TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Akdeniz’de gaz bahane

 

Ortadoğu’da işler karışık. Akdeniz’de de durum farklı değil. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Ancak Akdeniz’de suların ısınmasını, Suriye’de Rusya’nın etkin rol oynaması ve Türkiye’nin de Afrin’e Zeytin Dalı Harekâtı’nı başlatmış olması tetikledi denebilir. Doğalgaz veya enerji kaynakları ise öncelikli konu değil. Mesela İtalyan ENI’ye ait Saipem 1200 gemisinin de sadece Türk savaş gemilerinin engellemesiyle, fazla gerginliğe mahal vermeden çekildiğini varsaymak da doğru olmayabilir. Zira İtalyan ENI’nin Rusya ile de yakın ilişkileri ve ortaklıkları var. Ve Rusya, ABD’nin tüm engellemelerine rağmen Avrupa’ya gaz ulaştırmak istiyor. Bu sebeple Akdeniz’deki gelişmelere müdahil olabilmek için Rostneft kanalıyla hem Mısır’da (Zohr Projesi) gaz sahasından hisse aldı, hem de Kıbrıs’ta girişimleri var. Ayrıca İsrail’in Leviathan gaz sahasından % 30’luk pay almak için ilgilenmişti. Hasılı Akdeniz’de durum net değil. Enerji devlerinin buradaki amaçları da farklı.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un bir dönem CEO’luk yaptığı petrol devi Exxon’a ait gemilerin Akdeniz’de gerginliğin tavan yaptığı bir dönemde yola çıkması bölgedeki gelişmelerle ilgili bir durum. Sulh ile değil zorbalıkla çözüm arayışının göstergesi. Batı’nın şımarık çocuğu, 400 milyar Euro borcuyla Avrupa Birliği’ni (AB) esir alan Yunanistan’ın böyle bir ortamda Akdeniz enerjisini Avrupa’ya ulaştıracak ne ekonomik gücü var, ne de karada boru hatları. Ayrıca İtalya-Yunanistan-İsrail’in Kıbrıs Rum Kesimi’nde vardıkları anlaşmayla 2 bin metre derinlikteki volkanik sulardan, 1900 km öteye doğalgaz boru hattı döşeyebileceklerine kimse inanmış değil. AB de bile bu hat ve finansmanı konuşulmuyor.

Gaye belli. Bu gergin ortamda, fırsatı değerlendirmek. ABD ve AB ile ilişkileri iyi olmayan Türkiye’yi daha fazla köşeye sıkıştırmak. Kıbrıs’ın enerji kaynaklarına Batı desteğiyle el koymak. Bu sebeple Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında Akdeniz’de devam eden Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmazlığı ENI’nin çekilmesiyle bitmedi, başlamış oldu. Exxon’un tartışmaların daha az odağında olan 10 numaralı parselde çalışmalara başlamasıyla bakalım neler olacak? ABD, Akdeniz’de haksız paylaşıma destek vererek gelişmeleri nereye kadar kaşıyacak? Ve Suriye’de gelişmelerle paralelliği ne olacak? Exxon gemileri ABD adına nasıl bir kabadayılık yapacak göreceğiz.

Bölgede bulunan ülke ve şirketlerine gelince... ABD’li Exxon ile Katar, Rusya’dan Rostneft ve İtalyan ENI’nin aynı sahalarda işbirlikleri var. Gayeleri gaz çıkarıp pazarlamadan ziyade bölgenin enerjisini kontrol etmek. Mesela Rostneft, Mısır’ın Zohr projesinden, İtalyan ENI’den Shorouk blokunu geliştirmek için projedeki % 30’luk hissesini satın almıştı.

