TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Başbakan ile Kılıçdaroğlu bir araya gelir mi?

Gazetelerde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırıma atfen verilen haberlere göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile anamuhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Egeray'ın açılışını beraber yapacaklarmış. Aslında güzel de olur. İki liderin bir açılışta beraber olması fena fikir değil. Ancak konu henüz netlik kazanmış değil. Önemli olan 'Egeray'ın ismi üzerinde liderlerin anlaşmaları. Fakat Kılıçdaroğlu'nun başka binek araçlar üzerinden muhalefet yapma ihtimali de göz ardı edilmemeli. Zira 'Başbakan attan düştü. Bir şey dedik mi?' şeklindeki savunma şeklinden 'Van Gölü, Van Denizi' tartışmasının yeniden alevleneceğini düşünüyorum.
Aslında göl mü, deniz mi tartışması yabana atılacak bir hadise değil. Halen daha Hazar'ın da statü sıkıntısı var. Göl olarak kabul edilirse Hazar'a kıyısı olan bazı ülkelerin işine geldiğinden, diğerleri deniz olduğunu iddia ediyor. Van'ın durumu biraz farklı, ama olaylara, ülkeye, sorunlara nereden baktığınızı göstermesi açsından önemli. Türkiye'ye küresel açıdan bakanlar için Van Gölü'dür. Mahalli gözle bakanlar içinse 'deniz' değil, hatta deryadır. İstanbul'da Van Gölü'dür, Van'da ise denizdir. Komik de kaçmaz. Fakat Van'da göl demek ne kadar tuhaf ise İstanbul'da, Ankara'da deniz demek de o kadar garip bir durumdur.
Hazar, Sovyetler Birliği döneminde göl olarak kabul ediliyordu, ama birliğin dağılmasıyla statü sorunu ortaya çıktı. Van meselesinin nereden ortaya çıktığını anlayabilmiş değilim. Bununla birlikte Kılıçdaroğlu'nun Van'a ve Türkiye'ye daha global gözle bakmasında fayda var. Neden mi?

Göl mü, deniz mi tartışması önemli...
Önceden Hazar, Rusya ve İran tarafından paylaşılıyordu. Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan ayrı birer devlet olarak hayata geçince göl mü, deniz mi tartışması başladı. Hepsi Müslüman olan yeni devletlerin 'Hazar Deniz'dir tartışmasına, İran ulusal çıkarları açısından Rusya gibi bakmaya başladı.
Zengin enerji rezervlerini bünyesinde barındıran Hazar üzerinde uluslararası güçlerin de nüfuz mücadelesine soyunmasıyla sorun çözülemez bir hal aldı. Hazar'ın deniz olarak kabul edilmesi halinde, kıyıdaş ülkeler karasularına, kıta sahanlıklarına ve ekonomik bölgelere sahip olacaklar. Karasuları, ülke topraklarının ayrılmaz parçası olması hasebiyle, buralardaki enerji kaynaklarına kimsenin karışma, hak iddia etme gibi durumu söz konusu olmayacak. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre yol alınması gerekecek.
Hazar'ın göl olarak muamele görmesi halindeyse, sınırları belirleyen bir anlaşma olmaması durumunda, kıyıdaş devletlerin ortak kullanımına yani tartışmaya hatta güçlü olana daha faydalı olmaya devam edecek. Her noktasında bütün kıyıdaş devletler aynı haklara sahip olacağından, gölü adil paylaşmak için yapılacak her anlaşma, siyasi müzakereler gerektirecek. Bunun için Rusya ve İran, Kılıçdaroğlu gibi daha mahalli düşünerek 'göl' olduğunu, diğer ülkeler de menfaatlerine uygun olarak global bakıp, 'deniz'olduğunu iddia ediyor.
Arsanızın boyunu ölçerken de metre ve feet gibi iki ölçü birimini kullanmanız sorun çıkarır. Satan ölçer 9 feet der, alan 3 metre diye diretir. Neticede uzayıp kısalan bir şey olmaz. Ortak dil bulunması gerekir. Göl ve deniz tartışması da Van'da genleşmeye sebep olmuyor, ama iki liderin bir araya gelmesini sıkıntıya sokabilir. Anlayacağınız tastaki suya bakılarak, neticeye gidilmiyor...

Petrol ve dövize dair atıp tutun bakalım
Tunus ve Mısır'dan sonra Libya'nın değişim rüzgârlarına teslim olmasıyla birlikte petrol fiyatları da aldı başını gitti. Libya'daki önemli petrol ve doğalgaz şirketleri sondaj hazırlıklarını, üretimlerini askıya aldı.
Norveç'in Statoil, Avusturya'nın OMV ve Shell gibi şirketlerin personelinin bir bölümünü tahliye ettiği söyleniyor. BP arama çalışmalarına son vermiş, İspanya'nın Repsol ve İtalyan Eni firmaları ise Murzak petrol üretim alanında olaylardan etkilenmeden üretimini sürdürüyormuş. Yazıyı yazdığım ana kadar böyleydi.
Arap alemindeki bu hareketlilik başka bölgelere de sıçrama emareleri gösteriyor, ancak piyasa uzmanı geçinenler ise halen daha hüküm verme peşinde. Utanmadan 2010'un sonunda petrolün varilinin 100 doları geçeceğini söylediklerini, tahminlerinin bu yönde olduğunu ve tablonun kendilerini haklı çıkardığını söylüyorlar.
Merak ediyorum, Mübarek'in gideceğini Aralık 2010'da tahmin eden var mıydı? Bin Ali'nin bu hallere düşeceğine dair tek bir yorum, öngörüsü olan bırakın enerji ve piyasa uzmanlarını, uluslararası ilişkilerci hatırlayan söz konusu mu? Ya Libya lideri Muammer Kaddafi'yi nasıl bir sonun beklediğine dair fikir yürütmek mümkün mü? Bu sebeple milleti kandırmayı bırakın.
Bu şartlarda piyasaların nereye gideceğini kimsenin tam olarak tahmin etmesi zor. Konu sadece piyasacıları değil hepimizi ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, petrolüyle Batılı ülkelere mesaj verip kendini güvene almayı deneyebilir, petrol arzında sorun olmayacağının da altını çizebilir, ancak ne kadar uzun vadeli olur, zaman gösterecek.

Yukarı