TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yeni dünya ile taze bağlantı


Uzun ve keyifli bir gezi ve tarihi bir seyahatti. Gidişimiz yaklaşık 13 saat 45 dakika, dönüşümüz ise 11 saat 30 dakika civarında sürdü. Batıya giderken uçakların burnunu sıvazlayan rüzgârlar, dönüş yolunda arkadan destekte bulunduğu için aynı mesafeyi daha hızlı kat etmemizi sağladı.
Türk Hava Yolları’nın (THY) en uzun hattı İstanbul-Los Angeles’ın ilk yolcularından birisi ve sektörü uzun yıllar takip eden bir göz olarak, önemli bir adım atıldığının altını çizmek istiyorum. THY büyüklerle asıl şimdi rekabete girecek. Hatta bazı büyük şirketler el ense çekerek THY’nin gücünü test edecektir. İçinde bulunduğu ittifak gurubunda bile çok kıskananı, çelme takanı olduğunu biliyorum. Hatta Star Alliance gibi dünya ölçeğinde bir oluşum içinde bazı kaide ve kuralların, hak ve hukukların THY’ye karşı işletilmediğini biliyorum.
İlk seyahatimizi THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, Başkanvekili Prof. Dr. Cemal Şanlı, Denetleme Kurulu Üyeleri Naci Ağbal, İsmail Gerçeker, THY Genel Müdür Yardımcıları Kazım Çalışkan ve Coşkun Kılıç ile beraber yaptık. THY yönetimi önümüzdeki günlerde ABD’de yeni hatlar daha planlıyor. Ancak Los Angeles için geç kaldıklarını, Washington için de acele ettiklerini düşünüyorum. Hatta öncelik ve yoğunluğun Los Angeles’a verilmemesi için çok neden varken. Ama dışarıdan gözüken bu. Los Angeles Times’ta, THY’nin kulaklı ön/arka tam sayfa ilanını görünce otelde odamdaki heyecanım görülmeye değerdi. Aynı gazetede bu hatta THY’nin yarışacağı Emirates’in de reklamı vardı. Günde iki defa Los Angeles-Dubai uçuyor. Aynı hatta Alman Lufthansa ise günde 3 defa Frankfurt-Los Angeles seferi yapıyor. THY ise haftada 4 sefer yapacak, sonra günlük olacak.
Hattın durumu ortada. Ancak Los Angeles için başlangıç fiyatlarının yüksek tutulduğunu, sonradan aşağı çekilen rakamlardan da bu hatta ilgi duyanların haberi olmadığını Santa Monica’da da başka yerlerde de tespit ettim. Ancak Los Angeles’ta THY’nin arı gibi çalışan bir ekibi var. Başlarında Fatma Yüceler ile her şeyin üstesinden geleceklerdir. Yarın devam edeceğim…

İşini bilen memurlar

Geçen hafta Viyana‘ya giderken yine biraz geç geldim havalimanına. Ama TAV Prime Class‘ın güzel, dinamik elamanlarının refakatinde sorun yaşamayacağımı, hızla uçağa geçeceğimi biliyordum da bizim uyanık memurların, yanımdaki güzel kızları ve aceleciliğimi değerlendirmeye kalkacakları aklımın ucundan bile geçmezdi. Neticede Türkiye’nin en gelişmiş ve en büyük havalimanında bile üçüncü dünya ülkelerindeki gibi işleyen bir devlet memuru çarkı olduğunu gördüm. Fakat her defasında bu konuya dikkat çekeyim diyor, unutuyordum. Yine unuttum. Ama Los Angeles’dan dönerken Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal ile TAV’dan Mehmet Erdoğan’ın da gündeminde de aynı konu olunca altını çizmek şart oldu.
Mevzu yurtdışına çıkışlarda kendi vatandaşlarımıza hizmet veren Harç Pulu gişesinde görev yapan memurlar ve ondan daha önemlisi yabancıların Türkiye’ye girişlerinde Vize Pulu bedeli öderken yaşadıkları. Ya da yaşattıklarımız.
Önce Harç Pulu alırken başıma en son geleni kaydedeyim, zira Vize Pulu tarafı çok yönlü ve çok boyutlu. Yukarıda zikrettiğim üzere hem acelem var hem de yanımda TAV Prime’dan güzel görevliler. Memura 20 TL uzattım, Harç Pulu istedim. Pulu verdi, ama paranın üzerine vermesini beklerken, “Bozuğum yok” dedi. Meğer taktikleri böyleymiş.
Gelelim Vize Pulu tarafına. Vize Pulu bedeli gümrüklü sahada, ama pasaport kontuarlarına gelmeden önce satılıyor. Maliye Bakanlığı‘na bağlı memurlar tarafında bu hizmet veriliyor. Sık sık gündeme gelen sahte vize pulu mevzusu başta olmak üzere buralarda çok dolap dönüyor. Devletimiz ise hem çözüm yolunda ağır davranıyor hem denetim falan yapamıyor.
Sıkıntılar şöyle. Bir defa Vize Pulu bedeli dolar, Euro, Sterlin ve Kanada Doları olarak tahsil ediliyor. Mesela en fazla turist gelen ülkelerin başında Rusya var, ama Rus Rublesi ile Vize Pulu alamıyorlar. Bu önemli sorun. Zira bu bölgede döviz bürosu da yok. Devletimizin işini bilen memurları her türlü hizmeti veriyor. Para bozuyor, pul basıyor.
Dolayısıyla çeşitli ülkelerden gelip yanında bu para cinsleri olmayanlar önce para değişiminde zarara uğratılıyor. Rusya’dan gelen iki arkadaş, Türkiye’de bir hafta kalmak için farklı Vize Pulu bedeli ödeyebiliyor.
Atatürk Havalimanı‘ndan Türkiye’ye giriş yapan turistlerin şikâyet ettiği konuların başında bu husus geliyor. Antalya’da yaşanan pul yangını da aynı sorunun bir başka versiyonu. Sadece İstanbul ile sınırlı değil. Ama çözüm üretilmiyor. Şikâyetçi olan turistleri devletin memuru mağdur ettiği için araştırması, soruşturması imkânsız gibi bir şey. Olan terminalin, şehrin, ülkenin imajına oluyor.
Halbuki çözümü zor değil. Devlet memuruna harç ve vize pullarını sattırmasın, bu işten çeksin, görevi terminal işletmecisine verip, sıkı denetlesin. Ne sahte pul olayı gerçekleşir, ne de mağdur edilen turistlerin şikâyeti karşılıksız kalır.

Yukarı