TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

‘Hakem Heyeti’ mi, ‘Tüketici Yasası’ mı değişmeli?

 

“Tüketici Yasası” değişmeden, “Tüketici Hakem Heyetleri” yeniden yapılandırılsa bile yine istenen netice alınmasında sorunlar yaşanacaktır. 2014’te “Tüketici Yasası” yürürlüğe girmeden önce yeni yasanın tüketici haklarını koruma anlamında önemli bir kazanım sağlayacağına yönelik açıklamalar yapılmış ve epeyce konuşulmuştu. Sonuç hiç de öyle olmadı. Yasa tüketiciyi değil, üreticileri, şirketleri korumaya başladı. Tüketici Yasası’nın şirketler veya üreticiler üzerinde neredeyse hiç caydırıcı gücü ve etkisi yok. Bir örnekle anlatayım.

Mesela başınıza canınızı çok sıkan, zamanınızın, paranızın zayi olmasına sebep olan bir hadise geldi, ilgili firmayı “Tüketici Hakem Heyetleri”ne şikâyet ettiniz. Yaklaşık olarak 6-7 ay beklediniz. Ve büyük ihtimalle de karar lehinize çıktı. Haklı olduğunuza dair kararı alıp ilgili firmaya başvurdunuz. Ürününüzün değişimi veya para iadesi de yaklaşık 15-20 günde yapıldı. Hepsi bu kadar. Peki bu mağduriyeti yaşatan şirkete, kuruma veya üreticiye bir müeyyide var mı? Yok. Vatandaşın bu süre zarfında kullanamadığı ürün, bloke olan parası, gerilen siniri, kaybolan zamanı ne olacak? Bunun hesabını kim verecek?

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün tüketicilerin, firmalara karşı korunması amacıyla oluşturduğu, ancak işleyişiyle ilgili sıkıntılar yaşandığı ve birbiriyle çelişen kararlar çıkması sebebiyle “Tüketici Hakem Heyetleri”nin yeniden yapılandırılması bir anlam ifade etmiyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda bu konu anlaşılan yanlış gündeme gelmiş ve tam çözüm getirmeyecek düzenleme yapılacak.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, bu konuya neşter atmak istiyor, ancak sadece hakem heyeti tarafına değil, yasa tarafına da el atarsa meseleyi kısmen çözebilir. Çünkü sadece yasa ve düzenlemeler de yetmiyor. Ciddi bir denetim ve müeyyide de icap ediyor ki, işin bu tarafı Türkiye’de hiç yok. Dolayısıyla Bakan Tüfenkci’nin Tüketici Hakem Heyetleri’nin daha hızlı karar alması ve tüketicinin korunması yönünde “standart” kararların çıkması için başlattığı çalışmada sona gelinmiş olması, tüketici meselelerinin çözümünde bir son anlamına gelmeyecektir.

**************

SAVUNMA SANAYİİNDE ZİHNİYET DEĞİŞİMİ DE OLMALI...

Türkiye savunma sanayiinin, küresel ölçekte nasıl bir mesafe kat ettiğini, yurtdışındaki fuarlarda bir yere kadar görmek ve ölçmek mümkün. Fakat bir şey daha görülüyor. Artık kamuda ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın (TSKGV) çatısı altında hizmet veren şirketlerde de mantalitenin değişmesi, dönüşmesi gerekiyor. Sadece kendi ordumuzun, polisimizin ve diğer güvenlik birimlerimizin ihtiyaçlarını, ciddi oranda yerlileştirme başarısını göstermekle iş bitmiyor, aslında başlıyor. Zira daha ekonomik ve verimli ürünleri, türevleriyle birlikte geliştirmenin ve sürdürülebilir hale getirmenin ve büyümenin yolu dünyaya açılmaktan geçiyor. Bu açılım için de savunma sanayiimizin kilit noktalarında değişiklikler yapılması, düzenlemelere gidilmesi şart.

Özellikle kamu kurumları ve TSKGV’deki şirketlerin icracı görevlerinde yer alanların, akil adamlar olarak yönetim kurullarında bulunanların artık daha hassas olmaları gerekiyor. Yine bu şirketlerdeki diğer yöneticilerin, hassaten pazarlama, finans ve tanıtım bölümlerinin memur zihniyetinden sıyrılmış, nitelikli elemanlarla donatılması elzem. Çünkü küresel şirketlerle başka türlü yarışma şansı yok. Kamu ve yarı kamu nitelikli şirketlerin yönetim kurullarının profesyonel yöneticilerle uyumlu çalışması da şüphesiz önemli. Dolayısıyla, “Emekliler biraz da buralarda oyalansın” mantığından ziyade, cidden tecrübesi, birikimi olanların enerjisi yettiği yere kadar hizmetlerinden faydalanılacak bir düzene geçilmesi gerekiyor. Savunma sanayiimizin güçlenmesi, büyümesi, Aselsan, TAI, Roketsan, Havelsan, TEI, MKEK ve TÜBİTAK Sage gibi kurumların daha etkin küresel oyuncu olması isteniyorsa, zihniyet devriminin de önemi iyi kavranmalı...

**************

ABD’NİN YAPTIRIMI, GAZPROM’UN UYARISI VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Benim 1 Ağustos 2017’de Rusya-Türkiye ilişkilerinin, ABD yaptırımlarından etkilenebileceğine dair dikkat çektiğim yazımdaki detayları, bu defa bizzat Rus Gazprom gündeme getirdi: “ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımları, Türk Akım ve Kuzey Akım 2 (Avrupa Birliği) de dahil olmak üzere boru hattı projelerinin tamamlanmasına yönelik risk oluşturuyor.”

Gazprom tarafından yayınlanan 3. çeyrek raporunda, ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarının şirketin yabancı yatırımcılarını olumsuz yönde etkileyebileceği belirtiliyor. ABD tarafından 2 Ağustos’ta yürürlüğe konulan yeni yasa sonrası Başkan Trump, Rus boru hatlarının yapımı ve bakımı için yatırım yapan, teknoloji tedarik eden veya Rus şirketlerine hizmet veren herhangi bir kişiye veya şirkete kısıtlayıcı tedbir koyma konusunda yetkilendirilmişti. Şimdi neler olacağını, sadece bu işin boru hatlarıyla sınırlı mı kalacağını yaşayıp görme dönemine giriyoruz...

 

Yukarı