalım. Dikkat buyurun, bu yazı yayınlandığında henüz Rus uçağı falan düşürülmüş değil.

“Gelecek aylarda ABD; Fırat Nehri’nin doğusuna ve batısına daha çok dikkat kesilecek. ABD doğuda Kürt güçleri ve bu güçlerle ittifak edenlere, Rakka’da konuşlu IŞİD güçlerine karşı bir harekât yapmak üzere desteğini artıracaktır. Kürtlere sağlanacak ABD desteği Türk liderlerin hoşuna gitmeyecek, fakat ABD aynı zamanda Fırat’ın batısında Türklerin kontrol ettiği direnişçileri destekleyecektir. ABD ve Türkiye, IŞİD varlığından arınmış bir bölge oluşturulması için birlikte çalışacaktır şüphesiz. Ancak Türkiye’nin daha hevesli bir istekle güvenli bölge etiketinin yeni fikirlerle birleştirmesi ihtimalini de gözden ırak tutmuyorlar.

Her şeye rağmen, ABD Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki nihai amaçlarını gerçekleştirmesi sırasında ne kadar gönülsüz olursa olsun, uygulamanın ilk kritik aşamalarda dolaylı olarak işin içinde yer alacaktır. Hiç şüphe yok ki; Türkiye Rusya ile mücadele etmeye devam edecektir.

Moskova, NATO ittifakında yer alan üyelerin korkularını müttefikleri birbirine düşürmekte kullanabilir. Eğer tampon bölge Suriye’de kurulur ve NATO üyesi Türkiye bu tampon bölge üstündeki hava sahasını korumak üzere bu hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürürse o zaman ne olacaktır?”

Şimdi bu bilgilerin üzerine bir de Türk helikopterinin Kürt teröristlerce, Rus füzesiyle düşürüldüğü bilgisini ekleyelim. Sessiz sedasız gelişen enerji oyunlarında Türkiye’nin elinin Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Hazar’da zayıflamasında şüphesiz Suriye merkezli yaşanan tartışmaların payı var. Hatta TAP projesinin de Rusya gaz pazarı içinde addedilen Bosna’ya değil İtalya’ya uzatılmasında mutlaka bu ilişkilerin etkisi bulunuyor.

TAP-TANAP NİÇİN BOSNA’YA GİTMİYOR?

“TAP’ta niçin yokuz? Boru neden İtalya’ya gidiyor, Bosna’ya gitmiyor?” sorularını uzatabiliriz, ama anlamlı cevap bulmak zor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin (TAP) Selanik’teki resmi temel atma törenine katıldığında, ben de Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin (TANAP) devamı olan bu projenin neden Bosna-Hersek’e uzatılmadığına dair soruların muhatabı oldum. Bu köşede defalarca yazdığım üzere Türkiye TAP’ta yer almıyor. Bu durumda Türkiye’nin küçük ortak olduğu, Anadolu’yu baştan başa kat eden TANAP’ı ne kadar stratejik kullandığı sorusu akla geliyor.

Bakan Albayrak’ın, “Bu projeler, bölgede gaz-gaza rekabetinin daha da artırılması ve etkin, güvenilir piyasaların inşa edilmesi anlamında bir başarı öyküsüdür” açıklamasına biraz katkı yapmak gerekiyor. Zira İtalya için TAP’tan gidecek gazın rekabete etkisi az olacaktır. Sadece İtalya HUB’ını destekleyecektir. Ancak Bosna’ya gitmiş olsaydı, boru hattı rekabetle birlikte farklı kimlik kazanacaktı. Çünkü Rusya için Bulgaristan, Macaristan, Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi hâkim olduğu pazarlar önemlidir.

Ancak İngilizler, BP, Rusya, İtalya ve Azerbaycan TAP’ın yönünü belirlemiştir. Türkiye’nin burada bir etkisi olmamıştır. Üstelik TANAP da mevcut haliyle Türkiye için uzun vadede pahalı bir proje olarak dikkat çekmektedir. Dolayısıyla TAP’ın Türkiye için anlamı tartışmalıdır.

 

Yukarı