TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

EPDK’nın RES’lere yaklaşımı nasıl?

 

Yenilenebilir enerji dendiğinde ülkemizde adeta akan sular duruyor. Greenpeace bile ne hikmetse tam bu noktada sessizliğe gömülüyor. Temiz, doğaya, çevreye zararı olmayan, kesintisiz yerli enerji kaynağı gibi sunulan rüzgâr, güneş, su ve termal kaynaklar için durum hiç de öyle değil. Yeterli araştırma yapılmadan, düzenleyici kurumların istenilen seviyede kontrolü olmadan, yenilenebilir enerji kaynakları sadece yatırımcının keyfine bırakıldığında, felaketler sessiz ve derinden geliyor demektir.

11 Ağustos 2016 tarihli yazımda “Yerli kömürü teşvik edelim ama RES’leri ne yapalım?” başlığıyla Rüzgâr Enerji Santrallarına (RES) dikkat çekmiştim. Bu yazım üzerine önce Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı (EPDK) Mustafa Yılmaz aradı, faydalı kısa bir bilgilendirme yaptı. Akabinde de detaylı bir açıklama gönderdi. Bilgi notu uzun olduğu için önemli kısımlarını aktarmak istiyorum.

- Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) “Önlisans süresi içerisinde tamamlanması gereken iş ve işlemler” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının e bendi “Rüzgâr, güneş, hidrolik veya jeotermal enerjiye dayalı başvurular için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında gerekli olan kararın alınması” hükmünü amirdir. Bu kapsamda ÇED süreci, gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için başvuruyla başlayan ve bakanlık tarafından kararın verilmesiyle sona eren süreçtir.

- 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10’uncu maddesinde, “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. ‘ÇED olumlu kararı veya ‘ÇED gerekli değildir’ kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez” denilmektedir. Bu kapsamda ÇED raporları olmayan RES santrallarının yapılabilmesi mümkün değildir. (Not: Tartışmalı ‘ÇED gerekli değildir’ kararları sıkıntı oluşturuyor.)

- Kamulaştırma, “acele kamulaştırma” ve “olağan kamulaştırma” olmak üzere iki yöntemle yapılmaktadır. Kurumumuz tarafından yürütülen kamulaştırma işlemleri genellikle acele kamulaştırma olarak gerçekleştirilmektedir. (Not: Acele yapılan kamulaştırmalar, telafisi olmayan hatalara sebep oluyor.)

- Koruma kurullarının plan üzerine verdikleri “uygun” görüş aynı zamanda “onama” niteliğindedir. Belediye ve valilikler bu konuda “bağlı yetki” çerçevesinde hareket etme durumundadır. Bu kapsamda birinci, ikinci derece sit alanlarına, Hazine arazilerine, vatandaşın bağına, bahçesine, çiftliğine hatta evinin dibine gelişigüzel RES dikilmesi mümkün değildir. (Not: Mahalli idare ve kurullar kaynaklı çok ciddi somut sorunlar var.)

- 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun (YEK KANUNU) ile yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretim tesislerinde kullanılacak yerli makine ve ekipmanlar için ilave teşvik mekanizması getirilmiştir.

- Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasının d bendi “Rüzgâr enerjisine dayalı önlisansa konu üretim tesisi için teknik etkileşim izninin alınması” hükmünü amirdir. Bu kapsamda RES’lerin mevcut radar, VOR ve askeri sistemlere olan etkisi araştırılmakta ve varsa askeri alanlara etkisi söz konusu santralların yapılmasına kesinlikle izin verilmemektedir. (Not: İzmir’de Ege Ordu Komutanlığı’na çok yakın mesafede RES var. Dolayısıyla Türkiye’de somut bir mesafe kısıtlaması yok.)

- EPDK olarak, bakanlığımız ile eşgüdüm içerisinde ve uzun süredir FETÖ ile mücadele içerisinde olduğumuz bilinen bir gerçektir. Enerji alanında FETÖ bağlantılı yapıları tespit ettikçe gereğini yaptığımızdan ve sektörümüzün bu hain yapıdan tamamen arındırılması için üzerimize düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirdiğimizden hiç şüpheniz olmasın. (Not: Akdeniz Üniversiteli bağlantılı verilen RES raporlarına dikkat etmek gerekir.)

 

Yukarı