TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Gül yanlış adresi ziyaret etti

Son günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyaret trafiği iyice hızlandı. Kamuoyunun yakından takip ettiği, başarısı tescilli kurumları Cumhurbaşkanı’nın ziyaret etmesi yerinde hatta motivasyon açısından da önemli. Ancak dün öyle bir yere ziyaret gerçekleşti ki, nasıl yorumlayacağımı şaşırdım.
Ekonomisi her yıl büyüyen Türkiye’nin ihracatı artıyor. Bunda emeği olanlar da çok. Ancak ithalatımız daha fazla artıyor. Bu tarafta emeği olanlar daha çok. Bu alanda çalışanlar, ithalat yoluyla kazananlar, hatta ciddi bir ithalat politikamız olmadığından üretmeden tüketime vesile olanların sayısı ihracatçılardan da fazla. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Gül’ün ihracatçıları değil, ithalatçıları ziyaret etmesi yerinde olurdu. Ama onların bir kurumu, örgütlendikleri bir merkezleri bile yok ki yetkililerimiz ziyaret edip tebriklerini sunsunlar.
Şimdi birileri çıkıp, ‘Allah’tan böyle bir örgütlenmeleri yok. Yoksa ithalatımız ihracatın iki katına çıkabilir’ diyebilir. Haklılar da. Cumhurbaşkanı Gül de Türkiye İhracatçılar Meclisi’ni (TİM) ziyaret edip, ihracat konusunu uzun yıllar Türkiye’nin ihmal ettiğine dikkat çekmiş. Bence ihmal aşamasını da henüz geçmiş değiliz.
 Ancak ihracat ve ithalat ayrı ayrı ele alınacak bir mevzu değil. AK Parti Hükümeti de maalesef ithalatı masaya yatırıp bir yol haritası çıkarmıyor. Muhalefet partileri ise henüz dış ticaretin bu tarafına uyanmış değiller.
 Cumhurbaşkanı, ‘İhracat derken aslında biz dolaylı olarak üretim kapasitemizi konuşuyoruz. İhracata yönelmek aynı zamanda üretimi teşvik etmek, aynı zamanda üretimin önemini kavramak demektir’ mealinde açıklamalar yapmış. Tersten bakınca da ithalatın ihracattan fazla olması demek, işsizlik, üretim kapasitesinin düşüklüğü, dış ticaret açığı, cari açığa etkisi ve aynı zamanda üretimi değil tüketimi teşvik anlamına geliyor. Acaba bu hususları da Cumhurbaşkanı Gül’e anlatacak bir kurum var mı?


Bol keseden basın ödülü dağıt, topla
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), internet gazeteciliği dalında ödül verdiği Oda TV’nin ödülünü askıya almış. (Demek böyle de yapılabiliyormuş.) Gerekçesi malum, Ergenekon soruşturması kapsamında sahibi ile yöneticilerinin tutuklanması. Kime nasıl ödül verdiklerini zaten netameliydi, şimdi işi iyice sıkıntılı duruma sokmuşlar. Madem ödül verdiniz, neden arkasında durmuyorsunuz?
Henüz Oda TV hakkında kesinleşmiş bir karar yokken, bu telaş niye? Ayrıca bundan sonra dağıtılacak ödüller için bu hadiseden nasıl bir ders çıkardıklarını da merak ediyorum. Çünkü cemiyetin hakkaniyetli, adil, tüm meslektaşlarına eşit mesafede duran ve mesleği koruyan bir duruşu yok. Geçen yüzyılı temsil ettiklerinden de adaptasyon sorunu yaşıyorlar. Ayrıca verdikleri ödüllerin meslek grubunda bir etkisi de söz konusu değil.
 Fakat ödülleri sadece cemiyet dağıtsa iyi. Önüne gelen medyaya boncuk dağıtır gibi ödül veriyor. Herkes koşup alıyor. Kimse de sorgulamıyor. Ödül dağıtanlar gündeme gelmek, haber olmak, en azından bir etki uyandırmak için yapıyor. Cemiyetin hangi amaçla yola çıktığını muamma olmaktan çıkarmazsa, konumunu başkalarına kaptıracak gibi görünüyor.
 Mesela önceki gün de Başbakan Erdoğan’ın katılımıyla medyanın hangi alanında nasıl işler yaptıklarını çözemediğim Münci İnci’nin İmedya’sı da ödül dağıttı. Muhakkak ince hesaplarla ödüllerin kime verileceği tartışılmıştır. Fakat ödül işinde ipin ucu epeyce kaçmış görünüyor, ama bu akımın nerede nasıl duracağını kestirmek zor. Ben de bir ödüle muhatap olamadığım için rahatça eleştiriyorum.


Helikopter ve JSF savaş uçağında ince hesaplar
Yoğun gündemin perdelediği, ancak özellikle Amerika, İtalya ve Fransa gibi ülkelerin merakla beklediği Savunma Sanayii İcra Komitesi toprantısı dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in katılımıyla yapıldı. Ancak beklenen önemli konular için adım atılmadı.
 Mesela ‘Genel Maksat Helikopteri’ için bir karar verilmedi. İtalya ve Amerika beklemeye devam edecek. Fransa’yı sevindirecek Airbus 400M askeri nakliye uçağı için 6 konsorsiyum ülkesiyle daha önce mutabık kalınan sözleşme değişikliğine, yani artan maliyetlere onay kararı çıktı. Ama Fransa’dan ziyade Almanya’nın katkıları var bu kararda.
Amerika’nın her adımında sorun çıkardığı, maliyetlerini katlayarak diğer konsorsiyum ülkelerine fatura kestiği, yazılımlarını bile açıklığa kavuşturmayarak, soru işaretlerine sebep olduğu geleceğin savaş uçağı JSF için de komiteden net bir karar çıkmadı.
 Hatta ‘proje kapsamındaki beklentilerimizin karşılanmasına yönelik müzakerelerin tatmin edici bir sonuca ulaşmadığı’ notu düşülerek, bu konudaki karar bir sonraki icra komitesine ertelendi.
 Merak ettiğim şu: Birileri çıkıp Amerika ile JSF müzakeresini yürütenleri neden sorgulamıyor? Maliyet artışları bir yana, adamlar bizi ortak edip, satmaya çalıştıkları savaş uçaklarının yazılımlarını bile paylaşmıyor. Demek ki kapak yapma meraklıları, imzalar atılırken önemli detaylarda uyumuşlar…

Yukarı