TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Orman kanunu kime uygulanacak?

 

İstanbul’da su havzalarına, ormanlara, yol kenarlarına, hasılı uygun görülen yerlere dökülen hafriyat sebebiyle Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, önemli bir çıkış yaptı. Fakat bu konuda ne ilk, ne de son olacak bir çıkış Sayın Eroğlu’nun açıklamaları. Zira daha kökten bir yaklaşım ve çözüm gerekiyor. Belediyelerin bu işlere göz yumması en başta gelen husus. Ayrıca hafriyattan asıl nemalananlar yerine, kamyoncuları hedefe koymakla da sorun küçültülmüş algısına sebep olunuyor.

Sazlıkdere Barajı’nın havzasına dökülen hafriyatlar için ben de 2 ay kadar önce ilgili belediyeyi aradım. Fotoğraflar çektim, daha tozu havalanmakta olan hafriyatın yerini söyledim, ama ilgilenen olmadı. Öte yandan aynı belediye, çim ve benzeri artıkları, bir çevre duyarlılığı gösteriyormuş gibi yapıp, genel çöp toplama sisteminin dışında tutuyor. Özel araçlarla topluyor ve bertaraf ediyor. Nasıl bertaraf ettiğini bilmiyorum, ancak vatandaşın ikinci defa taşıtmayacağı şekilde, astronomik fiyata bu işlemi yaptığını iyi biliyorum. Böylece olunca vatandaş, belediyenin çöp arabasına veremediği her şeyi, en uygun yere terk ediyor. Gözden ırak her yerde sadece hafriyatı değil, her türlü çöpü bulmak mümkün oluyor. Birinci derecede müsebbipleri de çevre ve hizmet duyarlılığı olmayan belediyeler.

Sayın Bakan Eroğlu’nun yerinde olsam, çevresine sahip çıkamayan belediyelere ceza kesebilecek bir yasal düzenleme için çalışma yaparım. “Hele bir döksün bakayım. O kişilere ‘orman kanunu’ uygulanacak. Kamyonlarına el konulacak” sözlerinin icraata dönüşmesindeki zorlukları bildiğim için konuya farklı bir açıdan, belediyeler tarafından bakmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Dökülen çöpün, hafriyatın hesabı belediyelerden sorulabilirse tablo da değişebilir.

'HAVARAY' PROJESİNDE YERLİ ŞİRKETLER OLACAK MI?

Geçen hafta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Sefaköy’den başlayıp Halkalı üzerinden devam edecek ve 1 milyarın üzerinde maliyeti olacak Havaray’ın ihalesine dikkat çekince, projenin yerlilik detaylarını merak ettim. Yeterli bilgiye veya yerli ürün kullanılacağına dair bir bulguya da ulaşamadım. Eğer bu İstanbul’daki “Havaray projesi”nin ilkiyse, mutlak surette yerli şirketlerin düşünülmesi lazım. Hükümetin yerlilik hassasiyetini bildiğim için mutlaka ihale şartnamesinde yer aldığını düşünüyorum.

Mesela ana üstlenici dışında, bu projede hangi yerli şirketler yer alacak? Bangkok’un metro araçlarını Ankaralı Bozankaya’nın üreteceğini, Bursa’da Durmazlar’ın araçlarının kullanıldığını da biliyorum. “Havaray” biraz farklı, ancak araçların nereden alınacağını, İstanbul’da hangi ülkenin araçlarının kullanılacağını gerçekten merak ediyorum.

Alarko Holding’e bağlı Alsim’in kazandığı “Havaray” ihalesinde maliyet bedelinin önemli kısmını, yaklaşık % 80’ini inşaat tarafı oluşturuyor. Geriye kalan takriben % 20’lik kısmınında ise raylı sistem maliyetleri yer alıyor. Eğer ihale şartnamesine, yerlilik kriteri etraflıca tarif edilip konmaz ise mutlak surette % 20’lik iş yabancılara veriliyor.

İhalenin adından da anlaşılacağı üzere anahtar teslimi “Havaray” isteniyor. “SefaköyHalkalı-Başakşehir Havaray Hattı İnşaat, ElektroMekanik, İnce İşler ve Araç Alımı.” Pakette her şey ihaleyi alana havale edilmiş gibi bir hava var. Ama bu tarz projelerde yerli şirketler düşünülmez, yerlilik kriterleri takip edilmez ise katma değer üretilemiyor. Yıllar boyunca projenin başlangıcındaki yüzde 20’lik maliyet diliminde yer alan ürünlere, teknolojiye mahkûm olunuyor. Astarı yüzünden pahalıya gelebiliyor.

Sayın Topbaş ve Alarko Holding tarafından bu konuda bilgilendirilmeyi çok arzu ediyorum.

ECA SEREL, TOSYALI ÇELİK

İstanbul’un üçüncü havalimanında, Türkiye’nin köklü armatür ve vitrifiye markası ECA SEREL’in ürünleri kullanılacak. Anlaşma imzalanmış, televizyonlarda reklamları da dönüyor. İGA yönetimini ve CEO Yusuf Akçayoğlu’nu tebrik ediyorum. Türkiye’nin böylesine marka projelerinde yerli ürünler kullanılıyor olması çok önemli. İstihdama, katma değere etkisinden öte geleceğe güvenle bakmamızda müthiş moral oluyor. Tosyalı Holding’in Japonlarla ortak yassı çelik üretimi için attığı adıma da 300 milyon dolarlık dış ticaret açığını engelleyecek gözüyle bakılmamalı. Çok daha önemli getirileri söz konusu.

Yukarı