TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Sanofi’den Türkiye’ye ensülin yatırımı

 

Türkiye’nin geleceğine ve bölgedeki gücüne güvenen dünya devi ilaç endüstri şirketi Sanofi, diyabet yönetimindeki global tecrübesini bir adım daha ileriye taşımak için yeni yatırım hazırlığında. Sanofi, diyabet hastaları için geliştirdiği biyoteknolojik ürünü ensülinin formülasyon aşamasından itibaren üretimini, özellikle ilaç fiyatlarında sürdürülebilir uygun şartlar oluştuğu takdirde Türkiye’ye taşımayı planlıyor.

İlk defa Frankfurt’taki Ensülin Üretim Merkezi’ni bir gazeteci grubunun ziyaretine açan Sanofi yetkilileri, ilk misafirlerinin de Türk gazeteciler olmasının önemli bir sebebi olarak yakın zamanda ülkemizde planladıkları yeni yatırımları işaret ettiler. Frankfurt’taki tesisler, Sanofi’nin inovasyondaki başarısı ve yüksek standardizasyonlar konusundaki güvenilirliği ile dünyanın örnek gösterdiği kurumlar arasında yer alıyor.

Biyoteknolojide global şirketlerden birisi olan Sanofi’nin, diyabet alanındaki 90 yılı aşan tecrübesinin iyi bir göstergesi olan Frankfurt’taki Ensülin Üretim Merkezi’nde Sanofi Türkiye Ülke Başkanı Fabrizio Guidi ile bir araya geldik. Diyabet hastalık yönetiminde dünya lideri olan Sanofi’nin global gücünü ve diyabet alanındaki tecrübesini, Türkiye’ye de etkin bir şekilde taşıdıklarını belirten Guidi, tüm dünya için ensülin etken madde üretimini ürünün hassasiyeti sebebiyle tek merkezde, Frankfurt’ta yaptıklarını söyledi.

Türkiye’de hükümetin yeni yatırımları destekleme yönünde yaptığı açıklamalardan hareketle bilgi ve birikimlerini (know-how) aktarmaya devam edeceklerini ifade eden Fabrizio Guidi, yeni yatırım planları olduğuna, ancak kazan-kazan çözümü için bazı garantiler gerektiğine ve düşen ilaç fiyatları için de sürdürülebilir ortamın şart olduğuna dikkat çekti. Guidi, diyabet yönetiminde ortaya koydukları yüksek standartlar ve bütünsel yaklaşımları sayesinde dünya lideri olduklarına dikkat çekerek “Biyoteknoloji alanında Fransa’da 1’inci; dünyada 3’üncü sırada yer alıyoruz. Sanofi’nin geliştirme aşamasındaki ürünlerinin tamamı biyoteknolojik ürünlerden oluşuyor. Canlı hücrelerde üretilen ensülin gibi biyoteknolojik ürünlerin Ar-Ge, klinik araştırma, üretim, dolum ve taşıma dahil tüm süreçlerinde üst düzey teknoloji ve kalite standartları uygulanması gerekiyor. Bu koşulları dünyada sağlayabilecek firma sayısı çok azdır” dedi.

Dünyanın 5’inci büyük ilaç firması olan Sanofi’nin, Türkiye’deki 1650’yi aşkın çalışanı ve 16 tedavi alanında sunduğu çözümlerle Türkiye’nin 2’nci büyük ilaç şirketi konumunda olduğunu ifade eden Guidi, 100 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren şirketin, 65 yıldır da Türkiye’nin hizmetinde olduğunu söyledi. Fabrizio Guidi’nin açıklamaları şöyle:

 

46 ÜLKEYE İHRACAT

“Türkiye’nin dinamizmine güveniyor, potansiyeline inanıyoruz. Türkiye’nin sağlık alanındaki en önemli global çözüm ortaklarından biriyiz. Türkiye’de sadece ilaç temin etmiyoruz, aynı zamanda üretim yapıyor, ihracat gerçekleştiriyor, Ar-Ge ve klinik araştırma çalışmaları yapıyoruz. 2009 yılında Lüleburgaz fabrikasını satın aldık ve bugüne kadar bu tesisimize 600 milyon Euro’dan fazla yatırım yaptık. Burada hem bugünün hem de yarının teknolojisi ile üretim yapıyoruz. Türkiye’deki her 6 kutu ilaçtan birinin üretildiği tesisimiz Türkiye’nin en büyük ve gelişmiş ilaç üretim tesisi konumunda. Dünya çapındaki 100’ü aşkın Sanofi üretim tesisi arasında ilk 3’te yer alıyoruz. Türkiye’de faaliyet gösteren çokuluslu ve yerel ilaç şirketleri için de üretim yaptığımız tesisimizden 46 farklı ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Kişiye özel tedavi çağında, hasta ihtiyaçlarını merkeze alarak inovasyon odaklı bir Ar-Ge anlayışı ortaya koyuyoruz. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından Ar-Ge merkezi sertifikası olan ilk çokuluslu firma olup bu sertifikaya sahip 13 ilaç kuruluşundan biriyiz. Üst düzeyde kalite standartlarımız ve teknolojimiz sayesinde enjektable steril toz üretimi için Japon PMDA onayına sahip ilk ve tek tesis konumundayız. Türkiye’ye yaptığımız katkıyı daha da büyütmek istiyoruz. Dünyada 415 milyon kişiyi etkileyen diyabet, bulaşıcı bir hastalık olmamasına rağmen her geçen gün yayılıyor. Diyabet hastalığı, 2015 yılı itibarıyla dünya çapında 415 milyon kişiyi, Türkiye’de ise yaklaşık 7.2 milyon kişiyi etkiliyor.”

 

BİR İNSAN İÇİN 50 DOMUZ

1920’li yıllarda mezbahalarda hayvan pankreasları alınarak ensülin üretilmeye başlanmış. 1976’larda ise ensülin için hasta başına 50 domuzun pankreası gerekiyormuş. Frankfurt’taki tesislerde 1995 yılına kadar günde yüz bin hayvan pankreası toplanıyormuş, ancak sadece Almanya’nın ihtiyacını bile karşılamıyormuş. Bu tarihten sonra biyolojik üretime geçilmiş. Şu an otomasyon sistemiyle çalışan bu tesisin kapasitesi yıllık 50 ton ve dünyanın ihtiyacı olan etken madde burada üretilebilir. Biyolojik üretimde bakteriler glikozla çoğaltılıyor. Diğer ifadeyle şeker hastalığı için şeker kullanılarak bakteri üretiliyor. Artık laboratuvarda taklit edilerek yüksek teknolojiyle insan ensülinine yakın üretim gerçekleştiriliyor.

 

Yukarı