TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bursa nerden nereye…

Yıllar önce, Bursa’da Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde okuduğum günlerde, Avrupa Birliği ve yıldızlarıyla tanışmıştım. Seksenli yıllarda Bursa, ‘AB kenti’ diye tanıtılıyordu. Fakat Bursa, aynı zamanda Avrupa ile en fazla iş yapan, en fazla Avrupalı şirketi kendine çeken bir şehrimiz. Ayrıca Bursa’ya her gelen Avrupalının da bir fahri elçi olarak ülkesine döndüğünü, yaşadığım birçok örnekten biliyorum.
Geçen hafta, yıllar önceki ABBursa ilişkilerini hatırlamama vesile olan bir program sebebiyle, Bursalılarla birlikte Brüksel’deydim. Bursa Belediyeler Birliği ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Celal Sönmez’in ortaklaşa düzenlediği ‘Bursa Günleri’ Avrupa’nın merkezinde yapılmış ilk yerel organizasyon olması yönüyle önemliydi.
‘Yerel ve Ulusal Düzeyde Türkiye-AB İlişkileri’ konferansının açılış konuşmasını da Devlet Bakanı Egemen Bağış yaptı. Bizimle yaptığı özel görüşmede ise, ‘Berberler Federasyonu gelip buradaki muadilleriyle görüşse benden daha iyi netice alır. Bu sebeple bu tarz yerel girişimlerin Brüksel’de yaptıkları girişimleri önemli buluyorum’ notunu düştü. Avrupa ile ilişkilerimizin ne düzlemde ilerlediğini, neden çifte standartlarla yüzleştiğimizi bir türlü çözemediğimden, ilerleme raporu, genişleme pozisyonu beni çok da ilgilendirmiyordu.
‘AB’ye girmek mi önemli yoksa müktesebatı tamamlamak mı?’ Yetkililerden, buradaki gazetecilerden hatta yabancı uzmanlardan aldığım cevap tekti; ‘Elbette müktesebatı tamamlamak daha önemli.’ O halde AB standartlarını daha hızlı yakalamak istiyorsak, sivil toplum kuruluşları, mahalli idareler de üzerlerine düşeni yapıp, gerekli düzenlemeler için muhataplarıyla diyaloğa geçsinler.

Brüksel etiyle İskender olur mu?
Bursalılar da bizim halkımız da Brüksel merkezli bir kulübün üyesi olmaktan ziyade AB yolunda, Türkiye’nin demokratikleşme, kalkınma, çağdaşlaşma, şeffaflaşma ve zenginleşme sürecine önem veriyor. Bağış’ın bu konudaki tespitlerine kesinlikle katılıyorum.
BTSO Başkanı Celal Sönmez de, Bursa’nın dış ticaretinde AB’nin payının yüzde 75’lere ulaştığını söyledi. Buraya kadar itirazım yok. Ancak, ‘Bursa Günleri’ kapsamında verilen yemekte Brüksel etinden, Avrupa kriterlerine uygun pişirilmiş meşhur İskender Kebabı ikram edildi. Görüldü ki, AB standartlarıyla bu iş olmuyor. Ama yemekte sunulan salatalık, domates gibi sebzelerin doğal tadıyla bizimkiler arasında da dağlar kadar fark olduğunun altını çizmem gerekiyor.
Kendi ellerimizle sebze ve meyvemizi yok ettiğimizi söylemeye gerek yok. Zira bilgisiz, tecrübesiz kişilerin yapacağı tarımdan, ancak tadı olmayan, zararlı ürünler ortaya çıkar. Bu tarz girişimlerin bu yönde de gözümüzü açması ümidiyle…

Yetkili makamlar neden sessiz?
“Ağaoğlu bu binayı nasıl dikiyor?” başlıklı yazımda bir tespit yapmış, uçuş patterndeki yapılaşmanın mania kriterlerine uygun olmadığını kaydetmiştim. Dolayısıyla bu konuyu Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) aydınlatması gerekir. Ancak aşağıda okuyacağınız cevap, yetkili makamdan değil, Ağaoğlu’ndan geldi. Aynen aktarıyorum;
‘Öncelikle belirtelim ki, şirketimiz yazınızda sözü edilen “Ağaoğlu My Residence 212 İstanbul Projesi”nin yapımını, arsa sahibi konumundaki Edip Uluslararası Gayrimenkul ve Turizm A.Ş. ile aramızda düzenlenen 30.10.2009 tarihli sözleşme çerçevesinde üstlenmiştir. Anılan proje ilgili tüm izinler (ruhsatlar) şirketimizin projeyi üstlenmesinden önce, Edip Uluslararası Gayrimenkul ve Turizm A.Ş. tarafından alınmış ve şirketimiz bu aşamadan sonra projeye dahil olmuştur. Bir diğer anlatımla şirketimiz, daha önce arsa sahibi tarafından tüm izinleri alınarak ruhsata bağlanmış projeyi uygulamaktadır.
Bu bağlamda, ekte örneği sunulan Ulaştırma Bakanlığı SHGM’nin 22.01.2007 tarihli 159 mt yükseklik ve aynı zamanda Hava Kuvvetleri Komutanlığı 1’inci Hava Kuvvetleri Komutanlığı Eskişehir 28.06.2006 tarihli 178 mt yükseklik izni verildiğine dair alınan iki yazı paralelinde; Bağcılar Belediyesi’nden h=159 mt olarak 12.06.2009 tarihinde onaylı ruhsat alınmıştır.
Kaldı ki; yazınızda teknik analizlere dayanarak yükseklik izni veren bu kurumlar da zan altında bırakılmış olmaktadır. Görüldüğü üzere, şirketimizin yükseklik izni ve ruhsat alınması ile ilgili hiçbir faaliyeti ve müdahalesi olmamıştır.
Esasen, söz konusu izinlerin alındığı tarih ile şirketimizin projeye dahil olduğu tarih göz önüne alındığında, şirketimizin inşaatın yüksekliği ile ilgili hiçbir faaliyetinin olamayacağı aşikârdır.
21.01.2011 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı SHGM ve Bağcılar Belediye Başkanlığı’nın yazısı üzerine, 159 mt yüksekliğin, 158 mt olarak revize edilmesi tarafımıza bildirilmiştir. İnşaat da bu paralelde devam etmektedir.’
Projeler Genel Koordinatörü Murad Acar’dan gelen cevap böyle. Fakat yükseklik izinlerini veren kurumları zan altında bırakmam, elbette onları ilgilendirmez. Neye göre karar verdikleri hususunda beni aydınlatırlarsa, onu da sizlerle paylaşırım.

Yukarı