TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

2016 kritik yıl

Enerji talebi hız kesmeden artarken, arz tarafında durgunluk söz konusu. Ekonomik krizlerle kazanılan zaman ve beraberinde yapılan yatırımlar Türkiye'nin dar boğaza girmesini engelledi, ancak 2011'den itibaren hızla artacak olan enerji talebinin karşılanması için sağlam adımlar gerekiyor. Bunun yolu da tek başına yenilenebilir enerji kaynakları değil. Arz güvenliğini sağlayacak, kesintisiz enerji ihtiyacına cevap verecek tek seçenek nükleer santraller.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yenilenebilir lobisinin oyununa gelmeden başta rüzgâr olmak üzere diğer tedarik kaynaklar için yüksek bedelli alım garantisi vermemesi yerinde olmuştur. Türkiye'ye sokulmak istenen, üretiminde ve teknolojisinde katkımız olmayan sistemlerin yerli katkılarla geliştirilmesinin önü açılmıştır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın Mersin Akkuyu'dan sonra Sinop İnceburun'da nükleer santral kurulması konusunda Japonya ile müzakerelerde ciddi mesafe kat edildiğini açıklamasının bir adım sonrası yeni nükleer santrallardır. Aksi takdirde genç nüfusa sahip olan Türkiye'nin üretimi, enrjiye olan ihtiyacını başka kaynaklardan karşılaması zor görünüyor.
Yeni nükleer santralların hızla devreye sokulmasının yolu ise Japonya ile yürütülen müzakerelerden geçiyor. Güney Kore ile nihayetlendirilmeyen nükleer santral yatırımlarının Türkiye'ye teknoloji ve deneyim kazandırma stratejisiyle devam ettirilmesi halinde enerji arz güvenliği sağlanabilir.
Mısır'daki karışıklık sebebiyle gözlerimiz Ortadoğu'ya kaymışken, Orta Asya ve Hazar Bölgesi enerji kaynakları için çizilmeye çalışılan yol haritasını da ihmal etmememiz gerekiyor. Zira yeni dönemin gözde enerji kaynağı doğal gaz olması sebebiyle boru hatları ciddi önem arz ediyor. Son günlerde Nabucco ile Güney Akım'ın yeniden rekabet masasına sürülmesinde Ortadoğu'daki denklemlerin ciddi etkisini aramak gerekir.
Ortadoğu ve Mısır denklemi her şeyi altüst etmiş durumda. Katar'dan yola çıkacak doğal gazın Türkiye'ye ulaşmasının önündeki engeller, Irak'ın pozisyonu, İsrail'in enerji ihtiyacının Mısır'da şekillenecek yeni durum sonrası Amerika'nın hangi detaylarla devrede olacağı gibi konular, bu aşamadan sonra sıklıkla gündeme gelecektir.
Bütün bu detaylar tek bir şeye işaret ediyor. Türkiye, bölgesinde enerji kaynaklarına yakın olduğu kadar, bunlara ulaşmakta da zorluklar yaşayacaktır. Bu sebeple gerek Enerji Bakanı ve gerekse Müsteşarı Metin Kilci'nin altını çizdiği üzere iki bölgede 8 nükleer reaktör ülkemiz için yeterli değildir. 20 nükleer reaktöre ulaşmak için çaba sarf edilmesi icap ediyor.

Temel Kotil’in haklı gururu
Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil büyük ödülü alır almaz Amerika'dan aradı. Heyacanını telefonda dahi hissetmek mümkündü. Zira THY, sektörün en önemi yayınlarından Air Transport World (ATW) tarafından “Pazar Lideri” ilan edildi. 37'ncisi verilen bu ödülü, ilk defa alması, kaydettiği başarının okyanus ötesinden tescili anlamına geliyor.
Temel Bey’in telefonda söylediğine göre onu asıl şaşırtan ödül esnasındaki tanıtım olmuş. Tanıtım için görsel içeriği THY sağlamış, metinleri ise ATW ekibi hazırlamış. Ancak öyle bir tanıtım metni yazmışlar ki, “THY'yi iyi tanımışlar ve iyi tanıttılar” dedi Temel Kotil. Herhangi bir branşta değil, marketing dalında ödül verilmesi gerçekten önemli. Daha değerli olan yanı ise THY'nin bu ödülü bölgesindek rakiplerini geçerek alması.
Havacılık sektörünün en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen ATW Havayolu Endüstrisi Başarı Ödülleri töreni sonrasında Washington'dan arayan Temel Kotil'e bundan sonraki hedef ne diye sordum; “Beş yıldızlı havayolu olmak” cevabını aldım. Yazılmamak kaydıyla birkaç önemli notu daha paylaştı, bu detayların da yakında kamuoyuyla paylaşılacağını sanıyorum.

‘Babalar’ devrinin sonu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD'da “Babalar burada” diyerek yerli otomobil isteğini gündeme getirmesinden sonra projeleriyle gündeme gelenlerin hiçbirisi “babalar” arasıdan çıkmadı. Mesela, Türk mühendislerinin eseri Türk spor arabası ETOX Zafer, “babalara” ait değil. Aynı şekilde yolcu uçağı için sahneye sürülmek istenen TAİ de “babalar” sınıfında yer aldığından bu konuda girişimci küçük işletmeciler kadar atak olacağını sanmıyorum. Hatta yıllardır TAI'ye tanınan imkânlar diğer müteşebbislere tanınsaydı, inanıyorum ki bugün bir uçağımız olurdu. Örnek, Türk malı insansız hava araçlarını KOBİ’ler geliştirdi.
Uzağa gitmeye gerek yok. Microsoft patronu Bill Gates'in de içinde olduğu Eclipse 500 ilk kişisel iş jetinin yaşadığı sıkıntılardan sonra ortaklarından birisi Türk oldu. Ekim Alptekin, üretilen bu uçaklara Türk imzası vurulmasını sağlıyor. Fabrikada Türk bayrağı da dalgalanıyor.
Devir, iletişimin zirve yaptığı, teknolojinin harikalar oluşturduğu bir devir. “Babalar” devri değil, projeler, buluşlar, farkındalıklar devri. “Babalar” hayır der demez, evet diyen girişimcileri yabana atmayalım. Ancak devletin “baba kurumları”nın “hayırcı” olduğunu bilelim.

Yukarı