TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Booking.com ile mücadele doğru mu?

 

Türkiye’nin sanal ortamdaki ticaretle ciddi sıkıntısı var. İnternet üzerinden yapılan ticari faaliyetler hakkında ülke olarak biz değil, dünya sorun yaşıyor. Başlangıçta Google, Facebook, Twitter vs. gibi arama motoru ve sosyal medya üzerinden yapılan tartışmalar, giderek hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya başladı. Bu sebeple daha sağlıklı ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerini, doğru kurumlarla geliştirmek zorundayız.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) Booking.com’a açtığı ve elde ettiği başarıyı da bu gözle değerlendirebiliriz. Bir defa eski gücü ve etkisi kalmayan TÜRSAB’ın böyle bir konuyu sektör paydaşlarıyla tartışması, ortak akıl oluşturarak konuya “yasakla değil, yasal düzenlemeyle” çözüm araması gerekirdi. Bu adımla TÜRSAB kendi küçük kayıplarını, Türk otelcilerinin daha büyük zararlarına tercih etmiş oldu. Seyahat acenteleri artık önemli oranda sanallaştı, ama TÜRSAB, çok konvansiyonel kaldı ve değişimlere ayak diremeye başladı. Halbuki Türkiye’de sayılara katlanarak artan, Türk turizminin en önemli ayağı olan otellerin, yarı resmi TÜRSAB gibi bir birliği bile yok. Turizm Bakanlığı bu konuya neden eğilmez bilmiyorum, ama tuhaf kazalar olmaması için evimizi düzenlemekte fayda var.

Halihazırda Hollanda merkezli Booking.com, Türkiye’ye gelmek isteyen ve ülkemizden yurtdışında herhangi bir ülkeye gitmek isteyenlere hizmet veriyor. Açılan dava sebebiyle Türk vatandaşlarına, Türkiye içindeki oteller için aracılık edemiyor. Sebebi de 30 bin TL verip seyahat acentesi belgesi almaması ve kazancını vergilendirmemesi. Ülkemizde yaklaşık 10 bin seyahat acentesi olduğu düşünülürse, Booking.com da ofis açıp bu şartları yerine getirirse sorun bitecek mi? Elbette hayır. Çünkü mevzu sadece otellerden “en iyi fiyat garantisi” ve “en yüksek komisyonu” isteyen Booking. com mevzusu değil. Başka hususlar da var.

Ancak sanal ticari faaliyetlerin vergilendirilmesi, kontrol edilmesi, ülkemizdeki ticari kurumlar karşısında haksız durumlarına engel olunması için hükümetlerin bir şeyler yapması gerekiyor. Çetrefilli görünen işlerle ilgili bakanların tüm paydaşlarla birlikte çözüm araması icap ediyor, tek başına TÜRSAB’ın değil.

Son not: Booking.com’un Türkiye’deki faaliyetleri yasal değilse, Türkiye’deki tesislerden aldığı komisyonlar yurtdışına hangi isimle ve nasıl çıkarılıyor?

ŞEHİR HASTANELERİ İLE NELER DEĞİŞECEK?

Şehir hastaneleri teker teker Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde hayatımıza girmeye başladı. Getirilen yeni hizmeti övenler olduğu kadar, şehir hastane modelini, kiralama bedellerini eleştirenler de var. Şehir hastanelerinin, kiralama/işletme bedelleriyle kamuya uzun vadede pahalıya mal olacağını iddia edenlerin karşısında ise modern, en son teknolojiyle donatılmış ve kaliteli hizmet sunumu karşısında başı dönen vatandaş var.

Eleştiriler sebebiyle az da olsa halkın kafası karışmış. Bu hizmetin, bu şekilde, ücretsiz olarak devam edip etmeyeceğini merak ediyor. Fakat, sağlık alanındaki reformları ve hizmetleriyle hükümet, her kesimden halkın yüksek oranda teveccühünü kazanmıştı. Şehir hastaneleriyle ise çıta epeyce yukarı çekilmiş olacak. Ve çok şey değişecek.

1- Vatandaşa sunulan sağlık hizmetleri daha rahat kontrol altına alınıp denetlenebilecek. Sağlık personeli ve araç-gereç daha verimli değerlendirilecek.

2- Ticari getirisi yüksek bir sektör olarak büyümeye başlayan özel hastaneler, kendilerine çekidüzen verecek. Hastalarına “müşteri” gibi değil, “hasta” gibi bakmaya başlayacaklar.

3- Şehir hastaneleriyle Türkiye’nin önemli oranda sağlık sarfiyatı azalacak. Özel hastane ve doktorların gereksiz yere hastadan istedikleri tahlil, film vs. gibi kalemler makul seviyeye inecek. Tedavi yöntemlerinde de mantıklı bir değişim olacak. (Türkiye’nin bu alanda önemli rekorları olduğu gerçeği unutulmamalı. Sezaryen doğum gibi...)

4- Şehir hastanelerinin yavaş yavaş hizmete girmesiyle özel hastanelerin sayısı azalacak, ücret ve hizmet politikaları da değişecek.

5- İlaca, doktora, hastaneye erişimin yüksek oranlara çıkmasından sonra hastanelerden alınacak tedavi hizmetleri de koğuş düzeninden özel odaya geçilmesi sebebiyle üst seviyeye çıkmış olacak.

'HAVARAY' HAVADA KALMASIN

İstanbul’da Sefaköy’den başlayıp Halkalı üzerinden devam edecek ve 1.29 milyar TL’ye mal olacak “Havaray Projesi”nde yerlilik kriteri % 10 seviyesinde tutulmuş. Şöyle düşünün; 4.5G’de bile ilk yıl % 30 seviyesindeyken burada tek sefer için bile çok az tutulmuş. Onun da kapsamı ve kontrolü nasıl olacak meçhul. Yani “Havaray” yerlilik anlamında biraz havada kalacak gibi görünüyor. İhaleyi alan Alarko da bu kriter sebebiyle inşaatı yapıp en uygun teklifi veren yerden 30 set (120 araç) alacak. Yerlilik kriterleri için kabineden bir bakanın görevlendirilmesi şart.

 

Yukarı