TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Köprülerden geçmeyenler, BOTAŞ gazını tüketmeyenler

 

“Köprüden geçmeyenler de bedel ödeyecek veya BOTAŞ’ın zararını gaz kullanmayanlar da üstlenecek” şeklinde ironi yapmak kolay. Ama işi ironi yapmadan ele alıp makul bir şekilde değerlendirmek daha zor. Mesela 2016’da 1.9 milyar lira kurumlar vergisiyle rekortmen olan BOTAŞ, eleştirilmişti. Zarar açıklarken de eleştirildi, kâr edip kurumlar vergisi verirken de. Ama tabii kimlerin, neyi ne zaman eleştirdiğine bakmak gerekiyor.

Geçtiğimiz haftalarda bir araştırma merkezi tarafından düzenlenen 18. Uluslararası Enerji Konferansı’nda konuşan Zorlu Enerji Doğalgaz Grubu Genel Müdürü Fuat Celepçi, BOTAŞ’ın zararının doğalgaz kullanmayanların ödediği vergilerle kompanse edildiğini açıklamıştı.

Hatta enerji anlamında Türkiye’nin son 15 yılını iyi değerlendiremediği yönündeki açıklamalarını da okuyunca şaşırmıştım. Çünkü, Zorlu Grubu’nun bir yetkilisi, grubunun alışık olmadığı bir yaklaşım sergiliyordu. Evet, İsrail’le doğalgaz ilişkileri biraz sıkıntılı görünüyor, ama bu denli tepki verilecek kadar değil. Celepçi, “Zamanı iyi değerlendirebilseydik bugün Türkiye’nin enerji merkezi olma adına birçok kaygısını gidermiş olacaktık. Mevzuatlar dönem içerisinde revize edildi, fakat enerji merkezi olması adına atılması gereken gerçek adımlar unutuldu” diye konuşmuş. İyi haklı da kendileri 15 yıl boyunca bu tarz eleştirileri, fikir vermeleri kaç defa denemişler?

“Petrol piyasası serbestleşti ve petrol fiyatlarının her gün Türkiye’de inip çıktığını duyuyoruz. Elektrik piyasasında aynı altyapı kuruldu. EPİAŞ’ta fiyatlar arz ve talebe göre belirleniyor. Doğalgaz piyasasının üzerindeki kontrol kaygısını anlamıyoruz” değerlendirmesinde Celepçi haklı, ama diğerlerinde de taşların tam olarak yerine oturduğunu söylemek için erken. Biraz daha zaman lazım. Petrolde ise durum daha farklı. Doğalgazda devletin farklı bir oyun kurma, strateji geliştirme arayışları serbestleşmeyi geciktirdi, geciktiriyor.

Fuat Celepçi, “Türkiye’deki gaz fiyatının ucuz olduğu söyleniyor, fakat sübvanse edilmiş gaz fiyatının ucuzluğu açıkçası suni bir ucuzluk. BOTAŞ’ın çapraz sübvansiyonla zarar ediyor olmasının, zararın bizim sırtımızdan doğalgaz kullanmayanların ödediği vergilerle kompanse edildiği bilinen bir gerçek” diyor. Detayı olmayan bu cümleleri nasıl anlamak lazım? Zarar da ediyor, bu sene olduğu gibi kâr da. Ama, “bizim sırtımızdan” derken, “biz” tarafı biraz karışık. Cesur açıklamanın son bölümü daha ironik ve ilginç, belli ki bir şeyler yolunda gitmiyor:

“Ucuz gaz temin edeceğiz diye gaz kullanmayanların üzerine BOTAŞ’ın zararını vergilerle transfer etmesini, haklı bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Gaz kullanmayanlar, çapraz sübvansiyon nedeniyle, BOTAŞ’ın karşı karşıya kaldığı zararı ödemek zorunda kalıyor.”

Fakat bu yaklaşımı, işimize gelen her şey için sergilemek mümkün. Mesela petrol kullananlardan alınan, üçte bir oranındaki vergiler ne oluyor?

BÜROKRAT DA GAZA GELMİŞ!

