TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu'nun ortak noktası

İktidar ve muhalefet liderinin ilginç bir noktada buluştuğundan haberdar mısınız? Hayra alamet olmayan bu buluşma, her iki liderin 2023 hedefinde önemli bir dış ticaret açığı, hatta ithalat-ihracat dengesizliği olarak ortaya çıkıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşan seçim öncesi '2023 Ekonomik Hedefleri'ni de açıkladı. Fena da olmadı. Hükümetle projeyle, fikirle yarışması, hedef koyması güzel de, ithalatta neden aynı yerde durduklarını, farklılık gösteremediklerini anlayamadım.
CHP, GSYH'yi 2023'te 2.6 trilyon dolara, kişi başına geliri 31 bin 500 dolara çıkaracakmış. İhracatın miktarı 650, ithalat da 750 milyar dolar olarak hedeflenmiş. Bu hesaba göre kafadan 100 milyar dolar dış ticaret açığına 'evet' deniyor.

 Başbakan Erdoğan'ın 2023 hedefi 500 milyar dolardı. Ancak geçen hafta ilgili taraflardan aldığı raporlar sonrası, 545 milyar dolar olarak güncelledi. 500 milyar dolara karşılık da, 600 milyar dolar ithalat açıklanmıştı. Galiba ithalatın sahibi olmadığı için güncelleme işi bana kaldı. O da bu oranlara göre 645 milyar dolar olur. Anlayacağınız iktidarın hedefinde de 100 milyar dolar dış ticaret açığı söz konusu.
2023 İhracat Stratejisi çalışmalarının sürdüğü bir yıl boyunca olumlu yönde yapılan güncellemeler güzel, ama birisi de çıkıp ithalat sorunu üzerine, dış ticaret açığına dikkat çekmeyecek mi? Muhalefet tam bu noktada farklılık ortaya koyacakken, illa taklit etmek zorunda mı? CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak'tan bu konuda bir cevap bekliyorum.

 

Bu kavganın faydası var
Çok değil, 2005 yılında, Telsim'in dünyanın en büyük GSM operatörlerinden Vodafone'a satılmasından önce, bugün mobil telefon piyasasında olabilecek gelişmelere, tartışmalara hatta kavgaya işaret etmiştim. Hatta özelleştirme öncesi 'Keşke Telsim'i dünyanın en büyüklerinden Vodafone alsa' diye bir de yazı kaleme aldım.
Ardından Telsim'e oldukça iyi bir rakam veren Vadofone ipi göğüsledi. Ancak sonrası çok iç açıcı olmadı. Biraz hüsran yaşattı. Çünkü mobil piyasasına beklediğim hareketi getiremedi. Türkiye pazarını iyi bilmeyen yabancı tepe yöneticisi başarısız oldu. Fakat Serpil Timuray'ın Vodafone CEO'su olmasından sonra sektörde tablo değişmeye başladı.
'Vodafone ve Turkcell mahkemelik oldu' haberini okuyunca, sevindim. Zira iki başarılı şirket, tüketicisini memnun etmek için yarışıyor,
yeni işlere imza atıyor. Bu yolda da rekabet ediyor. Kavga da, tartışmalı anayasası olan Türkiye'de 'Cep Anayasası' tartışmasından çıkmış.
Vadofone, 'Kampanyalarımızı taklit ediyor' diye Turkcell'e dava açmış. Turkcell de, 'İtibarımızı zedelemeye yönelik mesnetsiz ve yanıltıcı iddialar' diyerek, karşı hukuki atağa geçmiş. Benim merakım ise yurtdışında iki gün geçirdiğimde bile sadece kısa mesaj için gelen yüz küsurluk faturaya, bu tartışmaların nasıl bir katkı sağlayacağı...
Turkcell'in 'Cep Anayasası' mı, yoksa 'Vodafone Tüketici Hakları Bildirgesi' mi galip gelecek, konuyu hukuki süreç aydınlığa kavuşturacak. Fakat dişli rakip haline gelen Vadofone beni yanıltmadığı için mutluyum. Her halükârda bu kavganın tüketiciye faydası olacağına da inanıyorum.

 

Vakıfbank, denetim bürokrasisinden kurtularak İstanbul'a geliyor
Vakıflar Bankası, merkezini İstanbul'a taşıyarak yıllardır beklediği bir özlemi gidermiş oldu. Hatta Vakıfbank, İstanbul'a Ankara'nın elini, ayağını bağlayan bürokratik sıkıntılardan arınarak geliyor. Tam bir özel banka gibi...
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi yönetiminde bulunan mazbut (sahipsiz) ve mülhak vakıflara ait para ve gelirlerin en iyi şekilde değerlendirilmesi, çağdaş bankacılığın gerektirdiği yönetim ve çalışma esasları çerçevesinde ülkenin tasarruf birikimine katkıda bulunulması amacıyla kurulan banka, özel hukuk hükümlerine tabiydi. 1 5.1.1954 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu ile Vakıfbank kurulmuştu.
Kurulduğu yerden İstanbul'a taşınarak bir aşama kat edecek. Ancak, asıl aşamayı yeni denetim mantığıyla yapacak. Nasıl mı?
'Bankanın senelik muamelat ve hesabatı ayrıca Umumi Murakabe Heyetince (Yüksek Denetleme Kurulu) tetkik edilerek bir rapora bağlanır' hükmü gereği, 57 yıldır Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) tarafından yapılıyordu. İşte bu husus da taşınmayla birlikte Ankara'da kalacak, değişecek. Vakıfbank daha özerk ve özel hale gelecek.
Hatta 19.12.2010 tarihinde yayımlanan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve Sayıştay'ın birleştirilmesi sonrası, Vakıfbank'ın denetimi Sayıştay tarafından yerine getiriliyordu. Vakıfbank, bu bürokrasi denetimden muaf olacak.
Torba Yasa olarak da bilinen 6111 sayılı kanun ile çeşitli kanunların yanı sıra 6219 sayılı Vakıfbank Kanunu'nun bazı maddelerinde de değişiklik yapılmasıyla bu iki değişim gerçekleşmiş oldu.

Yukarı