TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bu ziyaret bölgeyi etkiler

Yaklaşık bir yıl önce Kuzey Irak'ı ziyaret ettiğimde gördüklerim ve yaşadıklarım karşısında şaşkına dönmüştüm. Türkiye'ye karşı ciddi bir ilgisi ve sevgisi olan insanlar Kuzey Irak'ta yaşıyor, ama biz her şeye Kandil ve teröre odaklayarak baktığımızdan kırılma hatta düzelme noktalarını görmekten aciz kalmışız. Tereddüt ile kızgınlık arasında dilimizde dolaşan Kuzey Irak kelimesinin yerine Kürdistan'ı tercih etmemiz bile önemli bir diyalog kapısı açabiliyor. Bunu bizzat yaşayarak gördüm. Üstelik bir Türkmen yetkili yanıma gelerek, şu sözleri sarf etti;
'Neden Kuzey Irak diyorsunuz. Burası Kürdistan. Kuzey Irak sözlerinizden hoşnut değiliz. Sanki bizleri kendinize kardeş kabul etmiyormuş gibi bir intiba ediniyoruz. Evet, ben bir Türkmenim ama Kürdistan'da yaşıyorum. Lütfen siz de buraya Kürdistan ismiyle hitap edin.'
Bu cümlelerden sonra epeyce düşündüm. Hak verdim. Ama Kuzey Irak kelimesi de öyle bir şekilde beynime yerleşmiş ki, istesem de söküp atamadım. Çünkü PKK ve terörün arkasından gidenler buna engeldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak ve Kürdistan ziyaretinin birçok şeyde algıyı değiştireceğine inanıyorum. Çünkü böyle bir gezinin önemini, hatta Türkiye ile ilişkilerde nasıl bir kapı açma ihtimali olduğunu bizzat Kürdistanlı bir bakandan duyduğumda şaşırmıştım.
Mealen şöyle demişti; 'Başbakan Erdoğan sadece Kürdistan'a gelip sokaklarında dolaşsa bile burada hesabını yapamayacağımız değişimler olacaktır. Erdoğan bizlere 'kardeşim' dediğinde her şey bitecektir. Bir defa bırakın Türkiye'den kötü sözle bahsetmeyi, her Kürdün hayalinde olan Türkiye'yi en az kendi vatanları kadar sahipleneceklerdir. Böyle bir yerde düşmanlık olur mu?'
Ben de peki, 'Kandil, PKK ve dağdaki teröristler ne olacak?' dediğimde, çaresizlikle iç geçirip, sesinin çıkaramadı. Kimse kusura bakmasın Kandil'de Kürdistan'ın etkisini aramak yerine başka yerlere bakmamız gerekiyor. Tabii bir de kardeşlik hukukumuzu gözden geçirmekte daha fazla zaman kaybedilmesi icap ediyor.
Başbakan Erdoğan'ın ziyaretine, bir sürprizle karşılık verilerek, Erbil'in Türk bayraklarıyla donatılması, Kerkük Meclis Başkanlığı'na ilk kez bir Türkmen'in Hasan Turan'ın seçilmesi bir yıl önceki tespitlerimi haklı çıkarmıyor mu?

 

Bir devrin başlangıcı
Bu ziyaret sadece Kürt-Türk bağlamında geçmiyor. Yılların yarası olan Sünni-Şii anlamsız tartışmalarının da kardeşlik zeminine kaymasına vesile olacak. Tabirimi mazur görün, bölge insanları düştükleri tuzakta gözlerini açmalarına, Batılı ülkelerin oyunlarına nasıl alet olduklarına yardımcı olacak. Uzağa gitmesinler. Kendi ülkeleri Irak ortada. Onlar kendi aralarında kavga ettikçe kazananlar enerji kaynaklarını kendilerine göre şekillendirmek isteyenler olacaktır. Libya'da savaş devam ederse yine kaybeden ülkenin halkı olacaktır.
Bu sebeple hiçbir Batılı ülke lideri, hatta bölgedeki çoğu Müslüman ülke liderleri dahi bu kadar özgüvenle Başbakan Erdoğan gibi Irak'ı sulh ortamında ziyaret edemez. Madem böyle bir hava yakalandı ve Türkiye'ye itibar ediliyor. Bu durumun bölge barışı için kullanılması gerekir. Dolayısıyla bu ülkelerin başta enerji kaynakları olmak üzere tüm değerlerinin kendi vatandaşları tarafından hiçbir yabancı gücün oyununa gelmeden kullanılmasına da Türkiye ön ayak olabilir.
Bu nedenle Şiilerin kutsal şehri Necef'i ve burada bulunan Hz. Ali'nin türbesini Başbakan Erdoğan'ın ziyareti önemlidir. Öyle 'İlk ziyaret eden Sünni lider oldu' ibarelerine de çok fazla itibar etmemek gerekir. Zira Türkiye'de her Sünni için Hz. Ali'nin önemi tartışılmaz. Güzel bir Alevi türküsünde, 'Ali sevilmez mi hey dost, deli misin sen?'güftesinin ifade ettiği anlama, bu coğrafyada herkes katılır ve duygulanır. Kerbela'nın acısını da Anadolu'daki her insan mezhep ayrımı olmadan yüreğinde hisseder.

 

Irak'ta iş yapmanın ipleri kimin elinde?
Başbakan Erdoğan'ın gerek Irak ve gerekse Kuzey Irak'a ziyaretiyle beraber çok hamaset kokan değerlendirmeler yapıldı. Bu geziye katılanlar da yaptı, Türkiye'den bölgeye bakanlar da. Halbuki bu kadar yakın olmamıza rağmen ticari ilişkilerde Türkiye'ye henüz istenen değer verilmemektedir.
Bir defa enerji kaynaklarından aldığımız paylar ortada. Hangi petrol sahalarında tek başına operatör olma imkânı yakalamışız? Bu açıdan sıfıra yakın noktadayız. Gargara yapıp gerçekleri unutmayalım. Ayrıca bakkallardaki çikletlerle, bisküvi ve çikolatalarla da avunmayalım. Yoksa kaybederiz. Bankalarımızın Kürdistan'da şubeler açması çok yerinde adım. Ama bunun bir de Irak geneli var. Ve biz henüz yolun başındayız. Dolayısıyla atılan her adımın sonunu getirmek için çalışmamız gerekir.
Önce kendi içimizde de organize olmak, Irak'a gidecek büyüklükte enerji şirketleri, finans kaynakları oluşturmak zorundayız. Aksi takdirde Iraklılarla, Kürtlerle kardeş oluruz, ama parsayı başka ülkeler toplar. Örnekleri de çok. Birçok binayı mesela Erbil Havaalanı'nı 'Kim yaptı?'diye sorduğunuzda, 'Türkler'deniyor. Evet, ama taşeron olarak.
Bu ziyaret en azından asıl iş sahibi olmamıza katkı sağlayacaktır.

Yukarı