Yukarıdaki Fuat Celepçi’nin açıklamalarını dinleyen BOTAŞ Doğalgaz İşletme ve Piyasa İşlemleri Bölge Müdürü Yılmaz Demir de Bloomberg HT’den Ceren Dilekçi’ye, “Serbest piyasa diyoruz ama devlet tarafından baskılanmış fiyatla karşı karşıyayız” açıklamasını yapmıştı. Sonra da gelen tepkiler üzerine, bu haberi yani konuşmalarını tekzip etmek istemiş. Ancak ortada görüntülü kayıtlar olunca da...

**************

DİJİTAL PLATFORMLARDA ABONE İPTALİ İÇİN FAKS LAZIM!

Bir zamanlar İstanbul gibi koca kentte Türk Telekom sabit aboneliğini iptal ettirmek, deveye hendek atlatmaktan 10 kat daha zordu. Bazı büyük şehirlerde ise bilinçli olarak sadece iki tane abonelik iptali yapan yer tahsis edilmişti. Artık bu tarz ayak oyunlarının geride kalması gerekiyor.

Uzun bir dönem Turkcell, Vodafone ve Avea (Türk Telekom) veya Digitürk, Türksat, Teledünya, Dsmart ve Tivibu dijital platformların aboneliğini sonlandırma da son derece sıkıntılıydı. Ama numara taşıma işinde GSM operatörleri bayağı iyi performans sergilemeye başlamışlardı. Çünkü müşterisi olmaktan kurtulmak istediğiniz operatörle değil, numarayı taşıtmak istediğiniz GSM şirketiyle muhatap olmak işleri kolaylaştırıyordu. Fakat dijital çağda telekomünikasyon şirketlerinden dijital olarak yakayı kurtarmak hâlâ mümkün değil.

Yasada açık kapı, “Müşteri nasıl abone oldu ise o şekil veya yöntemle aboneliğini sonlandırabilir” yaklaşımını şirketler, abone iptallerinde sonuna kadar kullandılar, kullanıyorlar. Mesela Digiturk (BeIN Medya), ıslak imzalı dilekçeyle bayiye başvurulmasını veya faks çekilmesini istiyor. Dolayısıyla aboneliği öyle telefon başında veya e-maille sonlandırmak mümkün değil. Bu konuda bazı yasal düzenlemelerin gerekli olduğunu, ilgili mevzuatın hazırlandığını ve yakında yürürlüğe gireceğini Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden yaklaşık bir ay önce öğrenmiştim. Ancak Digiturk gibi abonelik iptallerinde sorun çıkaran telekomünikasyon şirketlerinin de müşteri memnuniyetini dikkate alarak yardımcı olmaları gerekirken, işlerine gelmediği için işi yokuşa sürdüklerini söylemişlerdi. Bakalım yeni düzenlemeyle ne olacak?

Dün gazetemiz Habertürk’ten Esra Nehir’e konuşan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı (BTK) Ömer Fatih Sayan, yeni düzenlemeyle, elektronik abonelik sözleşmesinin önünün açıldığını belirtmiş. Başkan Sayan ile bu konuyu daha önceden konuşmuştuk ve bu düzenlemeyle sorunun biteceğini söylemişti. Sayan, artık abonelik tesisi ve fesih işlemlerinin ıslak imza gerekmeden, dijital imzayla elektronik ortamda yapılabileceğini ve şirketler hizmet kesilmeden 7 gün önce aboneleri bilgilendireceklerini söylüyor.

Bakalım şirketler, bu düzenlemeyi ne derece uygulayacaklar? 9-10 yıl önce yapılan abonelikleri bitirmemek, müşteri kaybetmemek veya biraz daha bünyelerinde tutabilmek için başka ne gerekçeler üretecekler? Geçmiş yıllarda ıslak imzayla yapılan aboneliklerin, elektronik imzayla iptal edilemeyeceğini kazanılmış hak olarak mı savunacaklar? Zorluk çıkaranlara BTK nasıl bir cezai müeyyide uygulayacak?

 

Yukarı