TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İran muhalefeti Türkiye'ye kızgın

Türkiye'den İran'ı yorumlayanların atladıkları en önemli gerçeklerden birisi muhaliflerin tavırlarıdır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün resmi heyetinden bazı kişilerin, gösterilerde tartaklanmasının arkasında bu detayları görmek lazım. Zira İran'daki muhalifleri İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a Türkiye'nin destek çıkmasının ve nükleer müzakerelerde Brezilya-Türkiye etkisinin işlerini zorlaştırdığına hatta zaman kaybettiklerine inanıyorlar. Bu gibi sebeplerden İran'daki muhaliflerin Türkiye'ye mesafeli durmakla birlikte Türkiye'yi örnek aldıklarını, Türkiye'deki yaşam standartlarına da özendiklerini biliyorum.
İran'a yaptığım seyahatte edindiğim gözlemlerim bu yönde. Hatta İran'da gözaltına alınma gerekçemi merak ettiğimde de neyle karşılaştım biliyor musunuz? İranlı bir yetkilinin söylediğine göre, benim İran'da yaşadığım kısa süreli sebepsiz gözaltımda, muhalif gurupların etkisi varmış. Yoksa yanımızda İran resmi makamlarının görevlendirdiği rehber varken ve her adımımızda ne yapacağımıza dair izin alırken, böyle bir durumla neden karşılaşmış olabilirim ki?
Türkiye'de İran konusunda bazı kafası basmayanların yorumladığı gibi izinsiz bir şey yaptığımızdan değil, tamamen iç dengeler yüzünden kısa süreli sıkıntı yaşadım. Bu sebeple Cumhurbaşkanı Gül'ün heyetindeki bazı kişilerin başına gelenlerin ne olduğunu aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. Evet, İran'da önemli bir kesimin onların ifadesiyle "Tayyipçi" olduğunu biliyorum. Ancak gerekçesi ne olursa olsun Türkiye Cumhurbaşkanı'nın ekibini koruyamadıkları ortada. Bu birinci husus.
İkinci mevzu ise daha önemli. Her şeye rağmen İran-Türkiye ilişkileri, başta ekonomi olmak üzere beklenen hızda ilerlemiyor. Türkiye'nin onlar için sarf ettiği emeğin yarısını dahi ikili ekonomik ilişkileri geliştirmekte kullanmıyorlar. Halen daha İran'da büyük montanlı bir yatırımımız yok. Şu anki İran yönetiminin baskısıyla ve Siyonizm destekçisi oldukları gerekçesiyle TAV havalimanı işletmeciliğinden, Turkcell GSM operatörlüğünden men edildiğinden bu yana da ciddi adım atılmadı. Çünkü İran'ın ulusal çıkarları birinci planda olmadıktan sonra Türk şirketlerine ve Türk yatırımcılarına fazla sıcak bakılmıyor. Nedeni basit. İran, komşularına göre ulusal çıkarlarını önceleyerek bir politika yürütüyor.

Her ülkeye ayrı taktik
İran'ın hiçbir komşusuyla olan ilişkileri benzerlik göstermez. Mesela Rusya sebebiyle Orta Asya Türk cumhuriyetlerindeki hiçbir olaya müdahil olmaz, emperyal emeller gütmez. Tepki göstermez. Afganistan'daki Taliban'dan çekinir. Pakistan konusunda kafası net değildir. Bu taraflarda İslam Devrimi jargonunu da kullanmaz. Arap ülkelerine karşı üstünlük gösterme eğilimini terk etmesine rağmen onları Şeytan-ı Kebir'in adamı olarak bilir. Ama bu kartı her zaman göstermez.
Fakat konu İran'ın doğusu olunca devreye tamamen dini motifler girer. Lübnan'daki Şii örgütlenmesini İsrail'e karşı kullanır. Böylece içeride nefes alır. Suriye-İran ilişkileri de İsrail karşıtlığı tabanlıdır ve tamamen pamuk ipliğine bağlıdır. Türkiye ise kafalarında henüz net bir çizgiye oturmuş değildir.
Cumhurbaşkanı Gül, böyle bir ülkeyi ilginç bir zamanda ziyaret etti. Bu atmosferde iki ülke ilişkilerine katkı sağlayacak ne çıkabilir? İran halen daha ulusalcı eski başbakanları Muhammed Musaddık'ın çizgisini netleştirmiş değil. Dış güçlerin etkisi içerde sıfırlanmış, fakat içerde İslam Devrimiyle birlikte kendi muhalefet cepheleri oluşmuştur. Mollaların İran'ı nereye götüreceğine dair tartışmalar başlamıştır. Bugün yaşananlarda bu çizgidedir.
Monarşi istemeyenler yoğun, ama bugün başka bir otorite var karşılarında ve ondan ziyade onun altındaki örgütlenmelerden rahatsızlar.
İngiliz-İran Petrol Şirketi'nin (APOC) (Anglo-Persian Oil Company) tetiklediği kendi enerji kaynaklarını, arzularına göre kullanma talebine ise bir türlü ulaşamadılar. Enerji kaynaklarını millileştirdikten sonra bu defa pazarlama, üretim sorunuyla karşılaştılar. İmam Humeyni'nin taraftarları arasındaki farklılıklar da bugün muhalefet olarak karşımıza çıkmaktadır. Muhafazakârlar, pragmatistler ve reformcuların yeniden sahne aldığı bir zamanda Türkiye'ye bu sahneleri izlemek düşer.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
21 Şubat 2011 Pazartesi, 11:50 Misafir güntay şimşek gerçek bir analiz yapmış...
Yukarı