TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İyi iletişim için kaliteli rekabet şart

 

İletişim çağını ne derece baş döndürücü bir hızla yaşadığımızı anlamak için 3-5 yıl geriye bakmak kâfi. Bu hızlı süreç, biz tüketicilerin yaşamına yenilikler ve renklilikler eklerken, sektör açısından durum çok daha farklı. Bir defa sıkı bir rekabet, teknolojinin ne yöne ilerleyeceğine dair endişe ve alınması gereken pozisyon söz konusu. Bugün doğru yatırım kanalı olarak görülebilen alanlar 3-5 yıl sonra başka bir noktaya dönüşebiliyor. Fiber kablo altyapı yatırımlarında yaşanan tartışmalarda olduğu üzere...

Türk Telekom (TT) yetkilileri, sıklıkla zamanında fiber altyapıya ciddi kaynaklar ayırıp yatırım yaptıklarını, sadece kârlı yerlere değil, karlı noktalara da fiber kablo götürdüklerine vurgu yapıyorlar. Rakiplerinin sektörün bu yönde büyüyeceği öngörüsünde bulunmayarak, fibere yatırım yapmadıklarını belirtiyorlar. Dolayısıyla şu günlerde bariz bir şekilde ortaya çıkan fiber fırsatları da en verimli şekilde değerlendirmek istiyorlar. Tartışmalar da işte bu noktada başlıyor.

Tartışılan 2 konu var. TT’nin aksine Turkcell ve Vodafone bundan sonraki fiber kablo yatırımlarının 3 operatör (TT, Turkcell ve Vodafone) tarafından bir şirket çatısı altında, ortak yapılmasını istiyor. İkinci husus ise altyapı tartışmalarıyla birlikte bu kanallardan alınan hizmetlerin ücretlendirilmesi meselesi.

Bu köşede kısa süre önce ele aldığım ‘İnterneti daha ucuza kullanabiliriz’ başlıklı yazımda, TT’nin toptancı ve TT Net kanalıyla da perakendeci olarak piyasayı domine ettiğini ve fiyatları belirlediğini kaydetmiştim. Şüphesiz ki piyasayı regüle eden bir kurumumuz var ve bu sektördeki düzenlemeleri de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yapıyor. Hizmet veren de alanlarda BTK’nın kurallarına göre hareket etmek durumunda.

Dolayısıyla toptancı TT veya onun şirketi perakendeci TT Net’in Turkcell, Vodafone ve diğer şirketlere data hizmetleri verirken BTK’nın koyduğu kriterler, parametreler ve rakamlar devreye giriyor. Ama baş döndürücü hızla gelişen telekomünikasyon sektörü için de çok sık güncellemeler yapılması icap ediyor.

Ayrıca dünyanın her ülkesinde yerleşik işletmeciler, hem toptan hem de perakende geniş bant pazarında faaliyet gösterip hizmet verebiliyorlar. Hizmetlerin sunulmasına dair fiyatlar ve kurallar başta olmak üzere, sektörün tüm regülasyona tabi konuları ise ilgili kurumlarca düzenlenip, denetleniyor. Böylece haksız rekabetin de önüne geçiliyor.

Bu çerçevede BTK’nın 2011 yılında aldığı fiber erişim kararı, katalizör etkisi göstermiş ve bugün Türkiye’nin fiber erişim oranı 28 AB ülkesini ve ABD’yi geride bırakmıştır. Bu senenin, 1. çeyrek itibarıyla piyasanın en büyük oyuncusu TT’nin fiber homepass (eve ve saha dolaplarına kadar fiber erişimi) sayısı 12.4 milyona ulaşmış durumda.

Ancak bir sorunumuz var. Türkiye’yi dijital bir üs haline getirmek için yapılan bu altyapı yatırımlarıyla birlikte talep kısmında beklenen gelişme olmamaktadır. Çünkü tüketicinin fiber kullanımında ciddi sorunlar bulunuyor. Sektör oyuncuları ‘fiber fiber’ diye bağırırken, sanki tüketicinin böyle bir derdi yokmuş gibi hava söz konusu. Tablo ortada; Türkiye’nin toplam fiber abone sayısı 3 milyon bile değil.

Neden?

TÜİK’in 2015 yılında yaptığı bir çalışmaya göre fiber talebini etkileyen faktörler şunlar; Düşük internet okuryazarlığı, geniş bandın temel bir ihtiyaç olarak görülmemesi, düşük cihaz sahipliği, düşük gelir seviyesi ve tüketicilerin güvenlik endişeleri.

Özet: Sadece altyapıda istenen seviyeye gelmek yetmiyor. Altyapıya sektörün adil rekabet şartlarında erişimi ve kullanımıyla birlikte, tüketici tarafının da paralel düşünülmesi ve geliştirilmesi gerekiyor.

BANA BİRAZCIK MÜSAADE...

Temmuza kadar dükkân kapalı. Gazetede yazılar, televizyonda programlar derken, ikisini dengeleyip, ara verme fırsatını ancak yakalayabildim. Yenilenip, tazelenip döneceğim...

 

Yukarı