TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bir bu tartışma eksikti…

Bir bu tartışma eksikti…
Cep telefonlarıyla ilgili olarak tartışmanın odak noktasına geldiğimizi fark ettiniz mi? Sağlık Bakanlığı, cep telefonlarının sağlığa etkisi ile ilgili olarak ilginç bir rapor hazırlayarak, ilgili şirketlerin şimdiye kadar yaptıkları tüm çalışmalar da böylece berhava etmiş oldu.
Hâlbuki cep telefonu operatörleri bu sebeplerden bir teknoloji platformu kurdular ve bunun bütçesini de üç GSM şirketi ödüyor. Öte yandan kamuoyundaki endişeleri gidermek için de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, cep telefonları ve baz istasyonlarının zararlı olmadığına dair defalarca açıklamalar yaptı. BTK’nın bu konuda etraflıca bir araştırması olup/olmadığını bilmiyorum. Ama BTK Başkanı Acarer tıp doktoru olmadığına göre şimdi Sağlık Bakanlığı’nın bu raporu için ne yanıt verecek merak ediyorum.
Sağlık Bakanlığı, son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanılan cep telefonlarının insan sağlığına etkileri konusunda yapılan çok sayıda araştırmayı göz önünde bulundurarak, yola çıkmış. “Elektromanyetik Alanların Sağlık Etkilerini Değerlendirme Alt Kurulu” oluşturulmuş.
Tuhaftır bazı hastanelerin çatılarında, yan duvarlarında baz istasyonlarının olduğunu biliyorum. Daha ötesi hastanelerde her hastanın yanı başında da muhakkak bir cep telefonu var. Şimdi hastalar, hastanedekiler ne yapacak? Alo demek yerine mesaj mı atacak? Peki baz istasyonlarının hastanelere, yaşam alanlarına olan uzaklıkları hakkında bir çalışma var mı? Ya çocuklarımız ne olacak? Bütçelerinin kısıtlı olması sebebiyle onlar zaten mesajlaşmayı tercih ediyorlar, ancak cep telefonlarını sürekli yanlarında taşıyorlar. Hatta müzik sistemi olan cep telefonları ise Sağlık Bakanlığı’nın ‘vücutta uzak tutulması gereken noktalar’ diye işaret ettiği yerlerde ikame ettiriyorlar.
Şimdi, bu tespitler Ulaştırma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında tartışmaya sebep olur mu? Kestirmek zor. Pek olmayacak gibi görünüyor. Zira diğer tarafta Türk Telekom var. Zaten Sağlık Bakanlığı hamilelere cep telefonu tavsiye etmiyor. Hatta tüm bireyler için acil durumlar dışında cep telefonu kullanılmaması ve mümkün olan her durumda cep telefonu yerine kablolu sabit telefonların kullanılmasını öneriyor.
Farkındaysanız, Sağlık Bakanlığı da olaya rekabet açısından ciddi renklilik katacak.
Görüldüğü üzere yeni ve güzel bir tartışmamız var. İşin ucunda sağlık, ticaret ve rekabet de var. Buyurun biraz da siz kafa yorun bakalım ne olacak? Bu rapor sektörde nasıl yankı yapacak?
Belki Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru da topa girerek, ‘Cep telefonları hava hattını kullandığından, kimin hangi telefonla konuşacağına, biz karar veririz’ diyecektir.

Mübarek turizmi

Tunus’da başlayan değişim rüzgârının Mısır’daki yansımalarını herkes tuttuğu yerden değerlendirmekte serbest. O halde biz de Akdeniz Çanağı’ndaki turizm ülkeleri açısından olaya yaklaşalım. Dün Avrupa’dan Tunus, Fas ve Mısır gibi Arap ülkelerine turist gönderen bazı seyahat acentesi ve tur operatörleriyle konuştum. ‘Selden kütük kapma yarışı’ gibi bir durum söz konusu. Bu ülkelere yönelik turizm aktiviteleri, turlar iptal ediliyor. Risk taşıyan Arap ülkeleri için de benzer tepkiler söz konusu. Kısmen Rusya biraz oyalanıyor. Ama onlar da Türkiye’nin bu olayları fırsat bilip fiyatların yükseltilmesinden endişeli.
Bu sebeple Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) Başkanı Başaran Ulusoy’un dikkatli olması, gelişmeleri fırsat bilip astronomik rakamlarla Türk turizminde gedik açmaya çalışanlara göz açtırmaması icap eder.

Bu iş Kuzey Irak’a sıçrar mı?
Tunus ve Mısır’ın ardından diğer Arap ülkelerinin domino etkisiyle değişime uğrayacağı yorumları yapılıyor. Görünen köy kılavuz istemez. Bir de görünmeyen köy var: Kuzey Irak. Bölgeyi çok iyi bilen ve yakından takip eden bir dostum, Kuzey Irak’ta da yakında eylemlerin başlayabileceğine işaret etti.
Bir adım daha ileri giderek Süleymaniye merkezli Gorancılar (değişim) daha önce Talabani’ye baş kaldırarak bir siyasi platforma dönüşmüşlerdi. Milletvekilleri de bağımsız olarak parlamentoya girdi. Kürdistan Parlamentosu’na 25 ve Irak Ulusal Meclisi’ne ise 8 tane milletvekili soktular.
Kuzey Irak’ın 2009 rakamlarıyla (2010 henüz açıklanmadı) yıllık gideri 53 milyar dolar. Petrol geliri ise 10 milyar dolar seviyesinde. Dolayısıyla bütün maliyetler Sam Amca’nın cebinden çıkıyor. Amerika’dan gelen yardımlar da Barzani ile Talabani taraftarları arasında bölüşülüyor. Zaten Goran Hareketi de yolsuzluk ve fakirliğe isyandan dolayı ortaya çıktı.
Eğer Arap ülkelerindeki değişimi Amerika onaylıyorsa ya da böyle bir ihtimali test etme imkânımız olacaksa, Kuzey Irak’a bakmamız gerekecek.
Dün Goran Hareketi de bir açıklama yaparak, ‘Barzani ve Talabani demokrasiye geçişte ağır davranıyor. Buna gerekçe olarak da ulusal güvenliği gösteriyorlar. Halbuki ulusal güvenliğin yolu iç barıştan geçer’ mealinde ifadelerle bir yönüyle uyarıda bulundular. Suriye ve Ürdün gibi yakında Kuzey Irak’tan da bir değişim/dönüşüm haberi gelirse şaşırmayın.

Yukarı