TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Petrol oyunu bizi aşıyor

Geçen yüzyılın başlarında, İngiltere'nin Ortadoğu'da oynadığı oyunlardan ders çıkarmadığımız o kadar açık ve net ki, bugün dahi Türkiye'yi yakından ilgilendiren tarihi geçmişimiz sadece sayfalarda kalıyor. Petrole sahip Musul ve Kerkük'ün nasıl kaybedildiği bir yana, İran'ı petrolünden dolayı yıllarca istikrarsızlaştıran, hatta ikiye bölüp yutmaya çalışan oyunların benzeri şu an Libya için sahnede.
İşin garip yanı, enerji için verilen savaş döneminde, enerji fakiri Türkiye, halen daha nükleer santral tartışması yapıyor. Japonya'daki hadiselerle birlikte önce nükleer santralları sorgulandı. Dünyadaki ve çevremizdeki nükleer santrallar sebebiyle elimizde çok fazla argüman olmayınca, bu defa Mersin Akkuyu ve Sinop' masaya sürüldü. Yer tartışması yapanlara şunu hatırlatmak istiyorum; 'Bir yıl önce neredeydiniz?' Aslında yer ve nükleer teknoloji tartışması yapılması güzel. 'Evet' ve 'hayır' cephesinin yanında nitelik arayışları bizi ileri götüreceğinden önemli. Fakat Libya'nın gölgesine terk etmeden, bir mesele olarak geride bırakmadan.
Türkiye'nin Libya'daki gelişmeler karşısında nasıl davranacağı, üstlendiği rolün ne sonuç getireceği henüz meçhul?
Ama Batı'nın insan haklarından, kendi insanlarının rahat ve müreffeh bir atmosferde yaşama hakkı anlamını çıkardığını neden anlamakta zorlanıyoruz? Halen daha Filistin-Gazze örnekleri veriliyor, Ortadoğu'da demokrasi rüzgârı estiğinden dem vuruluyor, ama Batı için kesintisiz ve ucuz enerji sağlanan ülkelerin nasıl idare edildiğinin sorun olmadığı unutuluyor.
Çalışmadığımız, üretmeden tükettiğimiz, ithalatımız sürekli olarak ihracatımızın önünde olduğu, savunma sanayiinde sıfır noktasında olduğumuz gerçeğinden bir netice çıkarmamız lazım. Ortadoğu halkları üzerinde etki yapan politikalar, söylemler geliştirebilir, ancak Ortadoğu'nun mevcut hali nedeniyle sağlıklı netice alınması zor. Hatta son noktada yine güçlü Batılı ülkeler devreye girer ve geleceğe ambargo koyar.
Japonya ve Almanya örnekleri Türkiye için çok sıklıkla tekrarlanıyor. Dünyanın iki büyük ekonomisinin, büyük yıkımlar sonrası nasıl büyüdüğü ve geliştiğini biliyoruz. Amma velâkin ülke olarak yerimizde sayıyoruz. Bırakın bölgeye şekil vermeyi, kendimizi savunabilecek yeterli gücümüzün olduğu bile tartışmalıdır. 'Elin taşıyla elin kuşu vurulmaz.'


Bir trilyonluk ekonominin hedefi olmalı

Son dönemde yeniden gözden geçirdiğim Daniel Yargin'in 'Petrol', Raif Karadağ'ın 'Petrol Fırtınası', RayTakeyh'in 'Gizli Devrimler Ülkesi İran', Stephan Kinzer'in 'Ezber Bozmak' gibi kitapları bile Ortadoğu'daki gelişmelerin en basit haliyle bile anlaşılmasına ışık tutuyor. Ancak, bu defa Türkiye'yi yakından ilgilendiren ve rol üstlenmek için bir strateji eksikliğine işaret eden gelişmeler söz konusu. Mısır'a gösterilen tepkinin, Libya için nasıl devreye sokulacağı hususunda sıkıntılar ortada. Doğu dan bakınca Batı da, Batı dan bakınca Doğu da, yukarıdan bakınca ortada olan bir Türkiye'den bahsediyoruz.
Ortadoğu'nun güvenli bir bölge olması için Türkiye'nin çok çalışması gerekiyor. Kendi savunma sanayisini, kendi tüketimini dengeleyecek üretimi asgari ölçüde yapması icap ediyor. Bir trilyon dolarlık bir ekonomi bandını aşmaya çalışan Türkiye'nin en azından geldiği noktayı koruması için pek çok konuda hedefi ve bilinen planı olması gerekir.
Irak'taki bozulan dengeler sonrası petrolden, doğal gazdan bile pay alamadık. Üstelik ülke yeniden imar edilirken, ancak taşeron olabildik. Libya için de benzer gelişmeler olacak. Daha önceki işlerimizi kaybedeceğiz ve büyük ihtimalle Batılı ülkelerin yanında taşeron olarak iş alabileceğiz. Neden bu konuma düştüğümüzü kendi demokrasimizde, kendi askeri yapımızda, kendi insan haklarımızda aramamız gerekiyor.
Halen daha yol haritası olmayan bir ülkede yaşadığımızı unutursak hiçbir şey yapamayız. Uzun süredir ilgi alanımızda olmayan Ortadoğu ve diğer bölgeler, biz büyüdükçe, bize yaklaşacaktır. Hinterlandımıza girecektir ve problemlerimiz de devasa olacaktır. 'Büyük başın büyük derdi olur' yeter ki hazır olalım.


Erdoğan ile Putin'in satrancı

Rusya-Türkiye ilişkilerinde en fazla ümit bağlanan Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'nın hayata geçmesi sanıldığı kadar kolay olmayacak. Çünkü karşılıklı atılan imzaların hayata geçmesi için Türkiye'nin öncelikleri arasında olan Samsun-Ceyhan'a Rusya tarafı tam bir pazarlık unsuru olarak bakıyor. Diğer projelerinin önü tam olarak açılmadıktan sonra bu satranç oyunu devam edecektir.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in 'Başbakan Erdoğan'a söz verdim, yapılacak' vurgusuna rağmen de henüz bir ilerleme sağlanmış değil. Hatta Başbakan Erdoğan'ın Rusya ziyaretinden aylar önce ve birkaç defa 'Samsun-Ceyhan Boru hattında görüşmeler durdu' şeklinde açıklama Rusya devlet boru hatları şirketi Transneft Başkanı Nikolay Tokarev'e aitti. Görüntüde Samsun-Ceyhan'da ton başına düşen 16 dolarlık maliyet var, ama asıl neden bu mu, zaman gösterecek?

Yukarı