TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Rusya’yla yeni ilişkide Batı ne yapacak?

 

Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni dönemin kapısı bugün Erdoğan-Putin görüşmesinde açılacak. Şüphesiz bölgemizdeki hadiselere Türkiye’nin geleceği açısından ciddi katkılar sunacak bu görüşmenin turizmden, ticaretten, enerjiden ve boru hattı projelerinden çok daha önemli jeopolitik tarafı var.

Bir musibetle başlayan Rusya-Türkiye ilişkilerinin sadece iki ülkeye ve bölgeye olumlu katkısı olacağının altını çizmek de yeterli değil. Zira küresel ölçekte yansımaları olabileceğinin bilhassa dikkate alınması gerekiyor. Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminden kısa süre önce iki ülke arasında başlayan olumlu süreç, melun hadiseyle birlikte hem boyut değiştirdi, hem de daha stratejik bir konuma geldi.

Rus yetkililerinin Türkiye’de yaşanan darbe girişimini okuma biçimleri, değerlendirmeleri çok çeşitli olsa bile Amerika-Türkiye ilişkilerinde yaşanan kırılmaları da kendi lehlerine değerlendirmek istiyorlar. Batı’nın ekonomik ambargosunu yaşayan Rusya’da Türkiye ile yeniden yakınlaşma için farklı seslerin çıkmasına rağmen Putin’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yeni yol haritasına verdiği önemin arka planında ise bir numaralı konu olarak Suriye yer alıyor.

Hatta Rus uçağının düşürülmesi bile Rusya’da daha farklı açılardan ele alınıp, üçüncü ülkelerin bu olaydaki yerinin sorgulanarak iki ülke ilişkilerinin neden bozulmak istendiğine dair yapılan yorumlar dikkat çekiyor. Dolayısıyla Suriye’de yeni bir dönemin açılacağına dair beklentiler yüksek. Rusya’nın Suriye’de güçlü bir şekilde varlık göstermesiyle, Suriye’deki ABD destekli PKK uzantısı PYD güçlerinin konumu önümüzdeki aylarda gündemi daha fazla meşgul edecektir.

Dolayısıyla Putin-Erdoğan görüşmesinin ana ekseni jeopolitik hususlar olacak. Zaten en kritik konu Suriye olduğundan, burada iki lider anlaştıktan sonra ticari ilişkiler, turizm, enerji ve boru hatları eskisinden daha güçlü bir şekilde geri dönüş yapacaktır.

Bugün liderlerin bir araya geleceği ana kadar şüphesiz çok önemli ön görüşmeler yapıldı. Tam da bu noktada her Rusya-Türkiye yakınlaşmasında Batı’nın ortaya çıkardığı yeni senaryolara, oyunlara, işbirliğinin güçlenmesinin önüne geçilmesi yolunda atılacak adımlara da dikkat etmemiz gerekecek. Zira Doğu-Batı dengesinde Türkiye’nin terazinin hangi tarafında yer alacağı stratejik derinlik içeriyor.

TÜRK AKIMI, RUS-ALMAN ORTAKLIĞINA BAĞLI

Rusya’yı yakından bilen ve takip eden, Türkiye’den Rusya’ya bakışın ne olduğu konusunda da görüşlerine başvurulan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) uzmanlarından Dr. Volkan Özdemir’e göre, bugünkü zirvenin ana gündem maddesini diğer konu başlıklarından (ticari yaptırımlar, vize, turizm) ziyade iki temel mesele oluşturuyor. Bunlardan birincisi jeopolitik, ikincisinin ise enerji olduğuna dikkat çeken Özdemir’in değerlendirmeleri şöyle:

“15 Temmuz darbe girişiminden sonra Batılı devletler tarafından yalnız bırakılan Türkiye, Rusya’yla yeni ufuklara yelken açarken, Türk-Rus ilişkilerinin ilk kez siyasi/güvenlik ortaklığa doğru yönelme ihtimali bulunmaktadır. Bizim açımızdan temel sorun Suriye’deki gelişmelerdir.

Çok tartışılan Türk Akımı projesi için yeniden umut doğmuştur. İki taraf da önceki hatalarını tekrarlamaz (HUB veya koridor sarmalına düşmez) ise 2 hatlık 31 bcm kapasiteli projenin deniz kısmını Gazprom, kara kısmını da BOTAŞ yapabilir.

Böylece Rus gazı 3. ülkelere BOTAŞ sistemi üzerinden ulaşarak ülkemiz de transit konumu kazanabilir. Kuşkusuz Türkiye enerji emtialarının fiyatlarının burada belirlendiği HUB seçeneğini hedeflemelidir. Yalnız bu projenin kaderinin Gazprom’un Avrupa ile ilişkilerine bağlı olduğu unutulmamalıdır. Rus-Alman ortaklığında planlanan Kuzey Akım 2 gerçekleşirse, Türk Akımı’na ihtiyaç kalmayabilir. Hedefimiz Kuzey Akım 2’nin gerçekleşmemesi ve Gazprom’un bize yönelmesi olmalıdır.

Rusya ilişkilerinde Atatürk’ün bağımsızlık rotası formülü yol gösterici olabilir: “Batı (AB-ABD) ile onu inkâr etmeden mücadele, Doğu (Rusya-Çin) ile ona kendini kaptırmadan iyi ilişkiler.”

Yukarı