TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kıyı kanunu var uygulayanı yok!

 

Galiba yazılarımızın etkisini artırabilmek için nasıl bir ülkede yaşadığımızı bir kez daha hatırlatmamız gerekiyor. Evet, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de, adeta bozkırda yaşıyor gibi yol alıyoruz. Deniz ve kıyılarımız mevcut kanunlar çerçevesinde dikkate alınıp korunmadığı için de güçlü, nüfuzlu belli zümrenin yaptığı işgaller legalize oluyor. Dayısı, amcası olanların diğer bir ifadeyle üstünün hukuku devreye girince, kamu otoritesi de geriye çekilip kanunları uygulamaktan imtina ediyor. Bu konuyla ilgili iki önemli yazı kaleme almama rağmen tek bir satır dahi açıklama yapmayan, cevap vermeyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tavrından böyle bir netice çıkarıyorum. Bilmem yanılıyor muyum?

Kıyıların, doğal ve kültürel varlıklarıyla korunması, anayasal bir hakla kamu yararı gözetilerek herkesin kullanımına açık olması gerekirken, Anayasa’nın 43. Maddesi ile Kıyı Kanunu’nun, oteller ve turistik tesisler tarafından açık olarak çiğnenmesine niçin ses çıkarılmaz, cevap bulmakta zorlanıyorum. Kıyı Kanunu var, buna uymak ve uygulamak zorunda olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da varsa ve hiçbir şey yapılmıyorsa, kimi kime şikâyet etmemiz gerekiyor?

Daha net sorayım: Kıyıların işgaline kim son verecek? Çevre Bakanlığı üzerine alınmadığına ya da bu işin altından kalkacağına dair emare göstermediğine göre, denizlerin ve kıyıları çok iyi bilen denizci Başbakan Binali Yıldırım’a ve “Kıyılardaki işgale son verin” uyarısını 3 yıl önce yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a özel mektup mu yazmak gerekiyor?

Anayasa’mızdan ve yürürlükteki Kıyı Kanunu’ndan bazı alıntılar yaparak başta Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki olmak üzere diğer kamu yetkililerinin, vali ve kaymakamların dikkatlerini çekmek istiyorum.

Anayasa Madde 43 - Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.

Kıyı Kanunu Madde 5 - Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.

Madde 6 - Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.

Madde 15 - Kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engelleri oluşturanlara iki bin Türk Lirası’ndan on bin Türk Lirası’na kadar idari para cezası verilir. Ayrıca oluşturulan engellerin beş günden fazla olmamak üzere belirlenen süre zarfında kaldırılmasına karar verilir. Bu süre zarfında engellerin ilgililer tarafından kaldırılmaması halinde, masrafı yüzde yirmi zammıyla birlikte kendilerinden kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilmek üzere kamu gücü kullanılmak suretiyle derhal kaldırılır. Kabahatin tekrarı halinde, ceza üst sınırdan verilir.

Caydırıcı olmayan kanunlar bile kâğıt üzerinde kalıyor. Deniz, kum, güneş üçlüsü, beş yıldızlı otellerde vücut bulup turizm, para, rant, ticaret olarak karşımıza çıkıyor. Dayılar, amcalar, nüfuzlular devreye giriyor ve onlardan korkan bakanlar, bürokratlar yasalar yokmuş gibi davranıyor.

Deniz sadece bizim ülkemizde mi var?

Hayır.

Ama bu tarz terslik sadece bizde oluyor.

Niçin?

Çevre Bakanlığı bürokratları, sahil bandının valileri, kaymakamları, Ege ve Akdeniz kıyılarında ellerine birer dürbün alıp Yunan adalarına, Bodrum’un karşısındaki İstanköy’e (Kos) ve Rodos’a baksınlar. Onların da çok sayıda beş yıldızlı oteli var, ama hiç sahili işgal edeni yok. Neden acaba? Yunanlılar niçin kıyılarda rantla tanışmamış olabilir, sorgulasınlar. Ben de cevaplarını bekliyorum.

 

Not: Dünkü yazımda bu sayfada ve gazetemizin birinci sayfasında kullandığım otel fotoğrafları tamamen temsilidir. Yazı, Kıyı Kanunu ile ilgili olup özel olarak söz konusu fotoğraflardaki tesislerle bir ilgisi bulunmamaktadır.

 

Yukarı