TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kamu malları çizgi film kahramanı gibidir

Reklam filminde ne diyordu: “Sadece çizgi film kahramanlarının sigortaya ihtiyacı yoktur.”
Bu vurguyu yapan da Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB). Reklam kampanyasında sigortanın önemi Warner Bros’un herkesin yakından tanıdığı ve sevdiği Looney Tunes kahramanları aracılığıyla anlatılmaya çalışılıyor. Çok uzağa gitmişler. Kamu kurumları orada. Kamuyla iş yapan müteşebbisler yanı başlarında, çizgi film kahramanı gibi sigortasız yol alıyorlar. Onlara neden rol vermemişler anlamadım.
İki gün önce “Kamu malı sigorta edilmez mi?” diye sorup, barajlardan hareketle kamunun elektrik santrallarına dikkat çektim. Bu konuda ciddi bir mağdur kitlesi olduğunu ise gelen mesajlardan anladım. Ancak sigortasızlık sebebiyle devletin, Hazine’nin zarar/ziyan bilançosunu çıkarma imkânım olmadı. Kamu adına zaten bu işlere sahip çıkan da yok. Tek bir adres de...
Fakat bana gelenlerden bir örneği sizinle paylaşmakta fayda var.

Mal devletinse yanabilir!
Sigortanın henüz çok yaygınlaşmadığı toplumumuzu sigorta hakkında bilinçlendirmeyi amaçlayan TSRŞB’nin reklamından hareketle, devlet yetkililerinin de bu konuda aydınlanmaya ihtiyaçları olduğu notunu düşeyim.
Ve kamuda sigortasızlık sebebiyle mağdur bir işadamının hikâyesi:
“25 Ocak köşe yazınızda belirttiğiniz üzere, ‘kamu malları sigorta edilmediği’ için benim firmam da mağdur oldu.
Kamu ihalesi ile 1.5 milyon Euro’luk bir laboratuvar tesis, teslimatı yapıldıktan 2 ay sonra, çıkan bir yangında hasar gördü.
İdarenin yangın sigortası olmadığı ve kamunun mallarının sigorta edilmediğini o zaman öğrendik. Henüz tamamlanmamış tahsilatımızı yapabilmek üzere, idarenin baskısı ile zararı biz karşılamak zorunda kaldık. Kendi sigortamız da teslimatta bittiği için bir ödeme alamadık.
Sadece sigorta değil, idare devlet gücünü kullanarak şartnamede olmayan diğer masrafları da yükleniciye her zaman ödetebiliyor. Kamu ihtiyacı olan milyonlarca dolarlık bir teknolojik tesisi tam rekabet ortamında, ihale ile, kıyasıya fiyat kırdırtarak alıp kurduruyor. İşin bitiminde ‘geçici kabul’ olarak adlandıran sisteme göre makinenin/tesisin tasarım, malzeme işçilik hatalarına karşı 2-3 yıllık garanti süresince yani ‘kesin kabul’ yapılana kadar elinde banka teminat mektubu tutuyor. Bu sürede ihale sözleşmesinde olmamasına rağmen idarenin kendinden kaynaklanan tüm riskler ve arızalar otomatikman müteahhit firmaya yükleniyor.
Proje bütçesinde, tesisi ne sigorta edebilecek, ne de idame ettirecek; bakım, servis, yedek parça, sarf malzemesi, satış sonrası ile ilgili hiçbir masraf için tahsisat ayırmamış oluyor.”
Buna benzer epey şikâyet, serzeniş mesajı aldım. Kamu sigortaya soğuk baktığı gibi kendi kontrolüne girmemiş tesis ve mallara sahip bile çıkmıyor. Elinin altındakileri ise korumak için ekstra bir çabası olmuyor.
Kamu malları bu durumda yanmayan, yıkılmaya yıpranmayan muamelesi görüyor.

Her yatırım rant getirir bunda ne var?
Ne zaman harekete geçeceklerini bekliyordum, uzun sürmedi. İstanbul’a 3’üncü köprüye karşı çıkan 9 meslek odasının kent şubeleri, planın iptali için dava açmış. 3’üncü köprü ile 350 milyar dolarlık rant pazarı oluşacakmış. Gerekçeleri bu. İyi halt etmişler de neye karşılar onu anlamadım.
Bir defa yaptıkları hesaplar çok abartılı ve projeyle örtüşmüyor. Bunlar ya hesap yapmasını bilmiyorlar ya da sayı saymasını yad birileri bunlara saydırmamış.
Her yatırım, özellikle bunun gibiler rant getirir. Bu rantın paylaşılmasına mı, yoksa ülkenin yeni kaynaklara kavuşmasına mı karşılar? Köprüye mi, yoksa çevresel etkilerine mi? Belli değil, her şeyi çorba edip ortaya koymuşlar.
İstanbul’un ulaşım meselesi ortada. Birazcık da kafalarını işleri bozmaya değil, fikir üretmeye çalıştırsalar iyi olacak. Bunlar her şeye “Hayır” dedikleri için bazen hayırlara vesile olacak eylemleri de güme gidiyor.
Ama ben demiryolunun da bulunacağı 3’üncü köprünün İstanbul’a çok şey katacağını düşünüyorum. Hatta bir an önce yapılmasını bekliyorum.

Yukarı