Diğer taraftan Stockholm merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin, Gazprom’u Ukrayna’ya doğalgaz sevkıyatıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkûm etmesi de tartışılıyor. Rusya, “Mahkeme çifte standart uyguladı” diyor. Orada mahkeme Ukrayna ekonomisini dikkate alarak karar alırken, Akdeniz’de ne olacak? Mahkeme bile yok. Bu konu Birleşmiş Milletler’de (BM) gündeme geldiğinde Rusya- Türkiye ilişkilerinde samimiyet, acaba Akdeniz’de testi geçebilir mi?

Türkiye, Akdeniz’de kendi MEB’ini ilan etse, hatta bir adım daha atıp Filistin’in açıklarında gaz aramak için Filistin veya Lübnan ile anlaşma yapsa ne olur?

*********** 

‘GAMTELİ’ VE THY

Uzun bir süre Cinuçen Tanrıkorur’dan aldığı feyzle sanatını geliştiren TRT sanatçısı tanburi Pelin Değirmenci, kanuni Devrim Ekiz ile “Gamteli” albümüne ortak imza atmışlar. Albüm hazırlıklarından haberdar olduğum için, yine TRT sanatçısı olan eşi Yavuz Değirmenci’ye de Pelin Hanım’ın çalışmasını merakla beklediğimi iletmiştim. Neden merak ediyordum? Albümün konseptini bir zamanlar Türk Hava Yolları (THY) uçaklarında, bizim kültürümüze ait karşılama ve uğurlama müziği arayışları yaşanırken bazı yönetim kurulu üyeleriyle epeyce tartışmalarımız olduğu için merak ediyordum. Evet, THY küresel bir havayolu, “international” (uluslararası) konumu var. Etnik taşıyıcı değil, global oyuncu ve yaklaşık olarak yolcusunun % 75’i yabancı. Ancak güçlü bir küresel ulaşım ağının olması demek, yemeğiyle, içeceğiyle, özel yolcu salonu lounge’larıyla, uçaklarda kullanacağı motifleriyle, kabin personelinin giyimiyle ve de müziğiyle yabancılaşacağı ya da yabancılaşması gerektiği anlamına gelmiyor. Türk yoğurdunu, ayranı, karnıyarığı gökyüzüne çıkarmak gibi bir şeyden bahsediyorum.

Bu sebeple “glokal” (global/ lokal) yani yerel değerlerle küreselleşme tabirini çok seviyorum. Bu ve benzeri sebeplerden “Gamteli” albümünü merak ettim, dinleyince beğendim. THY yöneticilerine tavsiye ediyorum. Transit yolcunun, diğer bir ifadeyle bağlantılı uçuşların, havayollarının bilançosundaki yerini de iyi bilirim. Dolayısıyla kârlılığı az olan bu kesime kendi kültürümüzü, ürünlerimizi, bir vesileyle değer ve stratejilerimizi lisan-ı münasiple aktarabilmek ve kaynağına çekebilmek için çalışmak en doğrusu...

***********  

‘TACİZ KOMİSYONU’ ZORUNLU

Türkiye uzun süredir çocukların istismarını ve cinsel tacizleri tartışıyor. Dün de Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, bu konunun Bakanlar Kurulu’nda gündeme geldiğini, cezaların artırılacağını, suçluların cezalarının infazından sonraki süreçte de takibinin zorunlu hale getirileceğini söyledi. Kamuda ve özel sektörde bu suçlarla yargılanan ve ceza alan kişilerin, özel sektörde çalıştığı kuruma da bilgilendirme yapılacağını ifade etti. Geçen hafta Hindistan’da bulunduğum esnada, orada da cinsel tacizlerin yoğun olduğunu öğrendim. Özel şirketlerde bile “cinsel taciz komisyonu”nun olması zorunluymuş. Hatta bu komisyon, 15 günde bir toplanıp gelişmeleri ve şikâyetleri değerlendiriyormuş. Ülkemizde de sadece cezalandırma boyutuyla değil, arka planıyla da ilgilenilmesi, yakinen takibi ve sorunların kaynağına inilmesi gerekiyor.

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı