TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

TÜSİAD'dan seçim atmosferi havaları

'İnsanların özgürlüğü ve onuru ülkenin bölünmesinden önemli' sözü çok karmaşık, sonuca gitmek için bir şey ifade eden bir cümle değil. Birini diğerinin yerine koyabileceğimiz bir durum yok ortada. Birini düzeltmek için diğerini kötülemenin de anlamı yok. Abraham Maslov'un dediği gibi 'Sahip olduğunuz tek şey çekiç ise her şeyi çivi olarak görürsünüz.
Cem Boyner'in bu sözlerinden çok daha güzelini ve doğrusunu hepimiz biliyoruz. Kanuni Sultan Süleyman'ın hastalığında kaleme aldığı beyit yüzyıllardır dillerde değil mi?'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.'
Bu kadar. Lafı uzatmanın anlamı var mı? Bireye özgürlük istemek için devleti itibarsızlaştırmanın anlamı ne olabilir? Devlet dediğimiz şeyi sen, ben, TÜSİAD ve yıllardır 'büyük ordumuz var'adı altında hiçbir şey üretmeden, savunma sanayiini batıya teslim edip, devleti yüce gösterip vurgun yapanlar ve işi ticarete dökenler oluşturuyor.
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) zaman zaman yaptığı güzel çıkışların, fantezinin ötesine geçmese de halen daha tüm halk tarafından samimi algılandığını zannetmiyorum. Daha önce hazırlattıkları çeşitli raporlar ortada. Çünkü Anadolu TÜSİAD'a hep mesafeli kaldı, TÜSİAD'ın da Anadolu'nun hislerine tercüman olabilecek adımları attığını düşünmüyorum.
Cem Boyner'in çıkışında açıkçası alkışlanacak bir taraf göremiyorum. İnsanların akıl, can, mal, din ve nesil emniyetine kavuşabilmesi için bir devlete ihtiyaç var. Bölünme tartışmaları altında ise insan özgürlüğünden bahsetmek sadece bölmeye, güçsüzleştirmeye gayret edenlere yarar. Yine bireyler ezilir. Kusura bakmasınlar, ama PKK terörü hedeflenerek ortaya konan çözüm önerileri, başka sıkıntıları beraberinde getirecektir.
Ayrıca hâlâ TÜSİAD, özgürlükleri 'Beyaz Türk' mantığıyla ve 'Evrensel ilkeler' adı altında belli şablonlarla gündeme getiriyor. Diğer bir ifadeyle tam bir özgürlük hedeflenmiyor. Kendilerine uyacağını düşündükleri Batı etiketi taşıyan özgürlüklerden bahsediyorlar. Cem Boyner'in eşinden çaldığı rolle paylaştığı görüşlere paralel olarak TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in de yeni anayasa çalışmasıyla bireyin mutluluğu için her şeyin değişebileceğine işaret etmesi ve bu çalışmayı önemli isimlerle yapması elbette güzel. Ancak unutmamak gerekir ki halen daha TÜSİAD ve etki çevresi halkla devleti kaynaştıracak projelerden uzak.

TÜSİAD Partisi ne kadar oy alır?
Bir 'TÜSİAD Partisi' kursalar, İşçi Partisi ile aynı oy oranında kalırlar. Daha önce de denemeleri oldu. Zira bireyin özgürlüklerinden dem vuruyorlar, ama bir noktada yine devreye simgeleri, menfaatleri, ideolojileri sokarak, yasak alanlara işaret ediyorlar.
Son yıllarda yaşanan demokrasi kazaları karşısındaki mütereddit tutumları da iş dünyasının önde gelenlerine karşı güveni azaltıyor. Çünkü tatlısu balıkçılığı yapıyorlar. Türkiye sadece İstanbul ve özgürlüklere hedef noktası yapılan Diyarbakır'dan ibaret değil. Memleketin her tarafı için yenilik gerekiyor. Ama bir de sarılması gereken yaralar, onarılması gereken hatalar var. Ve bunlar yaşayan organizmalar gibi. Öyle bugünden yarına anayasa maddesi değiştirmekle düzelmez. Bire bir ilişkiler, tedaviler gerekir. 'Özgürlük' adı altında birilerini sevindirmek hesap edilirken, koca bir kesimin de üzüleceği, tepki vereceği, hatta başka bireysel yaralar açılacağı dikkatlerden kaçmamalı.
Ve daha önemlisi kimse söylemek istemiyor, ama bugün bu konuları daha özgür tartışabiliyorsak, gündemimize almakta sıkıntı yaşamıyorsak kaydedilen sosyo-ekonomik gelişmelerin payını unutmamak icap eder. TÜSİAD çatısı altında fikir beyan edenlerin, Türkiye'nin önünü ne kadar açtıklarına, kendi üzerlerine düşeni ne kadar yaptıklarına, sırtlarında nasıl bir yumurta küfesi taşıdıklarına bakılması icap eder.

'Âli menfaatler' mi Ali'nin menfaatleri mi?
TÜSİAD çevresi, büyüyen, etkisi artan, bölgesinde güçlenen, bir trilyon dolarlık bir ekonomiye koşan devletiçin sarfettikleri cümleleri doğru bulmuyorum. Yaklaşımları yanlış. Hataları düzeltmeye değil, ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.
Prof. Ergun Özbudun'un Türkiye'de devletin her şeyden üstün olduğu, devletin 'âli menfaatlerinin' her şeyden önemli tutulduğunu dile getirerek, 'Bu zihniyet devam ederse olmaz' sözlerini alkışlıyorum. Çünkü devletin 'âli menfaatleri', sözü altında yüzde yüz bir Ali'nin menfaatleri olduğunu iyi biliyorum.
Boyner, 'Aleviler dahil topladığınız vergileri, Sünnilere hizmet vermek için Diyanet İşleri vasıtasıyla dağıtıyorsunuz' diyor. Bir defa soruna yaklaşım, sorunlu. Çünkü bu konumlandırmada iki tarafın da rolü yok. Birey/devlet ilişkisinde düştüğü hatayı burada da tekrar ediyor. Alevilere hizmet iste, özgürlük iste, ama böyle bir çorba yapma.
TÜSİAD cephesi bana üretim/tüketim dengesini, ithalat ve ihracat tablosunu anlatsın. Gerisine vatandaş karar veriyor zaten?

Yukarı