TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Erbakan Hoca ve rantiyeler

Sonunda doğru yol bulundu. En önemli sorun, halının altına süpürülmekten kurtarılmak üzere. Her ay büyük bir övünçle açıklanan ihracat rakamları, dış ticaret açığının büyümesi üzerine farklı bir boyut kazandı. İhracatçıdan daha fazla ithalatçının olduğu, şirket yoğunluğunun üretim odaklı değil, tüketim ve tüccarlık ağırlıklı olduğu Türkiye'nin acilen dış ticaret politikasının geliştirmesi gerekiyor. Başka da çıkış yolumuz yok.
Uzun bir süredir ithalatın büyüklüğünü görmeyenleri, karşılama oranlarını dikkate almayanları, enerji ithalatının büyüklüğüyle dış ticaret açığı tablosunu karartmaya çalışanları aynaya bakmaya davet ediyorum. Daha önce de kaydettiğim üzere, 'Lütfen bundan sonra tek başına ihracat rakamları açıklanmasın' sözlerimi tekrarlamak istiyorum. İthalat ve ihracat beraber masaya yatırılsın. Bu dahi yetmez, ithalat kalemleri eşliğinde kaybettiğimiz sektörler ve istihdamlar da gün ışığına çıkarılsın. Hatta en büyük ithalat kalemleri ve kimlerin yaptığı da önemli, ama bunların kamuoyuyla paylaşılması için bir formül bulunması gerekiyor.
Ve Hakk'ın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'nın sık sık vurgu yaptığı üzere 'milli ticaret politikaları, rant ekonomisinden, üretim ekonomisine geçiş süreci' ancak ithalat ve ihracat rakamlarının eş zamanlı olarak masaya yatırılmasıyla mümkün olacaktır. Ne tevafuktur ki, rahmetli Erbakan Hoca'nın ölümüyle, 28 Şubat'ı yıldönümünde daha net ele alıp, daha sağlıklı eleştirebiliyoruz. Bu atmosferi, 'Hoca ölümüyle bile milletine hizmet etti' keyfiyetinde görüyorum. Zira bugünün dış ticaret açığı belası olan sağlıksız ithalat, rant ekonomisi sayesinde gelişti. Rantiyeler yüzünden, üretmeden tüketir hale geldik. Acilen kalem kalem, ürün ürün, hatta ülke ülke dış ticaretin ele alınıp strateji geliştirilmesi gerekiyor.
Eğer halen daha ithalatçı şirketlerin sayısı bu ülkede ihracatçılardan fazlaysa, bilin ki henüz yabancıların hegemonyasından çıkmış değiliz. Erbakan Hoca gibi milli ekonomi politikaları geliştirenlerde şu veya bu şekilde alaşağı ediliyorsa, arkasında başka şey aramanın anlamı yok. Silahımızı da, uydumuzu da, füzemizi de, savaş uçağımızı da ithal eden bir ülkenin milli olma, milli ekonomi sevdası kurma hayalleri olamaz. Savunma sanayiine yön veren paşalara özellikle bu konuda çok görev düşüyor. Ülkenin kaynakları yıllarca bilinçsiz şekilde ve becerisizlikten, ehil olamamaktan yabancılara peşkeş çekilmişse, 28 Şubat'ı her sene törenlerle anmakta bir beis olmayacaktır.
Öyle sanıyorum ki, AK Parti Hükümeti de ithalattaki durumun farkına varmış durumda. Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ocak ayı dış ticaret verilerini açıklamasının ardından Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM), Web sitesine göz attım. 'TİM Şubat ayı ihracat rakamlarını bir basın toplantısıyla Denizli'de açıklayacak. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, yönetim kurulu üyeleri, ihracatçı birliklerin temsilcileri, yerel yetkililer ve ihracatçı firmaların temsilcileri katılacak.' İfadeleriyle karşılaştım.
İhracat yapanlarla, ithalat yapanların büyük çoğunluğu aynı şirketler. Ama ne hikmetse halen daha 'İpteki cambaza bak' oyunu oynamayı tercih ediyorlar. TİM Başkanı Büyükekşi'den şöyle bir ricamız çok mu olur: Lütfen bu gidişata, tek başına ihracat rakamı açıklama törenlerine son verin.

İthalat lobisi eşittir...
Ocak ayında dış ticaret açığı yüzde 89.4 artışla 7 milyar 312 milyon dolara ulaşmışken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 56.7'ye gerilemişken hangi rakamları açıklıyorlar anlamış değilim. Kıymetli işadamlarımız dış ticaret hasta. Rakamlar ortada;
2011 yılı Ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 22, ithalat ise yüzde 44.3 artmış. Şimdi yüzde 22'lik artışla bayram edilir mi? Bir başarıdan bahsedilecekse ülkenin büyüyen ekonomisinden bahsedilebilir ki, bu bile doğru olmaz.
İhracatta Almanya, ithalatta Rusya'nın başı çekmesi, birinde imalata, diğerinde enerji tablomuza bakıp kendimize çeki düzen vermemize işaret ediyor. Ama ders almak yerine halen daha basın toplantısı peşindeyiz. Hâlbuki bu toplantılar yerine paneller, tartışmalar, araştırmalar yapıp, neden ithalatın hızla yükseldiğini konuşmamız gerekir. Petrol, doğal gaz ve kömür gibi ithal enerji kalemleriyle dış ticaret açığı karartması yapmanın, ithalat lobilerine meydanı bırakmanın anlamı yok.
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'a dış ticaret açığını daha da büyümesi sebebiyle ciddi sorumluluk düşüyor. Üstelik Bakan Çağlayan, bu köşede defalarca dikkat çektiğimiz bir konuda, ithalat rakamlarının masaya yatırılması hususunda önemli bir adım atmıştı. Bunu devam ettirmesi, piyasayı rantiyeci ithalatçılara bırakmaması gerekiyor. O rantiyeler ki ithalat tarafını saklayıp, toplumu ihracat rakamlarıyla oyalıyorlar...

İkiyüzlülük
Batılı ülkeler Ortadoğu'daki olaylar karşısında tam anlamıyla ortada kalmış durumdalar. Şimdiye kadar yürüttükleri ikiyüzlülüğü bundan sonra nasıl devam ettirecekleri konusunda da bir yol haritası çıkarabilmiş değiller. Menfaatleri doğrultusunda diktatörlerle işbirliği yapıp, enerji kaynaklarını hortumlayanlar, konu Türkiye'nin AB üyeliği olduğunda gösterdikleri demokratik tavırları, bu ülkelerden esirgiyorlar. Demokrasiye adım atmaya çalışanları ise endişeyle izliyorlar. Dolayısıyla Türkiye'nin en azından açıklamalarıyla bu sürece destek vermesi gerekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Libya petrollerine vurgu yapması bir yankı yapacaktır.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
01 Mart 2011 Salı, 15:37 Misafir gönderdiğim yorum burda yok hala.boşunamı yazıyoruz?
01 Mart 2011 Salı, 13:01 Misafir çok mantıklı, size katılmamak elde değil.umarım işin başındakiler bir an önce harekete geçerler, yoksa durum vahim olacak.ağrıyan yeri bulup tedavi etmek yerine hep ağrı kesici reçetelerin yazılıp verilmesi adet oldu ülkemizde, çok şişmanız rahat nefes alamıyoruz, koşamıyoruz dediğimizde de 'olsun şişmanlık size daha yakaşıyor,karizmatik görünüyorsunuz diyorlar' ve geçiştirilip gidiyoruz, nereye kadar....
Yukarı